⚡ Son Dakika

Truva Atı

Yılmaz Durmaz Yılmaz Durmaz 🕐 29 Ağustos 2026 👁 37 okunma
Truva Atı

1976 yılıydı. TUBİTAK tarafından Çanakkale İntepe’de düzenlediği “Bilim “Adamı Yetiştirme Gurubu Kampına” davet edilen Türkiye’deki başarılı lise öğrencilerinden 42 kişiden biriydim.

Kampta Ülkemizin çok değerli bilim insanları ile tanıştık, onlardan bilimsel gelişmeleri dinledik. Yol parasını zor denkleştirip gittiğim kampta, fotoğraflar çekerek harçlığımı çıkarıyordum.

Çanakkale’de gezerken Troya antik kentinde bulunun Truva Atı çok dikkatimi çekmişti. Onu asla unutmayacaktım. Yarım asırdır kampı, kamptakileri ve Truva Atı’nın marifetini, Emperyalizmin çakallığını, vahşetini unutmadığım gibi. 

Asıl önemli olan yaşamımı değiştiren güzel dostlar/dostu tanıdım. Daha sonra gittiğim Ankara’da Rahmetli Ecevit’in Kızılay’dan geçişinde birlikte “Kahrolsun Emperyalizm” sloganları attığımız arkadaşların emperyalizmin kucağına nasıl düştüklerini gördüğümden insanlığımdan utandım. O arkadaşların çoğu profesör olmuştu. TV haberlerinde birinin Antalya’da Profesör olduğunu öğrendiğimde çok sevinmiş, gidip onu görmek istemiştim. Yolum düştüğünde gidip onu hastanede görmek istedim. Öyle bir tavır gösterdik ki vebalıymışım gibi davrandı. Birini ABD de buldum, aradım. Türkçeyi unutmuş İngilizce konuşuyor, hızlılardan biri Ankara’daydı aradım geçmiş kafasında silinmişti. Aydınlık yolu açacak olan delikanlım emperyalizmin mi, kapitalizmin mi karanlık yoluna girmişti. Diğerlerini aramaktan vaz geçtim. Onların girdiği karanlıkta kayıp olurum korkusu ile. Onlardan Batman Kozluk’ta üniversite sınavlarına hazırlanmam için bana kitap, kaynak gönderen insanlığa hizmet etme yaşamıma yol vermede büyük katkısı olan Prof. Gülbin Dural yeterdi.

Kaleyi içten fethetmek, bir mücadeleyi veya hedefi doğrudan güç kullanarak değil, karşı taraftan birinin yardımını alarak ya da rakip grubun içine sızıp içeriden bir avantaj sağlayarak kazanmak demek. Kısaca kale içeriden "Dost Görünen Düşman" ile fetih edilir. Tıpkı beyinlere işleyerek insanları vicdan ve merhametten uzaklaştırdıkları gibi.

MÖ 12. veya 13. yüzyılda Akalar (Yunanlar) ile Anadolu'daki Truva (Troya) kenti arasında geçen Truva savaşı esnasında Yunanlar tarafından Truvalılara büyük bir at heykeli bırakıyor. Truvalılar bunu ganimet sanıp içeri alıyorlar. Atın içinde saklanan Yunanlar, gece vakti attan çıkıp Truva'nın kapılarını açarak, Yunan ordusunu içeri almış böylece on yıl süren savaşı kazanmış. 

Şimdi o Truva atlarından bolca evlerimize, yaşam alanlarımıza tonlarca para ödeyerek, kapitalizmin değirmenine su taşıyarak aldık/alıyoruz. Cep telefonları, robot süpürgeler, TV kısacası wifi sistemi olan optik okuyuculu her aygıtın birer veri aktarım casusu olduğu tartışılıyorken en iyi casusu yaşamımıza katmaya çalışıyoruz.

Siyasi partilere yerleştirilen "Dost Görünen Düşman" da bana göre birer Truva atı. Özgürlükten, bağımsızlıktan söz edilince mangalda kül bırakmayanlar kendilerine dayatılan isimleri seçiyor. Biat felsefesi diye başkalarını eleştirenler kendilerinin neye biat ettiklerinin farkında değiller. Seçmen, son seçimlerde kendilerine dayatılarak seçtirdikleri vekillerinin, belediye başkanlarının şimdi hangi partide olduklarının farkında mı? Kendilerini gökten geldiğini sanan belediye üst düzey görevlilerine kaç kişi ulaşabiliyor? Halktan kopukları, kendini ilah görenlerin atanmasını kim sağlıyor, kim/kimler koruyor?

Bir ülkede politikacı, yerde iken avucumuzda yiyen, uçarken kafamıza sı..n güvercinlere benzetilirse toplumsal çöküş kaçınılmazdır. Politikacı; Milletin vekili olmalı, ulaşılabilir olmalı, derdi dinlemeli, çareyi bulmaya çalışmalı, en önemlisi yüksekten düşenin ne hale geleceğini bilmeli. Seçim zamanında şapur şupur öpülmemizin beş yıl sürdüğünün farkına varamıyoruz maalesef.

İktidara çeyrek asırdır muhalefet keyfi yaşatmayan muhalefeti savunmak ne kadar ettik bilemedim. En mahsun düşüncemle iktidara muhalefet keyfi yaşatılsaydı, iktidar en azında memur ve emekli maaşlarında düzenlemeye gider, hayat pahalılığını giderirdi diyorum.  

Dört yanımız Truva atları. Elimizle yaşam alanlarımıza alıyoruz. Kimsenin kimseden şikayet etme hakkı yok bence.

Sonsöz “Yüce Rabbim sağlık versin, iyi insanlarla karşılaştırsın, ruhunu satan alçaklardan korusun”

 

Yılmaz Durmaz
Yılmaz Durmaz
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →