⚡ Son Dakika

Fair play ruhuna işlemek!

Avni Erboy Avni Erboy 🕐 14 Temmuz 2026 👁 94 okunma
Fair play ruhuna işlemek!

İnsanoğlu bazen çok garip oluyor. Yüzüne gülüyor ama arkanı döndüğünde oyun çevirmeye başlıyor. Üstelik varlığınızın olduğu yerde sesi çıkmayanlar, yokluğunuzda bülbül gibi şakıyor... Öylesine çeneleri açılıyor ki; zannedersiniz dünya sadece hayalden ibaret!.. 
Arkadan konuşan insanlar, konuşmaya devam ettikçe de, gerçek yüzlerini sahneliyor. Onlar ve goygoycuları (bilgisizce veya gereksiz yere boş konuşan, laf kalabalığında bulunan veya birini övmek için abartılı şakşakçılık yapan kimseler) bilmiyor ki; küçük insanlar konuşur, büyük insanlar konuşulur...
Siz hangisi olmak istersiniz?
Bazıları da “orada varsa varım. Yoksa yokum…” diyerek maskeleriyle dolaşıp dururlar.
Oyun içinde oyun çevirip, herhangi bir işi (görevi) almak için aslan kesilenlerin, yük altına girince tavşan olduklarını biliyor musunuz?
Bunları sakın göz ardı etmeyin, prim vermeyin. 
Unutmayın; dümende nutuk atan çok olur ama fırtına koptuğunda kürekleri çekecek insan bulamazsınız…
Hayatın her alanında kararlı duruşumuz, şeffaflığımız, koşulsuz bağlılığı ifade etmemiz, ister teslimiyet, dostluk, sadakat, net duruş olsun… Her biri; bizim için kesin bir çizgidir!
Hangi görevden ayrılsak, o halen kutsaldır. İşin içinde olmasak da, aynen devam ederiz. Ayrılsak bile; ruhumuzdaki fair play duygusu bizi asla terk etmez… O yüreğimize kazılan kalıcı onur madalyasıdır.
Öncelikle yarım yamalak işlerin adamı olmamaya özen gösterenler gibi, görev verildiğinde geçiştirmeden hakkıyla yapabilen kişilikteyiz.
Menfaat odaklı değil, “Ekip ruhu”na inanarak, omuz omuza yürünecekse her görevde var olanlardanız… 
Bireysel hırsların içinde bulunmadan, tüm zorluklar karşısında geri adım atmayan; mücadele varsa içinde olan, teslimiyet karşısında duran, adanmışlığı, netliği, yarı yolda bırakmamayı ve belirsizliğe tahammülsüzlüğü ifade eden karakteri benimseriz.
Ruhumuza fair play işlemiş bir kere… Sökmek isteseniz sökemezsiniz! Aynen kalıcı dövmeyi silemediğiniz gibi…
Kaldı ki; aksi davranıştaki ısrarcıları içimizden atarız. Başkanlıklarını yaptığım spor kulübü ve sanat derneğinden 10 kişiyi ihraç etmemiz gibi…
Biz doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye devam ederiz.  
Bu konudaki ustamız Erdoğan Arıpınar…
Kimdir, bu Erdoğan Arıpınar?
Anlatayım.
Öncelikle kelimenin tam anlamıyla gazeteci. Hem de; 75 yıllık gazeteci. 
Gazetelerin gazete olduğu, Bugün efsane olan Babıali’nin bu işin kalbi durumda bulunduğu dönemlerin ustalarından, Erdoğan Arıpınar…
Üstelik “Adam gibi adam… 10 Numara, 5 yıldız…”
Türkiye Spor Gazetesi’nde muhabir olarak başladığı mesleğinde, Cumhuriyet Gazetesi’nde Spor Servisi Şefi, Günaydın Gazetesi’nde Genel Müdür, Hürriyet Gazetesi’nde Haberler Müdürü olarak çalıştı. Halen de kendi ajansında (Türk Spor Ajansı) çalışıyor. 
Halen bu yaşına karşın aktif gazeteci ve yazar…
Basın Şeref Kartı sahibi. TGC üyesi, TSYD’nin Kurucu Genel Sekreteri. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin en kıdemli üyesi. TMOK Fair Play Komisyonu Onursal Başkanı, CIFP (Dünya Fair Play Konseyi) Başkan Yardımcısı, EFPM (Avrupa Fair Play Birliği) Onursal Üyesi, Azerbaycan Bakü Spor Akademisi’nden Fahri Doktora Unvanı sahibi…
IOC’nin (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) en büyük ödülü “Olimpic Order nişanı”na layık görüldü. 6 Yaz 1 Kış Olimpiyatı ile Türkiye’nin en çok olimpiyat izleyen gazeteci unvanını elinde bulunduruyor. 
Oy Sandığı, Ülkemin Sporu İçin ve Fair Play adlı 3 kitabı, Kâğıt Fener adlı bir de şiir kitabı var. 
Türk Spor Ajansı’nın kurucusu ve genel yayın müdürü. Balıkesir Lisesi, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunu. Askerlik görevini Erzincan Lisesi’nde Yedek Subay Öğretmen olarak yaptı.
Biz; topu taca atmanın değil, fair play’in geniş yelpazesini Erdoğan Arıpınar’dan öğrendik. Onun izinden yürüyoruz. 
Bırakın isteyen herkes arkadan konuşsun. İnanın martı dışkısıyla deniz kirlenmez. 
Varsa insanın arkasından konuşanlara not: Sizi müsait bir zamanda karşımızda da görmek isteriz...
"Varsa varım, yoksa yokum" duruşunun karşısında olan kişilik ön plana çıkınca, insanlar neden panik olur onu da bilemiyoruz.
Ya varsındır, ya da yok!..
Koltukta otururken “ben sizdenim.” 
Koltuktan düşünce tu kaka.. 
Üstelik düşman kesilip, güzelliklere çamur atmaya kalkarlar. Bir de çeneleri çok çalışır. Utanmadan yalanlama kampanyası yaratmaya çalışırlar!..
Sözüm ona; küçücük akıllarıyla, zeytinyağı gibi üste çıkacaklar…
Fair Play’e sığınıp da cebini dolduranlara veya rant elde edenlere rastlamadık mı?
Hayat akarken, bu gözler neleri gördü, kulaklar neleri duydu!..
Spor kulüplerinde durum farklı mı?
Yönetimde olanlar “En büyük…” diye alkış tutarken, yönetim dışı kalınca al başına belayı… 
Adeta düşman kesiliyorlar. Kendilerince kedinin fareyle oynadığı gibi oyunun içine giriyorlar… Gerçi dönemimizde kediler de farelerle arkadaş oldu ya!..
Ne yapacaksınız devir değişti…
İnsanlar değişti, hayvanlar mı değişmeyecek?
Ama değişmeyen tarih… Gerçekler…
İşte bu tarih içinde günümüze kadar gelen armaları korumak en büyük görevimiz. Onların varlığı bizim spor kültürümüz, geldiğimiz nokta ve geleceğimiz… 
İzmir’in köklü armalarına sahip çıkmalıyız. 
Kim ne kadar arkadan konuşup, kötülük de yapmaya çalışsa; gerçek sevdalılar ve onların sahipleri olan taraftarlar buna asla ve asla izin vermezler. 
Vermeyecekler!
Onların yüreğindeki semt aşkı, kulüp sevdası, arma tutkusu ve sevgisi aynen fair play olgusu gibi kalplerden sökülüp atılamaz… Bırakın sökmeyi, buna teşebbüs edenlerin akıbetinin ne olacağını da bilenler çok iyi bilir…
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az demeyeceğim. Bu laf hafif kalır. Lafım meclisten dışarı değil, “cuk” diye üzerine yapışanlara…

Avni Erboy
Avni Erboy
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →