⚡ Son Dakika

Kış Çıkmazı

Nihat Yüksel Nihat Yüksel 🕐 08 Kasım 2021 👁 2 okunma
Kış haberi bir hapishane. Kapanınca kapı pencere Her renk solar tükenir Siyah beyaz günler Bir günâhın gülüşünü bekler. * Kasım’dan sonra, Kahır rengini alır günler Tükenmek bilmez Kocaman bir gam gezer sahilde Suçluluğun, masumiyetle Hep o malum yerde bekler. * Hayallerin olmaz, Olmaz da; Yıldızların en parlak olduğu gece Anlamsız ve saçma acılar Gelir çöreklenir yanına. * Ne acıdan vazgeçersin Ne hayalden Yoksul ruhun, Tutuşmuş zamana koşar Göz bebeklerine Çiğ tanesi çarpar Hasretin birikirse, ağla diye, * Kanadı siyah bir kuş iner Her bakışına. Mavi düşlerden döşekler serilir Şehri titreten saçlarına… Her salınışında. * Leylak renginde dilekler, Masallar, Siyah beyaz türküler Hararetli özgürlük… Kalabalık hüküm sürer. Bekler de bekler yalnızlık Düğün masaları kurulur yine de, Kararlı mı kararlı kışa inat. * Koyu umutlu hayaller, Kısık çığlıklar, Gecelerle bitmeyen hesaplar, Yarın, Gülücük saçan bebek, Yalnız ağaç, Dağ kırlangıçları, Masumiyetin binlerce tonundaki deniz, Gökkuşağı, Gözlerini acıtacan tiz ve ince rüzgar, Şehrin üstünden geçen bulutlar, Tutunduğun benek benek sevinçler… Sen, Üşümeyen tunç heykel, Begonviller açacak. Kasım’dan sonra limana gelme Bu kış da bitti, bitecek.

Kış haberi bir hapishane.
Kapanınca kapı pencere
Her renk solar tükenir
Siyah beyaz günler
Bir günâhın gülüşünü bekler.
*
Kasım’dan sonra,
Kahır rengini alır günler
Tükenmek bilmez
Kocaman bir gam gezer sahilde  
Suçluluğun, masumiyetle
Hep o malum yerde bekler.
*
Hayallerin olmaz,
Olmaz da;
Yıldızların en parlak olduğu gece
Anlamsız ve saçma acılar
Gelir çöreklenir yanına.
*
Ne acıdan vazgeçersin
Ne hayalden
Yoksul ruhun,
Tutuşmuş zamana koşar
Göz bebeklerine 
Çiğ tanesi çarpar
Hasretin birikirse, ağla diye,
*
Kanadı siyah bir kuş iner
Her bakışına.
Mavi düşlerden döşekler serilir
Şehri titreten saçlarına…
Her salınışında.
*
Leylak renginde dilekler,
Masallar,
Siyah beyaz türküler
Hararetli özgürlük… 
Kalabalık hüküm sürer.
Bekler de bekler yalnızlık
Düğün masaları kurulur yine de,
Kararlı mı kararlı kışa inat.
*
Koyu umutlu hayaller,
Kısık çığlıklar,
Gecelerle bitmeyen hesaplar,
Yarın,
Gülücük saçan bebek,
Yalnız ağaç,
Dağ kırlangıçları,
Masumiyetin binlerce tonundaki deniz,
Gökkuşağı,
Gözlerini acıtacan tiz ve ince rüzgar,
Şehrin üstünden geçen bulutlar,
Tutunduğun benek benek sevinçler…
Sen,
Üşümeyen tunç heykel,
Begonviller açacak.
Kasım’dan sonra limana gelme
Bu kış da bitti, bitecek.

Nihat Yüksel
Nihat Yüksel
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →