Sahil Yolunda Slalom Keyfi (!)
Slalom... Bu kelimeyi yaşamınızda sıkça duyarsınız. Aslında ülkemizde slalom yapmak neredeyse günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Bazen hayat sizi buna mecbur bırakır. İşgal edilen kaldırımlardan son dönemde yollara taşan masa ve sandalyelere kadar birçok engel nedeniyle insanlar yürürken adeta zikzak çizmek zorunda kalmaktadır. Eskiden araçlarla ya da kayaklarla yapılan slalom, bugün yayaların da kaçınılmaz bir davranışı olmuştur. Peki bunun bedelini yayalar mı ödemeli, yoksa insanları buna zorlayanlar mı?
Slalomun sözlük anlamına baktığımızda Türk Dil Kurumu şu açıklamayı yapıyor:
"Belirli işaretler, kapılar veya koniler arasında zikzak çizerek ilerleme manevrası. Kayak, otomobil ve motosiklet gibi farklı spor veya sürüş alanlarında denge, hız ve yön hâkimiyetini test etmek için uygulanır."
Dilimize Fransızca ve İngilizceden geçen bu kelimenin kökeni ise Norveççedeki slalåm sözcüğüne dayanır ve "eğimli pist" ya da "eğimli yol" anlamına gelir.
Anlaşılacağı üzere slalom, spor ve sürüş alanlarında kullanılan bir manevra tekniğidir. Özellikle kayak yarışlarını televizyondan izlerken spikerlerin bu kelimeyi sıkça kullandıklarına tanık oluruz. Kayak ve snowboard branşlarında sporcular, kar üzerine yerleştirilen kapılar arasından en kısa sürede ve zikzaklar çizerek geçmeye çalışırlar. Yarışın heyecanını ve görsel zenginliğini oluşturan temel unsur da budur.
Motosiklet ve otomobil tutkunları için de slalom yabancı bir kavram değildir. Kontrollü ortamlarda yapılan slalom çalışmaları, sürücünün direksiyon hâkimiyetini, denge ve reflekslerini geliştirmeye yardımcı olur.
Trafik açısından değerlendirildiğinde ise slalom, bir aracın şeritler arasında ani ve art arda yön değiştirerek zikzaklar çizmesi anlamına gelir. Günümüzde halk arasında "makas atmak" olarak bilinen bu davranış, trafiği tehlikeye düşüren ciddi bir kural ihlalidir. Eğitim alanlarında sürüş becerilerini geliştiren güvenli bir manevra olarak kabul edilen slalom, açık trafikte hem yasak hem de son derece tehlikelidir. Bu nedenle sürücüler için ustalık göstergesi değil, ciddi kazalara davetiye çıkaran sorumsuz bir davranış olarak değerlendirilmelidir.
Siz hiç slalom yapmak zorunda kaldınız mı?
“Elbette” diyebileceğiniz cevabı vereceğinizi hissetmemek elde mi?
Çandarlı’yı mutlaka biliyor veya duymuşsunuzdur. Dikili’nin şimdilerde mahallesi olan ülkemizin doğa, tarih, deniz harikası olan bir beldesi, tatil cenneti…
Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Çandarlı, Ceneviz şövalyeleri tarafından inşa edilen Çandarlı Kalesi ile adını duyurmuştur. Bu kale, Türkiye’nin en iyi korunmuş durumdaki kalelerinden biridir. Kalede Helenistik Çağ surlarından kalma taşların kullanıldığı görülür. Kale, 13. ve 14. yüzyıllarda Cenevizliler tarafından inşa edilmiş ve güçlendirilmiştir. Daha sonra 15. yüzyılda Sadrazam Çandarlı Halil Paşa tarafından yeniden yaptırılarak restore edilmiş, sağlamlaştırılmış ve kentin gelişimine önemli katkı sağlamıştır.
Yeni icat olan top atışlarına karşı dayanıklı olması için taş bloklar ve temel payandaları yaptırmıştır. Böylece Çandarlı Kalesi sağlam ve korunaklı bir hal almıştır. İşte o zamandan beri Pitane adının yerini Çandarlı almıştır. Bir başka deyişle Çandarlı'nın isim babası Halil Paşadır. Planı kareye yakın bir dik dörtgen biçiminde olan Çandarlı Kalesi, bugün beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile oldukça görkemlidir. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alır. Şehir merkezindeki bazı arkeolojik kalıntılar I., II. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak korunmaktadır.
Tarihi milattan önce 6. yüzyıla uzanan, sakin atmosferi, temiz plajları ve ihtişamlı kalesiyle öne çıkan şirin bir Ege kasabası olan Çandarlı; İzmir'e 100 km, Dikili'ye 22 km, Aliağa'ya 45 km ve Bergama'ya 35 km mesafededir. Kasaba ilk olarak MÖ 6. yüzyılda Aiolis bölgesinin önemli kent devletlerinden biri olan Pitane adıyla kurulmuştur. Kent, ilerleyen yüzyıllarda ticaret yollarını korumak isteyen Cenevizliler tarafından üs olarak kullanılmış ve surlar güçlendirilmiştir. II. Murad döneminin ünlü sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Ceneviz kalesini tamir ettirip kasabayı imar edince bölge "Çandarlı" adını almıştır. Ege Denizi'nin imbat ve poyraz rüzgarlarını aldığından yaz aylarında serin ve ferah bir iklime sahiptir. Uzun sahil şeridi, halk plajları ve yat limanı bölgeyi yaz turizminde cazibe merkezi yapar.
İnsanların tercih ettiği bu kentte sahil bandı boyunca uzanan yerleşim, Denizköy’den Dikili’ye kadar devam etmektedir. Ama gelin görün ki burada yaşayanlar ve bu yolu her gün kullananlar, zaman zaman bin pişman olduklarını dile getirirler. Çünkü yollar yıllardır kalıcı bir sistemle yapılmamış, oluşan çukurlar nedeniyle sürücüler için adeta doğal bir slalom parkuru ortaya çıkmıştır.
İşte Çandarlı merkezinin bazı bölümlerini de kapsayan 12-15 kilometrelik sahil yolu, çukurları ve bozuk zeminleriyle adeta doğal bir slalom parkurudur.
“Denizköy harika” diyenlere sorun bakalım gitmek isterler mi?
Bademli ile Çandarlı arasında yer alan, doğallığını büyük ölçüde koruyan sakin ve huzurlu bir sahil köyünün berrak denizi, sığ kumsalı ve kalabalıktan uzak doğasıyla kafa dinlemek isteyenler için ideal bir kaçış noktası.
Yolu bilmeyen ve ilk kez burayı gezi listesine alanlar, güzergâhtan geçmedikleri için hiç düşünmeden "Evet" diyecektir.
Ama ya bilenler? “Ne gitmesi, o yola girilir mi?” sözleriyle dertlerini anlatacaklardır. Hani “bir söyle, bin işit” derler ya, tam da o misal...
İzmir Büyükşehir Belediyesi yolu yapmaya başlamış. Bazı bölümlerde çalışmalar sürüyor. Ancak bu durum da ayrı bir tehlike yaratıyor. Bir yanda yol inşaatı, diğer yanda Piri Reis bölgesinin üzerindeki tepede yükselen inşaatlar... Hafriyat çalışmaları nedeniyle her an aracınıza taş isabet etmesi mümkün. Aman dikkat!
Sürücülerin bin bir güçlükle, zaman zaman tehlike atlatarak kullandıkları bu yol için sevinenler de vardır. Bunlar sanayideki otomobil ustaları ve lastik tamircileridir. Yolun her yeni çukuru onlar için yeni bir müşteri demektir. Adeta 7/24 mesai yapmakta, araçları randevuyla kabul etmektedirler.
Yollar düzelmeyince direksiyon değil, sabır aşınır. Yol medeniyettir; slalom ise mecburiyet değil, ihmalin sonucudur. Sorunlar çözülmedikçe biz anlatır dururuz; sonra da güleriz, ağlanacak hâlimize!