⚡ Son Dakika

İçi seni yakar, dışı beni

Op. Dr. Serhan Çelikhisar Op. Dr. Serhan Çelikhisar 🕐 27 Temmuz 2026 👁 94 okunma
İçi seni yakar, dışı beni

Bir önceki yazımda Ahmet Kandemir’in ve kulübün resmi açıklamasının ardından konuyla ilgili görüşlerimi ifade etmiştim…

Temeldeki eleştirim de prim konusunda;  ‘’önceki yönetim söz verdi, biz değil’’ şeklinde yapılan kulüp açıklamasınaydı…

Ahmet Kandemir ile görüşme yapıldığı halde hiç görüşülmedi demesi de Ahmet hoca açısından yaptığım bir eleştiriydi…

Bu yazı sonrasında hem kulübe yakın arkadaşlarımdan, hem de Ahmet Kandemir’den geri dönüşler aldım…

Ahmet Hoca ile olan diyaloğum ikimizin arasında kalacak olan samimi bir sohbet şeklindeydi. Ancak kendince haklı olduğu bazı konuları ve geçmişte de görev yaptığı dönemlerde benzer sorunları yaşadığını öğrenmiş oldum…

Her konunun iki tarafı vardır tabi…

Kulübe yakın olan arkadaşımdan da kulüp açısından son derece haklı gerekçeler olduğunu öğrendim…

Her iki taraf da kendince haklı nedenlere sahip neticede…

Bizzat diyaloğumun olduğu, fakat kulüp konularına bugüne kadar hiç girmediğim Yiğit Başkanın kişiliğine de, Karşıyakalılığına da tek bir söz edebileceğim hiçbir davranışıyla bugüne kadar yüzleşmedim…

Son derece kibar, son derece Karşıyaka sevdalısı ve özellikle de basketbol tribünlerinden herkesin aşina olduğu bir karakter…

Zaten başkanlığına Karşıyakalı olup da sevinmeyen olmamıştır diye düşünüyorum…

Hal böyleyken de kendisinin Ahmet Kandemir ile ilgili olarak da her şeyden önce kulüp menfaatleri doğrultusunda gereğini yapmak isteyeceğinden kimsenin şüphesi yoktur diye düşünüyorum…

Benim önceki yazımdaki eleştirim zaten kendisine değil, kulüp adına o açıklama metnini hazırlayan kimse onaydı. Çünkü bazen haklı olduğunuz mevzularda bile öyle bir şey dersiniz ki kendi kendinizi haksız duruma düşürebilirsiniz. Keşke prim için ‘’bizi bağlamaz’’ çerçevesinde bir açıklama yapmak yerine ya sessiz kalınsaydı ya da daha farklı bir izahat içine girilseydi. Neyse…

Bu durumda dışarıdan bakan gözler olarak ve iç dinamiklere de tam hakim olamayan kişiler olarak hem kendince Ahmet Kandemir’in haklı gerekçelerini, hem de kulüp idaresinin kendince haklı gerekçelerini çok da sorgulayıp bir sonuca varamıyoruz. Ancak, ortak paydada buluşulamıyorsa bile karşılıklı saygıyı da muhafaza etmek gerektiğini söyleyebiliriz en azından…

En son gelinen noktada Nenad Markovic adı gündemde…

Bu konuda da Turgay Büyükkarcı’nın yoğun çabalarıyla yol alındığı söyleniyor…

Bence Ahmet Hoca olmayacaksa eğer, ki olmayacak gibi, Markovic alternatifi çok da kötü bir seçenek değil…

Olasılıkla maliyeti de yüksek olmayacaktır, çünkü en son Yunanistan’da çalıştırdığı takımın ligi sonuncu sırada küme düşerek bitirdiği bir koç’tan bahsediyoruz…

Ancak tek başına bu durum onun kötü bir koç olduğu anlamına gelmez bence…

Başarıda olduğu gibi başarısızlıklarda da pek çok faktör rol oynar ve bunu sadece koça bağlamamak lazım…

Karşıyaka’yı ve buranın salon atmosferini tanıması, bizim ligi tanıması gibi avantajları da olduğunu düşünüyorum…

2017 yılında Tenerife ile FIBA Kıtalararası Şampiyonluğu yaşadığını da söylemek lazım bu arada. İnsanlar sadece başarısızlıkları ile anılıp başarılarından bahsedilmezse bu da haksızlık olacaktır çünkü…

Sonuç itibarı ile kulüpteki iç dinamikler, Yiğit Tusder’in tek başına iyi niyeti ve heyecanının yetemeyeceği başka pürüzler, Ahmet Kandemir’in serzenişleri derken ortada ‘’içi seni yakar, dışı beni’’ türünden durumlar var belli ki!

Umuyoruz ki her şey her zaman Karşıyaka lehine olacak şekilde sonuçlanır.

Sağlıcakla kalın!..

Op. Dr. Serhan Çelikhisar
Op. Dr. Serhan Çelikhisar
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →