Bugun...
10-11-2016 00:25:00 büyüt küçült

Yılmaz DURMAZ

Derviş mi, akrep mi?

Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister, elini uzatınca akrep sokar. Derviş tekrar dener, akrep yine sokar. Bunu görenler dayanamaz, dervişe: "İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye iyilik edersin" der. Derviş: "Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek; o fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştireyim." Derviş misali yaşamaya direniyorum. Direnmeye de devam…

İnsanlar tuhaflaştı. Önceki yazımda daha ileriye giderek paranoyak olduk diye yazdım. Olmamak mümkün mü? Karşıyaka Haber’de 9 yıldır yazıyor, haber yapıyorum. Çoğu zaman da gazete dağıtıyorum. Bir yılda tek başıma 124 sayfalık aylık Aktüel Panorama Dergisi hazırladım. O kadar çok insanla tanıştım ki kimini örnek aldım, onlardan çok şey öğrendim. Kiminden nefret ettim. Nefretime onları o göreve getirenler ve onları koruyanlarda ortaktı. Derviş gibi, akrep gibi yaşamaktan zevk alanlar… Ne yazık ki derviş gibilerin sayısı çok azdı. Etkinliklerde çektiğim fotoğrafları üşenmeden gece yarılarına kadar beleş paylaştım. Teşekkür edenlerin sayısı bir elin parmağını geçmedi. Poz verip de kart parasını bile alamadığım, elimde kalan fotoğraflar da çabası. Bütün bu yaptıklarımdan da tek kuruş aldığımı kimse söyleyemez. İnanmadığım hiçbir yazıyı da yazmadım.

Her zaman söylerim insan değişime en yatkın varlıktır. Kimi daha iyiye, kimi rezilliğe doğru değişir. Nasıl ki 50 yıl sonra tanıdığınız insanı tanıdığınıza pişman oluyorsanız. 50 yıl sonra karşılaştığımız insanı niye tanımamışım diye de üzüldüğümüz oluyordur. İşte bu durumu az da olsa yaşayanlardanım. Gazetecilikte haber değeri olan herkesle görüşürsünüz. Sonradan vatan haini, hırsız, düzenbaz, kendini beğenmiş, para, kartvizit soytarısı olarak karşınıza çıktığını görünce üzülürsünüz. Nankör çıkanlar da çabası. İnsanlar iyilik yaptığınızı bıraktığınız zaman sizi anlayabiliyorlar maalesef. Bu yaşamın bir parçası olmamalı aslında.

Her canlının ölümü tadacağı gerçeğini de unuturlar.  Vakti gelenin kaçışı yoktur. Tıpkı Temel ile Azrail’in fıkrasında olduğu gibi.

Azrail temelin yanına gelir ve “Kardeş vaktin tamam hadi gidelim” der. Temel de uyanık ya, yalvarır “bana 5 yıl süre ver, ondan sonra gel al canımı.”der. Azrail “ tamam” der. Temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz der, pilot olur. 5 yıl sonunda Azrail, pilot Temelin yanına gelir ve” vakit doldu gidelim”der. Temel de “şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak?” der;

Azrail: _ oğlum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten!

Mevlâna Hazretlerinin dediği gibi "Öğüt verecek insan değil, örnek olacak insan ol." Bunu başarabilirsek ne mutlu.

Aldığım ürünün satış sonrasına bakarım. Bu çok önemli. Geçenlerde arızalanan 8 yıllık bulaşık makinasının tamiri için servis çağırdım. Bostanlı Arçelik servisinin, gönderdiği Metin ismindeki elamanının ilgisi beni hayran bıraktı. Onların ilgileri ve davranışları bazı servislere ve sigorta şirketlerine örnek olmasını diliyorum.

Son söz “Gökte bir yıldız kayarsa eğer, sen yıldızı tut çocuk… Umut dile, barış dile, sevgi dile.” Can Yücel

Bu haber 3135 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam