Bugun...
22-12-2015 10:37:00 büyüt küçült

Mehmet ERDÜL

Kubilay ve Menemen Vilmodit

Menemen’deki olayı yaratan Derviş Mehmet diye anılan Giritli Mehmet, Menemen ve Manisa yöresinde Nakşibendî tarikatının propagandasını yapan Laz İbrahim’in dostudur.
Manisa’dan Menemen’e hareket ettiğinde, Görece Köyü’nde kömür ocağında kalır.
Hacı İsmail oğlu Hüseyin, Göreceli Mustafa oğlu Abdülkerim, kendisine Görece’de katılmışlardır. Kesik Köy Müftü Camii’nde kalırlar. Bozalan, Yağcılar, Çukur Köy ve Paşa Köy’den gelenler onlara katılır.
 Menemen’de İmam Abdullah oğlu Hafız Ahmet destekçileri olur. Menemen Hükümet Alanında “ Şeriat İsteriz” nidaları yükselmeye başlar.
Menemen karargah komutanı Nihat Bey yedek subay Kubilay’ı yanına çağırır;

“Kubilay Efendi Hükumet Alanında birkaç serseri olay çıkartmak üzere imiş, hükümet konağında Fahri Bey seni bekliyor onu gör. Yalnız dikkat edin kan dökülmesin. Gözlerini korkutun. Askerler yanına manevra mermisi alsınlar. Bu işi kan dökmeden halledelim.” Der

Kubilay Hükumet Meydanına gider. Topluluğa “Bu hükümete karşı gelmektir. Suç işliyorsunuz, kan dökülmeden dağılın” uyarısında bulunur. Kalabalıktan bir kurşun,ardından bir daha…

Kubilay hükumet binasının avlusuna çekilir. Yere düşer. Ali Oğlu Hasan İsimli Şeriatçı ile Şamdan Mehmet torbalarındaki bıçakları çıkartırlar ve Kubilay’ın kafasını bir taşın üstüne koyarak…

Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’da Florya Köşkü’nde dinlenmektedir. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya da İstanbul’dadır. Şükrü Kaya, Mustafa Kemal Atatürk'e, şeriat yanlılarının Menemen’de ayaklanma girişiminde bulunduğunu çatışmaların çıktığını Kubilay isminde bir Asteğmenin gericiler tarafından şehit edildiğini anlatır.

Atatürk, “ Sen ve ordu müfettişi Paşa derhal Menemen’e gidin. Kolordu Kumandanı Mustafa Muğlalı Paşa’ya da olay yerine gitmesi için haber iletin. Ben de şimdi Ankara’ya hareket ediyorum” der.

Atatürk Ankara’ya döner. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya da Menemen’de incelemelerini tamamlar,
Başkent Ankara’ya döner.
Çankaya’da toplanırlar, olayın ayrıntılarını Atatürk'e anlatırlar.
Atatürk ayağa, kalkar sinirli bir biçimde, “Menemeni Yakınız” der hışımla.
Toplantıda Kazım Özalp ve İsmet İnönü de vardır. Atatürk, konuşmasını sürdürür:

“Bu ne biçim haldir? Gericiler din adına, hükumet alanında ordunun bir subayını boğazlıyorlar. Binlerce Menemenliden biri çıkıp da yobazlara engel olamıyor. Hatta teşvik ve tekbirlerle onlara katılıyorlar. Bu hainler Yunan işgalinde neredeydiler. Onların namusunu dün kurtaran bir ordunun bir subayına reva görülen işlemin cezasını hepsi çekmelidirler.

Bu cumhuriyetin ve bizim başımızı kesmektir. Menemeni VİLMODİT ( Kara Bölge) ilan etmeye karar verdim. Kasabanın bütün halkı menemenden çıkarılacak, aileler birer ikişer memleketin her tarafına dağıtılacaktır. Kasaba tamamen yakılacak ve gelecek genç nesillere ibret olması yakılan kasabanın ortasına siyah bir sütun dikilecektir.”

Şükrü Kaya ve İsmet İnönü, Atatürk’ü yatıştırmak için incelemenin derinleştirilmesini ve tamamlayıcı bilgilerin gelmesini önerirler.

İsmet İnönü, Atatürk’ün sinirlerinin yatışacağını düşünmektedir. İnönü’nün dediği olur. Menemen’in VİLMODİT ilan edilmesi yerine, Orgeneral Mustafa Muğlalı Başkanlığında Divan-I Harb kurulur. Sonrasında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya;

“Paşam olay bundan ibaretti. Sizin Menemen’i neden yakma fikrinde olduğunuzu anlayamadık” diye sorar.

Atatürk’ün yanıtı serttir:

“ Ben, seni çok akıllı bir İçişleri Bakanı olarak tanıyordum. Menemen Kasabası’nın ne berbat bir yerde bulunduğunu gördüm.

Böyle bir vesileyle yurttaşlarımızı daha iyi yere nakleder burasını yakmakla da, orada taştan bir anıt yükseltir, üzerine ‘Cumhuriyet’in İlanından yedi yıl sonra, bu yerde bir iltica hareketi baş göstermiş ve burası yakılarak gericilik ezilmiştir ‘ yazısını yazardınız.

Böylece gelecek kuşaklar bunu ibretle görür ve okurlardı. Ne yapayım ki istediğimi sen de anlamadın.”

“VİLMODİT, gericilik başkaldırısına seyirci kalan Menemen halkının yaşadığı bölgede mi, yoksa bu hareketi başlatan insanların yola çıktığı bölgede mi ilan edilmeliydi?” sorunun yanıtını tarih de, tarihi yapanlar da yıllardır verememişlerdir.

Neden mi?

Kubilay olayı sonrası kurulan mahkemede ceza alanlara bir bakın.

Manisa'dan manifaturacı Osman, Manisa’dan Hafız Cemal, Manisa’dan tabur imamı İlyas Hoca, Manisa’dan Alipaşazade Ragıp, Manisa’dan Şeyh Hafız Ahmet, Manisa’dan Giritli İbrahim oğlu İsmail, Alaşehir’den Şeyh Ahmet Muhtar, Alaşehir’den Esat’ın oğlu Memet ali, Manisa hastanesi imamlığından mütekait Laz İbrahim, Manisa’dan Emrullah oğlu Memet, Manisa’dan nalıncı Hasan, Manisa’dan çoban Ramazan, Manisa’dan Giritli küçük Hasan, İzmir’den Laz Memet Ali hoca, Erbilli şeyh Esat

Bu haber 4058 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam