⚡ Son Dakika

Atatürk'ün Annesini Emanet Ettiği Karşıyaka'da Tarihle Yürümek

Çiğdem Çimen Çiğdem Çimen 🕐 11 Eylül 2026 👁 176 okunma
Atatürk'ün Annesini Emanet Ettiği Karşıyaka'da Tarihle Yürümek

ATATÜRK’ÜN ADIMLARIYLA KARŞIYAKA

Bazı şehirlerin sokaklarında yürürsünüz.

Bazı sokaklarda ise tarih sizinle birlikte yürür.

Karşıyaka işte böyle bir semttir.

Çünkü Karşıyaka’da geçmiş, yalnızca eski fotoğraflarda, sararmış belgelerde ya da kitap sayfalarında durmaz. Bir tren istasyonunda, bir köşkün duvarlarında, bir okulun koridorlarında, , bir mezarın sessizliğinde ve dalgalanan bir bayrağın altında yaşamaya devam eder.

Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka” kitabı da tam bu nedenle sıradan bir kent tarihi kitabı değildir. Ahmet Gürel ve Feruz Bozaslan’ın kaleme aldığı eser, Atatürk’ün Karşıyaka’daki izlerini kayıt altına alırken aslında bir kentin hafızasını geleceğe teslim ediyor.

Çünkü Atatürk’ün Karşıyaka ziyaretleri yalnızca Karşıyaka’nın tarihi değildir.

Türkiye’nin tarihidir.

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın Karşıyaka’da toprağa verilmesi… Atatürk’ün annesine duyduğu sevgi… Karşıyaka’daki okul ziyaretleri… Öğretmenlere, gençlere ve halka verdiği mesajlar… Cumhuriyetin eğitim ve kültür anlayışına ilişkin sözleri… Ve Karşıyaka Spor Kulübü…

Bütün bunlar bir semtin sınırlarını aşan, Cumhuriyet’in hangi değerler üzerine kurulduğunu anlatan büyük bir tarih dersidir.

Karşıyaka Spor Kulübü’nün hikâyesi de bu büyük tarihin önemli parçalarından biridir. Zühtü Işıl ve arkadaşlarının öncülüğünde kurulan kulüp, yalnızca bir spor kulübü olarak değil, Milli Mücadele ruhunu taşıyan gençlerin buluştuğu bir yuva olarak da tarihteki yerini almıştır.

Atatürk’ün Karşıyaka Spor Kulübü’ne yaptığı ziyaret ise bu ilişkinin en anlamlı sayfalarından biridir. Kulübe ay-yıldız verilmesi ve Atatürk’ün gençlere yönelik övgü dolu sözleri, bugün bile yalnızca Karşıyaka için değil, Cumhuriyetin gençlik idealini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır.

Atatürk için gençlik Cumhuriyetin geleceğiydi.

Spor, kültürün bir parçasıydı.

Eğitim, bağımsızlığın güvencesiydi.

Çağdaşlık ise yalnızca ekonomik kalkınma değildi.

Bir milletin kendi kültürüne, tarihine, sanatına ve değerlerine sahip çıkmasıydı.

İşte bugün “Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka” adıyla düzenlenen kent turlarının anlamı da burada başlıyor.

Kitabın sayfalarından çıkıp sokağa…

Sokaktan kent belleğine…

Kent belleğinden gelecek kuşaklara uzanan bir yolculuk bu.

26 Ağustos’ta başlayan ve belirli aralıklarla sürdürülen turların 9 Eylül gibi İzmir’in kurtuluşuyla özdeşleşmiş tarihi bir günde de gerçekleştirilmesi ayrıca anlamlıydı.

Ben de 9 Eylül’de bu çok özel turun bir parçası olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadım.

Rehberimiz Emir Bey’in anlatımıyla Karşıyaka’nın bildiğimiz sokakları bir anda bambaşka bir anlam kazandı.

Atatürk’ün tarihi tren garında karşılanışı…

Zübeyde Hanım’ın Karşıyaka günleri…

Karşıyakalıların Zübeyde Hanım’a ve Atatürk’e gösterdiği sevgi ve saygı…

Atatürk’ün Halkevi’ne ve tarihi okullara yaptığı ziyaretler…

İzmir’in kurtuluşu…

Karşıyaka’da Türk bayrağını göndere çeken Bombacı Ali Çavuş…

Zühtü Işıl ve arkadaşlarının Milli Mücadele’deki yeri…

Karşıyaka Spor Kulübü’nün kuruluş hikâyesi…

Atatürk’ün Karşıyaka Spor Kulübü’nü ve stadı ziyaret edişi…

Bütün bunları dinlerken insan bir süre sonra şunu fark ediyor:

Aslında bir geziye çıkmamışsınız.

Bir kitabın içine girmişsiniz.

Üstelik bu kez kitabın sayfalarını siz çeviriyorsunuz.

Bir durakta bir tarih…

Bir binada başka bir hikâye…

Bir sokakta başka bir kahraman…

Bir mezarın başında edilen egemenlik yemini…

Ve gökyüzünde dalgalanan bir bayrak…

Her şey birbirine bağlanıyor.

Tam burada Bombacı Ali Çavuş’u ayrıca anmak gerekiyor.

Çünkü kurtuluş günlerinde Karşıyaka’ya Türk bayrağını diken kahramanlardan biri olarak onun adı, kentin belleğinde özel bir yere sahip.

Bir insan eline silah alıp cephede savaşabilir.

Bir başkası eline kalem alıp aynı mücadeleyi başka bir cephede sürdürebilir.

Biri bayrağı göndere çeker.

Diğeri unutulmasın diye o bayrağın hikâyesini yazar.

Biri vatanı kurtarmak için canını ortaya koyar.

Diğeri vatanın hafızasını korumak için ömrünü verir.

Bombacı Ali Çavuş’un yaptığıyla Ahmet Gürel ve Feruz Bozaslan’ın yaptığı, görünüşte birbirinden farklıdır.

Ama özünde aynıdır:

Emanete sahip çıkmaktır.

Biri toprağı savunmuştur.

Diğeri tarihi.

Biri bayrağı yükseltmiştir.

Diğeri o bayrağın hikâyesini gelecek kuşaklara taşımaktadır.

İşte kültür mücadelesi budur.

Atatürk’ün yıllar önce işaret ettiği büyük kültür savaşının bugünkü karşılıklarından biri de budur.

Çünkü bir millet yalnızca savaş kazanarak bağımsız kalmaz.

Tarihini hatırlayarak da bağımsız kalır.

Kendi kahramanlarını tanıyarak…

Kendi kentinin hafızasına sahip çıkarak…

Kendi çocuklarına geçmişini anlatarak…

Ve kendisine bırakılan Cumhuriyet mirasını koruyarak…

Bu nedenle “Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka” artık yalnızca bir kitap değildir.

Bir kent belleğidir.

Bir kültür projesidir.

Bir eğitim yolculuğudur.

Bir yürüyüş rotasıdır.

Ve belki de en önemlisi, yaşayan bir arşivin ilk sayfalarından biridir.

Çünkü bu turlara katılan insanların anlattıkları eski Karşıyaka hikâyeleri de en az kitapta yazanlar kadar değerlidir.

Bugün bir turun sonunda yapılan küçük bir sohbet, yarın bir kent arşivinin çok değerli belgesi olabilir.

Bu nedenle düzenlenen turların haberleri, fotoğrafları, videoları, katılımcıların anıları ve anlatıları mutlaka korunmalı; Karşıyaka’nın kültürel belleğine kazandırılmalıdır.

Çünkü bugün elimizde olanı korumazsak yarın çocuklarımıza yalnızca “Bir zamanlar burada böyleydi” diyebiliriz.

Oysa tarih, “bir zamanlar” diyerek anlatılacak kadar uzak değildir.

Karşıyaka’da tarih hâlâ yanı başımızdadır.

Bir başka güzellik ise Ahmet Gürel’in yıllara yayılan araştırmacı tecrübesiyle Feruz Bozaslan’ın gençliğinin aynı eserde buluşmasıdır.

Tecrübe ile gençlik…

Geçmiş ile gelecek…

Kitap ile sokak…

Araştırma ile anlatı…

Ve şimdi rehberlerle birlikte yeniden hayat bulan bir tarih…

İşte gerçek miras budur.

Bir kuşak diğerine yalnızca ev, arsa, para bırakmaz.

Bir milletin asıl mirası hafızasıdır.

Değerleridir.

Kahramanlarıdır.

Kitaplarıdır.

Kentleridir.

Ve Cumhuriyetidir.

Ben 9 Eylül’de bu turun bir parçası olduğum için büyük bir mutluluk ve gurur duydum.

Ama asıl dileğim, bundan sonra çok daha fazla insanın bu yürüyüşe katılması.

Çok daha fazla insanın “Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka” kitabını okuması.

Çocukların anne babalarıyla…

Gençlerin arkadaşlarıyla…

Öğretmenlerin öğrencileriyle…

Karşıyakalıların ve Karşıyaka’yı seven herkesin bu tarihi rotada yürümesi…

Çünkü insan bir kenti tanımadan sevemez.

Sevdiği kentin tarihini bilmeden de ona gerçekten sahip çıkamaz.

Bu nedenle kitabı okuyun.

Tura katılın.

Rehberin anlattıklarını dinleyin.

Sonra yeniden okuyun.

Merak edin.

Araştırın.

Sorun.

Çünkü tarih, ezberlenecek tarihler toplamı değildir.

Tarih, bugünü anlamanın yoludur.

Bu vesileyle “Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka” kitabının yazarları Ahmet Gürel ve Feruz Bozaslan’a; bu değerli çalışmayı kent yaşamıyla buluşturan Karşıyaka Belediyesi’ne; Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Müdürlüğü çalışanlarına; rehberimiz Emir Bey’e; turun hazırlanmasında, anlatılmasında ve yaşatılmasında emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Onların yaptığı yalnızca bir tur düzenlemek değildir.

Bir kentin hafızasını yeniden dolaşıma sokmaktır.

Bir kitabın satırlarını sokaklara taşımaktır.

Atatürk’ün ayak izlerini bugünün insanıyla buluşturmaktır.

Ve çocuklarımıza bırakılabilecek en güzel cümleyi hep birlikte kurmaktır:

Bu tarih bizim.

Bu kent bizim.

Bu Cumhuriyet bizim.

Atatürk’ün annesini emanet ettiği Karşıyaka bizim.

Atatürk’ün ay-yıldızını emanet ettiği gençlik bizim.

Kurtuluşun bayrağını göndere çekenlerin hatırası bizim.

Zühtü Işıl’ın, arkadaşlarının, Bombacı Ali Çavuş’un ve daha nice isimsiz kahramanın emaneti bizim.

Ve Cumhuriyet…

Bütün bunların üzerinde yükselen en büyük emanettir.

Biz kutsal emanete sahip çıkacağız.

Koruyacağız.

Anlatacağız.

Çocuklarımıza öğreteceğiz.

Çünkü Atatürk’ün adımları Karşıyaka’da hâlâ yaşıyor.

Ve o adımların yönü hâlâ geleceği gösteriyor.

Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →