KGB Ajanları Yıldırım Karakaplan'ı neden izledi?
Futbol heyecanı, yediden yetmiş yediye her kesimin büyük ilgisini çeken Süper Lig'de “son şampiyon” Galatasaray ile ligin yeni ekibi Çorum FK arasındaki maçla başladı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kararıyla 2026-2027 Süper Lig sezonu, Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden efsane teknik direktör Adnan Süvari'nin anısına "2026-2027 Trendyol Süper Lig Adnan Süvari Sezonu" adıyla oynanacak.
Adnan Süvari ile gazeteci-spor adamı ilişkimiz kapsamında güzel anılarımız oldu. Antrenörlüğünün son bölümünde, spor adamlığı kimliğiyle ve özellikle de gazetelere maç kritiği yazdığı dönemlerde yan yana maçlar izledik. Rakip gazetelerde (Hürriyet-Milliyet) yazmamıza karşın, futbolun teknik ve taktik yönleri konusunda her zaman destek veren, son derece kibar, beyefendi ve futbol bilgisi çok derin bir futbol adamıydı.
Adnan Süvari, futbola İzmir'de başladı. Göztepe'de 10 yıl oynadı. İzmir Karmasında yer aldı. İzmir Yüksek Ekonomi Ticaret Okulu'nda basketbol oynadı. Okulu bitirdikten sonra tekstil mühendisliği öğrenimi yaptı. Bu yıllarda Londra'da açılan antrenörlük kursuna katıldı. Türkiye'ye döndükten sonra ilk önce bir buçuk sezon Karşıyaka'da görev aldı. Burada Ekim 1960'ta görevine son verilmesinin ardından Göztepe'de teknik direktör András Kuttik'ın yardımcılığını üstlendi. Kuttik’in 1960-61 sezonu için eski takımı Beşiktaş'la anlaşması üzerine Göztepe'de teknik direktörlüğe getirildi. 1966'da Türk millî takımına antrenör oldu. Üç yıl iki görevi birlikte yürüttü. 1970'te antrenörlüğü bıraktı. Daha sonra kısa aralıklarla (1974–1975 ve 1981–1982 yılları arasında) yeniden teknik direktörlük yapsa da uzun sürmedi.
Göztepe'de göreve geldikten sonra 1962'den itibaren 4-3-3 sistemini takımın kalıcı taktiği olarak benimsedi ve ekibini golcü Fevzi Zemzem'e göre şekillendirdi. Kolektif oyun anlayışını sarı-kırmızılı ekibe getiren Süvari, total futbolun uygulayıcılarından biri oldu. Göztepe, Süvari döneminde, 1964-65 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası'nda mücadele etmeye başladı. Göztepe 1964-67 yılları arasında üç sezon boyunca oynadığı ilk tur maçlarının ardından turnuvaya veda etmişti. Göztepe ile 1968-69 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası'nda yarı final, 1969-70 sezonunda da UEFA Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek final oynama başarısını yakaladı. Avrupa'daki başarıların yanı sıra Göztepe, Süvari yönetiminde iki Türkiye Kupası ve iki de Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı. Ağabeyi Sebahattin Süvari'nin 1970 yılındaki ölümünün ardından yönetimle anlaşmazlığa düştükten sonra görevinden istifa etti. Ardından TFF bünyesinde de çeşitli görevlerde bulunan Süvari, ilk olarak 1964-1965 yıllarında Muhterem Özyurt başkanlığındaki yönetim kurulunda yer aldı. Daha sonra 1976-1977 yıllarında Füruzan Tekil döneminde asbaşkanlık görevini yürüten Adnan Süvari, 1980 yılında da Mazhar Zorlu başkanlığındaki yönetim kurulunda görev alarak Türk futboluna hizmet verdi.
Adnan Süvari’yi yakından tanıyanlardan biri de Karşıyakalı Yıldırım Karakaplan’dı. Karşıyaka’nın canlı tarihi olarak anılan Karakaplan, Adnan Süvari ile birçok güzel hatıra biriktirdiklerini ifade etti.
Yıldırım Karakaplan, evi Karşıyaka Stadı’na yakın olduğundan, boş zamanlarında devamlı stada gider ve orada antrenmanı izlerdi. Bu durum, Adnan Süvari’nin ilgisini çekmişti. Yıldırım Karakaplan ile bu nedenle de oldukça ilgilenirdi. Yıldırım Karakaplan Adnan Süvari’nin antrenmanlarını hayranlıkla izlediğinden söz ederken, “Bir gün sahaya gittiğimde bir beton duvar ördüklerini gördüm. Sonra öğrendim ki, burasını şut antrenmanı için yaptırmış. Tıpkı tenisteki duvar çalışması gibi, burada futbolculara şut çektiriyordu…”
Yıldırım ağabeyin ifadesine göre, o antrenmanları izlerken, aralarında bir ağabey-kardeş dostluğu başlamıştı.
Yıldırım Karakaplan antrenmanları izlerken, yanında bulunan iki isim daha vardı ki, onlar yıllar sonra Türkiye çapında ünlü oldu. Biri Metin Oktay, diğeri de Hüseyin Baradan’dı…
Karakaplan, “İki önemli ismi hiç unutamam: Birincisi Metin Oktay. Kendisi Damlacık Kulübü’nde oynarken Karşıyaka Stadı’nda antrenman yapardı. Çünkü akrabası Karşıyakalıydı ve onunla beraber çalışan (sonradan Altınordu takımında da oynayan) Damlacık takımının kalecisi Kenan’ı da orada tanıdım. O da çok iyi bir kaleciydi ama ileriki senelerde ne olduğunu takip edemedim. Antrenmandaki diğer izleyici ise o dönem gazetecilik yapan Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden, rahmetli Hüseyin Baradan’dı. Metin Oktay ve kaleci Kenan sahada takımla çalışırken, ikimiz (Hüseyin Baradan ile birlikte) ben çocuk olarak, o basın mensubu olarak antrenmanlarını seyrederdik” diye bu anısını aktardı.
Yıldırım Karakaplan ile Adnan Süvari’nin yolları Karşıyaka Stadı’nın ardından yıllar sonra yeniden kesişti.
Adnan Süvari’nin çok kültürlü, millî takıma kadar yükselmiş, yüksek tahsil yapmış bir mühendis ve teknik adam olarak Türk futboluna büyük katkılar sağladığını ifade eden Yıldırım Karakaplan, bu efsane isim ile İzmir Futbol Karması’nda yan yana geldi.
Buluşma, Yıldırım Karakaplan’ın kafile başkanı ve yönetici, Adnan Süvari’nin ise takımın antrenörü olduğu dönemde gerçekleşti…
Yıldırım Karakaplan o günleri şöyle aktardı:
“İzmir’e gelip maç yapan ve buradaki dostluk ile gösterilen ilgiden son derece mutlu olan Bakü ekibi, bunun devamı için de kardeş şehri İzmir’in Futbol Karmasını Bakü’ye davet eder. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, kafile başkanı olarak beni görevlendirdi. Bunun bir nedeni de Meclis üyesi, Büyükşehir Belediyesinde sporla ilgili kişiliğim ve İmar Komisyonu Başkanı olmamdan dolayı diye düşünüyorum. Teknik sorumluluk Adnan Ağabey’e (Süvari) teslim edildi; Spor Bakanlığını temsilen Beden Terbiyesi Bölge Müdürümüz Bahri Vreskala, belediyemizi temsilen de stat inşaatları ve spor yatırımlarında önemli hizmetleri bulunan dönemin Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri İnşaat Dairesi Başkanı Kemal Sevinç kafilede yer aldı. İzmir kulüplerini temsilen de ismini maalesef hatırlayamayacağım Altınordu’dan bir avukat kardeşimiz (Av. Mustafa Arkayın) kafileye dahil oldu. O takımdan hatırladığım ve sporculuk zamanında zevkle seyrettiğim Yüksel, Kahraman, Recep benimle çok iyi diyalog kurarak seyahatimizi renklendirdiler. Moskova’da aktarma yapacağımızdan burasını da görmüş olduk. Maçtan evvel Bakü’yü gezdirdiler. Bizi Sovyet Sosyalist Birliğinin ülkelerinin yöneticileri için özel olarak yapılmış bir tatil sitesine götürdüler. Bu, Hazar Denizi’nin kenarındaydı. Ben her seyahate gittiğimde muhakkak mayomu yanımda taşırdım. Hazar Denizi’ne girme şansını yakaladım. Hazar Denizi’nin Bakü kıyısında ortada petrol sondaj platformu vardı ve ben denize girince bizi takip eden KGB’nin elemanı koşarak Adnan Ağabeye gelip ‘Aman, Hazar Denizi başka denizlere benzemez. Arkadaşınızı lütfen çıkarın’ dedi. Adnan Ağabey de ‘O, sporcu bir aileden geldi. Onun için merak etmeyin, kendisi yüzmede Türkiye Şampiyonu, üstelik rekortmen’ diye Ruslara cevabını vermiş. Beni uyarmadılar ancak izlediler. Hazar Denizi’ni görmenin yanı sıra yüzme şansı da yakalamış oldum. Çok güzel bir seyahat oldu ve futbol maçını başkan olarak locada Bakü’nün o zaman lideriyle birlikte izledik. Maalesef takımımız 4-1 mağlup oldu. Bu güzel seyahatte Adnan Ağabeyin o zaman ne kadar kıymetli olduğunu ve iz bıraktığını, Adnan Ağabeye gösterilen ilgiden dolayı yaşamış oldum. Ne mutlu bana.”
Yıldırım Karakaplan’ın anlatacak çok anısı var.
Zaman zaman bir araya geldiğimizde anılarını dinlemekten oldukça keyif alıyorum. Tüm dostları gibi ben de Yıldırım ağabeye ”Bana Karşıyaka’yı anlat” dedim ve anlattı…
O anlattıkça, not aldım ve sonunda da anlattıklarını yazdım…
Sıkı durun; bu anılarını kitaplaştırdık. Kitap yakında çıkacak.
Not: Bakü seyahatiyle ilgili fotoğraflara ulaşmak için linki tıklayınız: https://karsiyakahaber.com/galeriler/7