⚡ Son Dakika

Makam sahibi çok, gönül sahibi kaç?

Umut Uçar Umut Uçar 🕐 11 Ağustos 2026 👁 4 okunma
Makam sahibi çok, gönül sahibi kaç?

Hayatta bazı insanlar vardır; makamları büyüktür ama gönülleri küçüktür.
Bazıları vardır, isimlerinin önünde uzun uzun unvanlar taşırlar. Kapılar onlar için açılır, telefonları hiç susmaz, etraflarında kalabalıklar eksik olmaz.
Fakat bütün bu kalabalığın içinde insanın kendisine sorması gereken çok önemli bir soru vardır:
“Ben insanların hayatında gerçekten ne ifade ediyorum?”
Çünkü makam sahibi olmak başka, gönül sahibi olmak bambaşkadır.
Makamı size insanlar verebilir.
Unvanı bir kurum verebilir.
Yetkiyi bir yönetmelik verebilir.
Koltuk, bir gün size emanet edilebilir.
Ama gönüldeki yerinizi hiçbir makam, hiçbir seçim, hiçbir unvan satın alamaz.
Oraya ancak insanlığınızla girebilirsiniz.
________________________________________
Bugün bir makama gelenlerin sayısı çok.
Ama makam geldiğinde değişmeyenlerin sayısı az.
Asıl mesele de burada başlıyor.
İnsan, yükseldiğinde çevresindeki insanları küçümsemeye başlıyorsa; kendisine ulaşmak isteyenleri değersiz görüyorsa; dün birlikte yürüdüğü insanları bugün hatırlamıyorsa, sahip olduğu makamın büyüklüğünden söz etmenin pek de anlamı yok.
Çünkü makam insanı büyütmez.
Makam, insanın içinde ne varsa onu daha görünür hale getirir.
Kibirliyse kibrini…
Vefasızsa vefasızlığını…
Adaletliyse adaletini…
Merhametliyse merhametini…
İnsanlığını ortaya çıkarır.
________________________________________
Bir gün herkes o koltuktan kalkacak.
Bir gün o makamın kapısı başka birine açılacak.
Bir gün telefonlar daha az çalacak.
Bir gün insanlar sizin unvanınızı değil, size dair hatıralarını konuşacak.
İşte o gün geriye şu kalacak:
Kimi kırdınız?
Kimin yanında oldunuz?
Kime el uzattınız?
Kimin zor gününde kapısını çaldınız?
Ve belki de en önemlisi:
Kaç insanın gönlünde güzel bir iz bıraktınız?
Çünkü insan öldüğünde de, makamını yanında götürmez.
Unvanını götürmez.
Koltuklarını götürmez.
Geride kalanlar onun sahip olduğu makamları değil, nasıl bir insan olduğunu hatırlar.
________________________________________
Gönül sahibi olmak; herkese yaranmak değildir.
Herkes tarafından sevilmek hiç değildir.
Gönül sahibi olmak; insana insan olduğu için değer verebilmektir.
Bazen senden hiçbir çıkarı olmayan bir insanın yanında durabilmektir.
Bazen kimsenin görmediği bir iyiliği yapabilmektir.
Bazen haklı olduğun halde kırmamak için susabilmektir.
Bazen de senden uzaklaşan bir insanın ardından kötü konuşmak yerine, “Yolu açık olsun.” diyebilmektir.
Çünkü gönül makamında ego küçülür, insan büyür.
________________________________________
Bugün belki de hepimizin biraz durup düşünmeye ihtiyacı var.
Makamlarımızı mı büyütüyoruz, gönüllerimizi mi?
İnsanların bize saygı duymasını mı istiyoruz, yoksa bizi gerçekten sevmesini mi?
Çevremizdeki insanların bize mecbur olmasını mı istiyoruz, yoksa bizi gönülden tercih etmelerini mi?
Çünkü korkuyla elde edilen saygı kısa sürer.
Çıkarla kurulan dostluk ilk fırtınada dağılır.
Makamla oluşturulan çevre, makam sona erdiğinde yok olur.
Ama gönülden kurulan bağ, makamdan da zamandan da güçlüdür.
________________________________________
Ve sonunda insanın elinde tek bir şey kalır:
İnsanlığı.
O yüzden makam sahiplerine değil, gönül sahiplerine ihtiyacımız var.
Çünkü makam sahibi çoktur.
Ama gerçekten gönül almayı bilen…
Vefayı unutmayan…
İnsanı insandan üstün görmeyen…
Gücü eline geçtiğinde değişmeyen…
Kendisine yapılan iyiliği unutmayan…
Ve en önemlisi, koltuğunu değil insanlığını koruyan kaç kişi vardır?
İşte asıl soru budur:
MAKAM SAHİBİ ÇOK, GÖNÜL SAHİBİ KAÇ?
Çünkü günün sonunda makamlar el değiştirir.
Koltuklar boşalır.
Unvanlar silinir.
Ama gönüllerde bırakılan iz kolay kolay silinmez.
Makam geçicidir.
İnsanlık kalıcıdır.
Koltuk emanettir.
Gönül ise asıl makamdır.

Umut Uçar
Umut Uçar
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →