⚡ Son Dakika

Kıyafet seçerken yaptığımız yanlışlar

Başak Türe Başak Türe 🕐 01 Temmuz 2026 👁 127 okunma
Kıyafet seçerken yaptığımız yanlışlar

Kıyafet seçerken yaptığımız en büyük yanlışlardan biri, fikir alıyorum zannederken kendi zevkimizi yavaş yavaş başkasının bakışına teslim etmemizdir.

Birine “Sence nasıl olmuş?” diye sorduğumuzda aslında bazen sadece bir yorum duymak istemeyiz. Onay bekleriz. Sanki kendi beğenimiz eksikmiş, kendi tercihimiz yanlış olabilirmiş gibi… Oysa bir kıyafetin bedene oturup oturmadığını ayna gösterir ama ruha ait olup olmadığını insanın kendisi bilir.

Elbette fikir almak güzeldir. Bir başkasının gözü bazen bizim görmediğimiz bir detayı fark ettirebilir. Ama o fikir, bizim tarzımızın önüne geçmeye başladığında orada başka bir şey olur. Kendi zevkimizi değil, başkasının beğenisini giyinmeye başlarız.

Ben bu yazıları sadece moda üzerinden değil, mağazamda birebir yaşadığım insan hikâyelerinden beslenerek yazıyorum. Çünkü kıyafet denemek bazen sadece bir alışveriş anı değildir; insanın kendine ne kadar sahip çıktığını da gösteren çok ince bir aynadır.

Geçtiğimiz günlerde birbirinden tamamen farklı iki müşterim kıyafet denemeye başladı. Biri her giydiğinde yanındaki kişiden onay bekliyordu. “Nasıl olmuş?”, “Sence oldu mu?”, “Yakıştı mı?” diye sürekli onun yüzüne bakıyordu. Diğeri ise denediği hiçbir kıyafete sıcak bakmıyor, her parçada bir eksik buluyordu. Bazen bir bakış, bir mimik, söylenen küçük bir cümle bile insanın içindeki hevesi alıp götürebiliyor.
Ben orada kıyafetlerden çok, bir kadının kendi kararından nasıl uzaklaştığını izledim.
Her denediği üründe biraz daha içine kapandı. Başta aynaya merakla bakan gözleri, bir süre sonra yanındaki kişinin vereceği cevaba takılı kaldı. Kıyafetler değişti ama yüzündeki mutsuzluk değişmedi. Çünkü artık ne giydiğine değil, neyin onaylanmadığına odaklanmıştı.
Sonra kıyafet denemeyi bıraktı.
Diğer müşterim ise bambaşkaydı. Kimseye sormadan, kendi beğendiği parçaları denedi. Aynaya baktı, düşündü, kendine yakıştırdı ve alışverişini tamamladı. Kararında sakindi. Çünkü seçimini başkasının cümlesine değil, kendi hissine göre yaptı.Alışveriş bittikten sonra yanındaki kişi ona dönüp, “Sen niye almadın?” diye sordu.
Verdiği cevap beni çok düşündürdü:
“Beğenmedin ki…”
İşte tam orada, insanın kendini unutmasının başlangıcını gördüm.
Bazen biz bir kıyafeti değil, kendi iç sesimizi askıda bırakıyoruz. Başkasının beğenmediği yerde, kendi beğenimizi de susturuyoruz. Oysa belki de o kıyafet bize iyi gelecekti. Belki içinde kendimizi daha zarif, daha güçlü, daha tamamlanmış hissedecektik. Ama bir başkasının “olmamış” dediği yerde, kendi “bence güzel”imizi söylemeye cesaret edemiyoruz.
Stil dediğimiz şey herkesin onayından geçen bir görüntü değildir. Stil; insanın kendini tanıması, kendi bedenini bilmesi, ruhunun neye yakın durduğunu hissetmesidir.
Tabii ki fikir alın. Yanınızdaki insanın bakışına da kulak verin. Ama son kararı kendi içinizdeki sese bırakın. Çünkü bir kıyafeti taşıyan sadece beden değildir; ruh da taşır. Ve ruhunuzun içine sinmeyen hiçbir parça, üzerinizde ne kadar güzel durursa dursun sizi tamamlamaz.
Bazen aynanın karşısında kendimize sormamız gereken tek şey şudur:
“Ben bunun içinde kendim gibi hissediyor muyum?”
Eğer cevabınız evetse, orada başkasının onayı sadece küçük bir detay olarak kalmalı.
Çünkü insan kendi zevkinden uzaklaştığı yerde şık olmaz; sadece başkasının beğenisine uygun görünür. Oysa gerçek şıklık, insanın kendine ait durabilmesidir.

Başak Türe
Başak Türe
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →