Dar Ayna
Toplumsal tartışmaların en büyük sorunu artık hakikatin kendisi değil, ona bakma biçimimiz. Çünkü aynı olaya bakanlar, farklı sonuçlara değil; tamamen farklı dünyalara ulaşıyor. Ortada tek bir gerçek var ama herkesin elinde başka bir ayna.
Biz uzun zamandır dünyaya dar aynalardan bakıyoruz. Bu aynalar genişletmiyor; küçültüyor, çarpıtıyor, eksiltiyor. Kimi aynada insan kendini olduğundan büyük görüyor, kimi aynada tamamen silikleşiyor. Ama ikisi de aynı hataya düşüyor: gördüğünü mutlak hakikat sanmak.
Siyasetin bugünkü dili de tam burada bozuluyor. İç bükey aynalarda bakılan bir siyaset, sürekli eksiklik üretir. Her şey yetersiz, her şey yanlış, her şey çökmekte. Bu bakış insanı küçültür ama fark ettirmez; çünkü kişi kendini “gerçeği gören” sanır. Dış bükey kuruntularda ise tam tersi yaşanır. Her şey büyütülür, her başarı olduğundan daha parlak, her iddia olduğundan daha kesin görünür. Bu kez de gerçeklik yerini abartıya bırakır. İnsan, kendi kuruntusunun şişirdiği bir dünyada yaşamaya başlar.
Bir de paralel aynalar var. Bugünün en tehlikeli alanı belki de burasıdır. Aynı fikirlerin, aynı öfkelerin, aynı onayların birbirini çoğalttığı bu alanlarda insan artık farklı olanı duyamaz hale gelir. Kendi sesi kalabalıklaşır, başkasının sesi silinir. Böylece çoğunluk hissi oluşur ama çoğulluk değil; sadece yankı.
Bütün bu tablo içinde asıl kaybolan şey hakikat değil, bakışın kendisidir. Çünkü insan, baktığı şeyi değil, bakışının sınırını büyütür ya da daraltır. Ve çoğu zaman hakikat değişmez; sadece onu taşıyan yüzey bozulur.
Bu yüzden bugün yaşadığımız siyasi sertleşmelerin, kutuplaşmaların, birbirini anlamama halinin temelinde ideolojilerden çok daha derin bir sorun var: daralmış bakışlar. Herkes kendi aynasında haklı, herkes kendi yansımasında güçlü.
Oysa belki de mesele kimin haklı olduğu değil, kimin aynasının daha az eğri olduğu meselesidir. Çünkü eğri bir aynada doğrular bile çarpık görünür.
Ve belki de en tehlikelisi şudur: yanlış bir aynadan bakmak, hiç bakmamaktan daha güven vericidir. Çünkü yanlış bakış en azından bir görüntü üretir; aynasızlık ise insanı boşlukla baş başa bırakır. Bu yüzden insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerini rahatlatan yansımayı seçer.
Bugün ihtiyacımız olan şey daha çok konuşmak değil, daha geniş bir aynaya bakabilmektir. Çünkü daralan her bakış, sadece dünyayı değil, birbirimizi de eksiltir.