Karşıyaka Ruhu Güvenpark’ta Atıyor
19 Eylül 1921. Sakarya zaferinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” unvanını ve Mareşallik rütbesini verdi.
O günden beri ulu önderimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk diye anıyoruz. Çünkü gazilik bir unvan değildir. Vatan için ödenen bedelin en yüksek onurudur.
Bu kutsal damar 1 Kasım 1912’de Karşıyaka’da atmıştı. Kadızade Zühtü Işıl ve arkadaşları, zeytin ağacı altında, yağmur altında, azınlık egemenliğine karşı “biz de varız” diyerek Karşıyaka Spor Kulübü’nü kurdu. İzmir’in, Ege’nin ilk Türk spor kulübü doğdu. Kurtuluş Savaşı’nda o gençler cepheye koştu. İzmir’in kurtuluşunda Karşıyakalı sporcuların da payı vardı.
Gazi Mustafa Kemal, 1925 ve 1926’da Karşıyaka Spor Kulübü’nü ziyaret etti. “Karşıyaka Spor Kulübü’nde karşı karşıya bulunduğum gençlik iftihara çok şayandır” dedi.
Ve armasında ay-yıldızı taşıma onurunu bizzat Karşıyaka’ya armağan etti. Türkiye’de bu onuru Atatürk’ün elinden alan ilk ve tek kulüp oldu.
Karşıyaka ruhu budur: Direniş, vefa, eşitlik, vatan sevgisi. “Kaf Sin Kaf” yalnızca bir tezahürat değildir. Bir yaşam biçimidir.
Bugün terörle mücadele er gazileri günlerdir Ankara Güvenpark’ta adalet nöbeti tutuyor. Aynı cephede, aynı kurşunla, aynı fedakârlıkla yaralanan er gaziler, rütbe ayrımı gözetilmeksizin eşit özlük hakları istiyor. “Aynı fedakârlığa aynı hak” diyorlar. Vatan için canını koyanlar lütuf değil, adalet bekliyor. Protez bacakla, tekerlekli sandalyede, vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşam mücadelesi verirken parkta nöbet tutuyorlar. Çünkü hakları teslim edilene kadar susmayacaklar.
Bu ruhu yaşatan isimlerden biri, Karşıyaka Belediyesi Gazi ve Şehit Aileleri Destek Masası sorumlusu Feruz Bozaslan’dır. Sapına kadar Karşıyakalı olan Bozaslan, gaziler ve şehit aileleriyle kurduğu bağda, onlara karşı taşıdığı sorumluluğu ve görevi layıkıyla yerine getirişinde Karşıyaka ruhunun somut hâlini gösterir.
Geçtiğimiz yıllardaki bir tören vesilesiyle Cumhuriyet Bayramı’nda gaziler ve eşleriyle düzenlediği kültür gezisinde söylediği sözler, bu bağın özetidir: “Cumhuriyetimizin temel taşları olan gazilerimiz ve aileleriyle anlamlı ve güzel zaman geçirdik.”
Vefa, yalnızca anmak değil; yanında durmak, dinlemek, ihtiyaçlarını görmek ve onurlarını korumaktır. Bozaslan’ın yürüttüğü destek masası çalışmaları, bu anlayışın Karşıyaka’daki yansımasıdır.
Karşıyaka’nın 1912’deki başkaldırısıyla Güvenpark’taki bu sessiz çığlık aynı damardan besleniyor. Kurtuluşta gaziler vardı, cumhuriyetin temellerinde gaziler vardı, spor sahasında da, sokakta da gaziler vardı. Bugün de varlar. Karşıyaka ruhu, o gazilerin yanındadır. Çünkü Gazi Mustafa Kemal’in unvanını taşıdığımız bu topraklarda gazilik makamı eşittir; rütbe değil, fedakârlık esastır.
Dünü ve bugünü bağlayan çizgi nettir: Vatan için bedel ödeyenler yalnız bırakılamaz. Adalet gecikmemelidir.
Şimdi sıra Türk Milleti’ndedir.
Ey Karşıyaka… 1912’de zeytin ağacının altında “biz de varız” diyen, Atatürk’ün elinden ay-yıldızı alan, her maçta “Kaf Sin Kaf” diye gürleyen semt… Senin ruhun yalnızca seninle sınırlı değildir. O ruh, bu vatanın ortak mirasıdır.
Güvenpark’ta protez bacakla, tekerlekli sandalyede, şarapnel yaralarıyla nöbet tutan er gaziler, yalnızca bir semtin değil, bütün Türkiye’nin onurudur. Onları yalnız bırakmak, kendi tarihimize, kendi kanımıza sırt dönmektir. Vefa yalnızca anmak değildir; yanında durmak, ses vermek, haklarını savunmaktır.
Karşıyaka’dan başlayarak bütün yurt, ayağa kalkmalıdır. Çünkü gazilerin yanında olmak, bir semtin değil, bir milletin borcudur.
Bu topraklarda gazilik makamı eşittir. Rütbe değil, fedakârlık esastır. Adalet gecikmemelidir.
Ses verin. Destek olun. Yanında durun.
Çünkü susmak, ihanettir.