Bugun...
29-10-2017 00:52:00 büyüt küçült

Sevgi MOLVA

Demokrasi ve Cumhuriyet

“Demokrasi bir yaşam biçimi, Cumhuriyet ise yönetim şeklidir” diye tanımlanıyor en kısa olarak, kitaplarda. Cumhuriyetimizin 94 yılı doluyor bu hafta. Demokrasi ve cumhuriyet arasında büyük fark var. Halbuki hala bu konu çok karıştırılabiliyor. Sokaktan geçen insanlarımıza bu fark sorulsa, tam cevap alınması oldukça zor.

Aşağıdaki açıklamalara çeşitli yazılarda rastlanıyor:

Demokrasinin hayatımızda eşitlik, özgürlük, siyasi partiler gibi birçok uygulama alanı var. Demokraside herkesin düşüncesi alınarak kararlar alınır ama bunu uygulamak günümüzde pek mümkün olmadığı için demokrasiyi de tamamen uygulamak zor aslında. Cumhuriyette halkın seçtiği kişiler devleti yönetirler. Cumhuriyet bir siyasi rejimdir. Demokrasi ise siyasi gücün, rejime bakılmaksızın nasıl kullandığıyla ilintilidir. Demokrasi demek; karar organlarının, kararları alırken çoğunluğun isteklerini göz önünde bulundurması, öncelemesi, ancak bunu yaparken de azınlıkların temel hak ve özgürlüklerine gölge düşürmemesi, zarar vermemesi anlamına gelmekte.

Demokrasi aynı zamanda eşitliği ve kendi tanımı içerisinde adaleti de destekleyen bir yapıdır. Bu tanımlamalardan yola çıkarak “her cumhuriyet demokrasi midir ?” diye sorulabilir. Tabii ki hayır. Çünkü her ne kadar cumhuriyet rejiminde seçimle iş başına gelme olsa da, en başta bu seçim demokratik şartlarda gerçekleşmiyor olabilir.  Bunun yanı sıra, seçimle başa gelen yönetim, halkın isteklerini göz ardı edip, baskıcı bir rejim kurabilir. Bu durumda rejim “cumhuriyet” olmasına rağmen sistem “demokratik” değildir.

Bir diğer açıdan, “her demokrasi cumhuriyettir” de denilemez. Meclis faaliyetleri demokratik olabileceği gibi, anti-demokratik unsurlar da içerebilir. Diğer taraftan, seçimle iş başına gelmeyen bir meclisin ise, halkın isteklerini göz önünde bulunduran, çoğunluğun isteğini dikkate alan ve azınlık haklarını koruyan demokratik bir performans göstermesi de mümkündür.

………..

Bütün İslam dünyasının batının sömürgesi olduğu bir dönemde, -çok haklı nedenlerle- emperyalistlere karşı gerçekleştirilen “Kurtuluş Savaşı”yla, ilk İslam Cumhuriyeti, bu topraklarda Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları öncülüğünde kuruldu.

Büyük Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşının askeri ve politik lideridir. İslam dünyasına getirilen laiklik fikri, ulusal bir dil yaratılması, eğitimin ve bilimin evrensel boyutlara getirilmesi, mucizelerin devamıdır.

Bugün gelinen noktada ise, Türkiye’deki rejimi, batı uygarlıkları düzeyine çıkaracak bir model olmaktan uzaklaştırıp, tam tersi sefalete ortak yapma programı gündemde. Cumhuriyeti saptıran, politik kargaşayı yaratan dış nedenlerin de aranması gerekli tabii.

Şu soru sorulabilir: Çağdaş teknolojilerle, ortaçağ yobazlığı arasında mı kaldık biz? Öyle ise, “çağdaş uygarlık” tanımını yeniden yapmalıyız, demek ki. Hepimiz önce bu kavramı anlamalı ve anlatmalıyız. Sahip olmak istediğimiz, ama dış destek almaksızın üretemediğimiz otomobil, telefon, bilgisayar, televizyon gibi teknoloji ürünlerin yaşamımızda çok önemli bir yeri var. Çok çeşitli ürünün yer aldığı bu büyük pazarda ise genelde orta çağdan kalma zihniyet taşıyan tam uygarlaşmamış tüketen niye tükettiğini bilmeyen  insanlar dolaşıyor. Bizler, dünya ile birlikte mi yoksa köle gibi mi yaşamak istediğimizi sorgulamak durumundayız.

Demokrasi, düşünce özgürlüğü, bilim, sanat, öğrenim özgürlüğü, insan hakları ve bu değerlere dayalı bir toplum tanımı bizi çağdaşlık ölçülerine yaklaştırabilir. Sonunda üretime dönüşecek gelişmiş bir teknoloji de gerekli tabii ki.         

Neler yapılması gerektiği konusunda ise kitleleri bilgilendirmek için; irade, sorumluluk cesaret, bilgi, emek ve işbirliği lazım bizlere. Bunun için, insanlık inancına, insanlık sevgisine dayalı,  bilimsel bir mücadele gerekiyor. Aydın insanların sorumluluğu; halkın uyanabilecek  bölümünü, anlayacağı dilde ve her yolu deneyerek  aydınlatmak olmalıdır.

Özetle; akıllı olmak gibi bir zorunluluğumuz var. Çünkü artık bu bir yaşam savaşıdır.

Ülkemizde insanlarımızın, çağdaş, demokratik, özgür bir şekilde ve huzurla yaşayacağı günlerin bir gün geleceğine olan inançla, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94.Yılı hepimize kutlu olsun.

Bu haber 528 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam