⚡ Son Dakika

Karşıyaka’nın Yitirilen Belleği: Ankara İlkokulu

Çiğdem Çimen Çiğdem Çimen 🕐 11 Temmuz 2026 👁 17 okunma
Karşıyaka’nın Yitirilen Belleği: Ankara İlkokulu

Karşıyaka, İzmir’in karşı kıyısı olmanın ötesinde, Cumhuriyet tarihimizin önemli bir tanığıdır.

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ebedi istirahatgâhı, Karşıyaka’nın kalbindedir.

Kurtuluş Savaşı’nın izleri buradadır. Ulusal eğitimin ilk adımları da Karşıyaka’da atılmıştır.

Ahmet Gürel ve Feruz Bozaslan’ın kaleme aldığı, Karşıyaka Belediyesi’nin yayımladığı Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka adlı eser, bu hafızayı titiz bir arşiv çalışmasıyla günümüze taşır.

Kitapta öne çıkan kurumlardan biri de Donanmacı Mahallesi’ndeki Ankara İlkokulu’dur.

Osmanlı’nın son döneminde Aya Anna Kilisesi’ne bağlı Rum cemaat mektebi olarak faaliyet gösteren okul, 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla emval-i metruke kapsamına girmiş, tamir edilerek “Ankara” adıyla Cumhuriyet eğitim hayatına katılmıştır.

Bu adlandırma tesadüf değildir; Başkent’le özdeşleşen ulusal iradeyi, laik ve modern eğitimin Karşıyaka toprağında kök salışını simgeler.

Kitapta aktarılan anılarda, 1925’teki Atatürk ziyaretinde okul öğrencilerinin istasyondaki coşkusu, o dönemin ruhunu yansıtır.

Aslan Tufan Yazman gibi tanıklar aracılığıyla öğreniriz ki, Ankara İlkokulu sadece ders verilen bir bina değil, yeni Türkiye’nin Karşıyaka’daki çimentosuydu.

Bu okul, Karşıyaka için çok daha derin bir anlam taşıyordu. 19. yüzyıl sonlarından itibaren Rum ve Ermeni okullarının yoğun olduğu bölgede, Cumhuriyet’le birlikte Türk eğitim kurumlarının öncüsü haline gelmişti.

Nüfus artışı, toplumsal dönüşüm ve ulusal kalkınma hedefleri doğrultusunda Karşıyaka’nın eğitim altyapısının belkemiğiydi. Levanten mimari izlerini taşıyan binası, çok kültürlülükten ulusal birliğe geçişin somut kanıtıydı.

Atatürk’ün Karşıyaka ziyaretlerinde (toplam 12 kez) vurguladığı gibi, eğitim ve gençlik, Cumhuriyet’in en büyük güvencesiydi. Ankara İlkokulu da bu vizyonun yerel ölçekteki en somut temsilcilerindendi.

Ne yazık ki bugün o bina yok. Deprem riski ve kentsel dönüşüm gerekçeleriyle yıkıldı.

Karşıyaka’da benzer vakalar çoğalıyor: Tarihi okullar siliniyor, hafıza otoparklara veya beton yapılara kurban gidiyor.

Bu yalnızca mimari bir kayıp değildir; kolektif belleğin sistematik erozyonudur.

Bir semtin çocukları, “Burada Atatürk’ün adımları yankılandı, burada Cumhuriyet’in öğretmenleri yetişti” diyebilecek somut bir mekândan mahrum bırakılıyor.

Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka gibi çalışmalar, yazılı hafızayı korurken, fiziki mirasın yok olması trajik bir çelişki yaratıyor. Kentleşme baskısı, rant odaklı politikalar ve koruma bilincindeki yetersizlik, Karşıyaka gibi köklü yerleşimlerin kimliğini aşındırıyor.

Oysa Atatürk’ün mirası, sadece nutuklarda değil, taşlarda, binalarda ve okullarda yaşamalıdır. Tarihi okulların restorasyonu veya özgün kimliğini koruyarak yeniden inşası, ulusal bir kültür politikası haline getirilmelidir.

Karşıyaka, Zübeyde Hanım’ın mezarıyla, Karşıyaka Spor Kulübü’nün ay-yıldız onuruyla ve Cumhuriyet nesillerinin yetiştiği mekânlarıyla Türkiye’nin ortak mirasıdır.

Ankara İlkokulu’nun yıkımı, bu mirasa vurulmuş bir darbedir. Geçmişi silerek geleceği kuramayız. Yerel yönetimler, Millî Eğitim Bakanlığı ve kamuoyu, bu tür tarihi değerleri koruma konusunda acilen harekete geçmelidir.

Unutmayalım: Kentler hafızasıyla var olur. Karşıyaka’nınki de Atatürk’ün adımlarıyla örülmüştür. O adımları silmek, hepimizin kaybıdır.

Dileğimiz, Ankara İlkokulu'nun bulunduğu yerde aynı adıyla, Cumhuriyet ve Karşıyaka ruhunu ve eğitim misyonunu yaşatacak yeni bir okulun yükselmesidir. Çünkü isimler değişse de binalar yenilense de, bir milletin hafızası ve değerleri yaşatıldığı sürece geleceğe umutla taşınabilir.

Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →