⚡ Son Dakika

Yitik vicdanlar çağındayız

Yılmaz Durmaz Yılmaz Durmaz 🕐 28 Temmuz 2026 👁 32 okunma

Bir insanda vicdan ve merhamet yoksa, ister hizmetli olsun, belediye başkanı, bakan, isterse mülti milyarder hem de dolar milyarderi olsun, onun insanlığı tartışmaya açıktır.

Vicdan ve merhamet sahipleri doğduğu ve doyduğu kente hizmet etmeyi hep görev sayar. İyiliği; birilerinin yaptığı gibi siyasete girip bir yerlere gelmek için ya da ticarete girip para kazanmak için yapmaz.

Buyurun işte günlerdir kamuoyunu işgal eden AHBAP dosyası. “Kızılay çadır satıyor” söylemi ile başlayan bir yardımseverlik gösterisi ve ardından milyarlarca liralık rant vurgunu, birçok ünlünün mahkeme koridorlarından geçişi. Kimler inanmadı ki. İçimizden akıllılar da çıktı da para yardımı yapmayıp eşya ve konut yardımı da yapanlar oldu. Oldu da şimdi onlarında satışı dillerde. Nasıl bir vicdan ki ihtiyaç sahibine verilecek bir yardımı kendine zırh yapmak, onu harcamak, etrafını faydalandırmak. Kanun önünde hüküm verilmedikçe herkes suçsuzdur deniliyor. Ben de söylenen, gündemdekilerden içim burkularak söz etmek istedim. Sonuçta “Para geride iz bırakır” Emeklilikten sonra bana yapılan iş tekliflerini “Para alan emir alır” diyerek ret ettiğim çok oldu. Çalıştımsa da asla emir almam demişimdir. Halkıma, Yüce Rabbim ’in beni kullarına adres gösterdiği kullarına karşılıksız ve beklentisiz hizmet ettim. Onları dinlerken de çaylarını ve kahvelerini ben ısmarladım. Bunu da Karşıyaka’daki güzel yürekli kurum yöneticilerimiz ile vicdan ve merhamet sahibi iş insanlarımızın sayesinde yaptım.

Nankör insanları hiç sevmem.  Hani güzel bir söz vardır "Değeri kime vereceğini iyi bilmelisin, suyu kıymetsiz bulana denizi versen yetmez." Nankörler çoğaldı. İnsanlar kendi çıkarları için, kendi gelecekleri için etrafındakileri feda etmekten kaçınmıyor.  İşleri iyi gitmeyen, mutsuz insanlara şunu söylüyorum. “İyilik gördüğünüz insanlara ihanetinizdendir. Ara sıra kendinize hatırlatın bunu diyorum.”

Geçen bana geçmiş olsuna gelen bir büyüğüm gerçek yaşanan şu hikâyeyi anlattı.

Adam çalışırken iki oğluna birer daire alıyor. Sonra emekli oluyor, eşini kaybediyor. Kendi kirada, sıkıntıda. İki oğlu babaya yardımcı olmuyor. Baba huzur evine gidip iki dairesini huzurevine bağışlıyor, yerleşiyor. Oğullarını arayıp huzur evine yerleştiğini söylüyor, daireleri bağışladığını söylemiyor. İki oğlu da “Bravo baba çok doğru bir karar” deyip babayı tebrik ediyorlar. İki üç ay sonra kurum kira kontratını oğulların önüne koyunca dairlerinde kiracı olmalarının şokuna yaşıyorlar. Bu duruma düşen Anne ve babalara örnek olmalı bence.

“Bir yerde küçük adamların büyük gölgeleri görünüyorsa, orada güneş batıyor demektir.” Sözüne fazla girmek istemezdim ama günlerdir yüreğime dokunduğu için kısaca yazayım. Kemoterapi sonrası yürümem gerekiyor. Enfeksiyon korkusu ile maske ve şapka kullanıyorum. Eşimle yürüdük, yorulduk Halkçı Belediyenin Dante cafesinde oturalım dedik. Benim dışardan bir şey yemem içmem yasak olduğu için eşime ‘İskelede yer varsa oraya oturalım sen bira iç te oturabilelim’ dedim. Beton kısmında sigara içiliyor diye de orada oturmak istemedik. İçeri girdim görevli genç bir kızdan kanser tedavisi gördüğümü söyleyerek izin istedim. Beş altı masanın boş olduğu halde en kenar köşeye oturduk. Bir genç geldi mutfak kapandı size servis yok dedi. Saat 23 tü ‘Bak ben akciğer kanseri tedavisi görüyorum, sigara içenlerin arasında oturamam, burası açık hava hanım bira içecek mutfakla işimiz yok dedimse de’ kalkın dedi. Bu durumu önce Kent A.Ş yönetim kurulu başkanı bildiğim beye gönderdim. Hatta kamera kayıtlarının tutulmasını da istedim. Cevap alamadım. Bir süre sonra WhatsApp’tan belediye başkanına yazdım. Bugüne kadar hiç cevap alamamak çok üzdü. Bu yetkiyi kim verdi. Bundan önce de dolmuş son duraklarına çıkan sokağın aylardır köstebek yuvası halini başkan yardımcısına, ulaştırma müdürüne, basın danışmanına yazdım mesajı okumayan, yarısını okuyanlar olunca Yıldız başkana yazdım. Sağ olsun ilgilendi başkan yardımcısı Volkan Bey aradı ve o gün yoldaki sorunu çözdü.

İran, ABD ve İsrail savaşı karar vericilerin dünya borsalarında oyunu gibi görmüyor değilim. Artist Ukrayna lideri Zelenskiy’nin İran’a saldırısı bu savaşın seyrini değiştirecek gibi. Aç gözlü Trump’ı Rusya ve Çin korkusu sardı. Faşist Netanyahu’yu ekim seçimleri, Paragöz Trump’u kasım seçimleri korkusu da eklenince seyir değişecek gibi. Yazıyı hazırladığımda Netanyahu ve Trump’un görüşmeleri daha başlamamıştı.

Etrafımızı saran ateş çemberinde Türkiye’nin uyguladığı siyaseti çok takdir ediyorum.

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde şu sözle bitireyim. "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır" M.Kemal Atatürk 

Yılmaz Durmaz
Yılmaz Durmaz
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →