Gün Ortasında Akşam Olur mu İnsan?
Hayatın en acı gerçeği, zamanın herkes için aynı akmadığını anlamaktır.
Saatler aynı saati gösterir. Güneş aynı gökyüzünde yükselir. Caddeler aynı kalabalıkla dolar. Ancak bazılarımız için öğle vakti, çoktan akşama dönüşmüştür.
İlk bakışta bu bir benzetme gibi gelebilir. Oysa biraz dikkatle bakıldığında, her gün yanımızdan geçen yüzlerce insanın içinde yaşadığı sessiz gerçeğin adıdır bu.
Hiç düşündünüz mü?
Sabah evinden umutla çıkan bir insan, öğleden sonra aldığı tek bir haberle bambaşka biri olabilir. Bir doktor odasında duyulan birkaç kelime... İş yerinde verilen beklenmedik bir karar... Telefonun diğer ucundan gelen kötü bir haber... Ya da yıllarca güvenilen bir insanın tek cümlesi...
Bazen bir ömür, birkaç dakikanın içine sığar.
O dakikadan sonra dışarıdaki güneş aynı parlaklıkta parlamaya devam eder. Trafik akar, insanlar alışveriş yapar, çocuklar parkta oynar. Hayat kimse için durmaz.
Ama bir insanın içinde vakit çoktan akşam olmuştur.
Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı tam burada başlıyor.
Artık birbirimizin yüzüne bakıyoruz ama birbirimizi görmüyoruz. Aynı masada oturuyoruz ama aynı duyguyu paylaşmıyoruz. "Nasılsın?" diye soruyoruz; cevabını gerçekten merak etmeden yolumuza devam ediyoruz.
Oysa bazen bir insanın tek ihtiyacı, uzun öğütler değil; gerçekten dinleyen bir çift kulaktır.
Teknoloji geliştikçe iletişim kolaylaştı denildi. Fakat aynı hızla empatiyi kaybettik. Bir mesajı saniyeler içinde gönderiyoruz ama bir gönle dokunacak iki cümleyi kurmakta zorlanıyoruz.
Belki de bu yüzden insanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor.
Çünkü kimse, görünmeyen yaraları fark etmiyor.
Oysa insanın en ağır yükü, omzunda taşıdığı değil; içinde susturduğu acıdır.
Hayat bize sürekli güçlü görünmeyi öğretiyor. Ağlamamayı, belli etmemeyi, ayakta kalmayı...
Fakat güçlü olmak, acıyı yok saymak değildir. Asıl güç, kırılmasına rağmen başkasını incitmemeyi başarabilmektir.
Bugün etrafınıza biraz daha dikkatle bakın.
Otobüste yanınıza oturan kişi...
Markette kasada bekleyen yaşlı kadın...
İş arkadaşınız...
Komşunuz...
Belki de her zamanki gibi gülümseyen dostunuz...
Hiçbiri göründüğü kadar iyi olmayabilir.
Çünkü bazı insanların içinde akşam, saat altıyı beklemez.
Bu yüzden birbirimize karşı biraz daha sabırlı, biraz daha anlayışlı ve biraz daha merhametli olmayı öğrenmeliyiz.
Nezaketin eksildiği, tahammülün azaldığı, insanların birbirine hızla yabancılaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Belki de yeniden kazanmamız gereken ilk değer, birbirimizin yükünü anlamaya çalışmaktır.
Çünkü hayatın hangi anında kimin güneşinin batacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ve unutmayalım...
İnsan bazen gerçekten gün ortasında akşamı yaşar.
Ama bir insanın yeniden sabahı görebilmesi, bazen yalnızca uzatılan samimi bir elin, içten bir selamın ya da yargılamadan dinleyen bir yüreğin varlığına bağlıdır.
Belki de dünyayı değiştirecek büyük adımlar değil; tam zamanında söylenmiş küçük bir "Yanındayım." cümlesidir.