⚡ Son Dakika

Kemalizm Geçmişi Anmak Değil, Geleceği Kurmaktır: Ahmet Ayçiçek’le Örgütlü Mücadele Üzerine

Çiğdem Çimen Çiğdem Çimen 🕐 14 Ağustos 2026 👁 414 okunma

Daha önce yazılarım ve gerçekleştirdiğimiz canlı yayınlarda bir araya geldiğim Kemalist Yön Hareketi ile bugün yeniden buluşmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum.

Geçmişte gerçekleştirdiğimiz çalışmalar aracılığı ile tanıdığım bu değerli ekiple yeniden bir arada olmak, aradan geçen zaman içinde yürütülen çalışmaları ve ortaya konulan emeği yakından görmek açısından benim için ayrıca değerli.

Bu vesileyle, daha önce beni yayınlarına konuk eden ve çalışmalarına dâhil eden Kemalist Yön ekibine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bugün sizleri, Kemalist Yön Hareketi’nin kurucu başkanı Ahmet Ayçiçek ile gerçekleştirdiğimiz röportajla buluşturuyorum.

1994 yılında Kayseri’nin Karatay Köyü’nde başlayan bir yaşam öyküsünün; okumaya, araştırmaya ve örgütlü mücadeleye uzanan yolculuğunu Ahmet Ayçiçek’in kendi sözlerinden dinliyoruz. Genç yaşta demokratik kitle örgütleriyle tanışmasıyla başlayan bu süreç, zaman içerisinde Kemalist Yön Hareketi’nin kuruluşuna ve bugün sürdürülen çalışmalara uzanmış.

Röportajımızda yalnızca Kemalist Yön’ün kuruluş hikâyesini değil; Kemalizmin bugün ne ifade ettiğini, Türkiye’de örgütlenme sorununu, gençliğin sorumluluklarını, toplumsal muhalefetin hangi ilkeler etrafında şekillenebileceğini ve Cumhuriyet’in geleceğine ilişkin düşüncelerini konuştuk.

Ahmet Ayçiçek’in üzerinde önemle durduğu “Ne yapmalı ve nasıl yapmalı?” soruları, aslında söyleşinin de temelini oluşturuyor.

Çünkü Kemalizm’i yalnızca geçmişi anlatmakla sınırlamayan; günümüzün sorunlarına çözüm üretmeyi, gençleri örgütlemeyi, düşünmeyi ve geleceğe dair söz söylemeyi merkeze alan bir anlayıştan söz ediyoruz.

Bu yönüyle Kemalist Yön Hareketi’nin çalışmalarını ülkemiz açısından önemli buluyorum. Kurucu başkan Ahmet Ayçiçek’e, bugün hareketin çalışmalarını sürdüren Mustafa Büyükkayın ve yönetim ekibine emekleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Türkiye’nin bugün özellikle gençlerin düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, araştırabildiği, üretebildiği ve sorumluluk alabildiği alanlara ihtiyacı var. Bu nedenle gençleri farklı alanlarda birikim sahibi isimlerle buluşturan çalışmaların da ayrıca değerli olduğunu düşünüyorum.

Sevgili Ahmet Ayçiçek’e bu samimi söyleşi için, Kemalist Yön ekibine de geçmişten bugüne uzanan bu değerli birliktelik için teşekkür ediyorum.

Dileğim; Cumhuriyet’in geleceği konusunda kaygı duyan, düşünen ve sorumluluk almak isteyen insanların daha fazla bir araya gelmesi, üretmesi ve ortak değerler etrafında dayanışmayı büyütmesidir.

Kendinizi tanıtır mısınız? Ahmet Ayçiçek kimdir, nasıl bir yolculuk sizi bugünlere getirdi?

Ben Ahmet Ayçiçek. 1994 yılında Kayseri'nin Karatay Köyü’nde doğdum. Dijitalleşmenin bu kadar artmadığı bir dönemde son şanslı kuşak olarak sokakta oynayarak büyüdüm.

Çocukken başladığım okuma ve araştırmalarım bugüne kadar kesintisiz sürdü.

18 yaşında sosyal medyada gördüğüm ADD Kayseri Şubesi’ne uğramamla hayatımın rotası da değişti.

Hayatımın merkezinde yer alacak olan örgütlü mücadelem başladı. Ege Üniversitesi Tarih Bölümünü kazanmamla da farklı bir noktaya evrildi.

Kemalist Yön Hareketi’ni 2017’de kurma fikri nasıl doğdu? O dönemde mevcut Atatürkçü yapılarda neyi eksik gördünüz?

Kemalist Yön'ün kuruluş yılı her ne kadar 2017 olsa da kuruluş hazırlıkları 2015'de başlamıştır.

O dönem Atatürkçü demokratik kitle örgütlerinde aktif olan genç arkadaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde sürekli birbirimize soruyorduk.

Ne Yapmalı ve nasıl Yapmalı?

İşte bu iki soru Kemalist Yön'ü doğurdu.

Atatürkçü çizgide çalışma yürüten pek çok kurum vardı. Çoğu hâla var. Biz de o kurumlardan yetiştik.

Ama bizim yapmak istediklerimiz farklıydı. Biz belirli çalışmalarla sınırlı kalmak istemiyorduk. Bir etkinlik yapabilmek için kurum içi bürokrasiyle haftalarca zaman kaybetmek istemiyorduk. Bir çalışma yapacaksak planladıktan sonra gençliğin de verdiği dinamizmle hemen uygulamaya geçmek istiyorduk. Salt bir tarih anlatısıyla kalmayarak günümüz sorunlarının çözümüne dönük program üretmek istiyorduk.

Yani siz eğer Kemalist olduğunuzu iddia ediyorsanız bu sadece geçmişi anlatarak olmaz. Gelecekte ne yapmalı sorusunun cevaplarını da aramanız lazım. Mesela çok konuşulmaz ama bu ülkede milyonlarca mevsimlik işçi var. Öğrencilerin barınma problemleri var. Bu konulara kafa yormuyorsanız belirli gün ve haftalara sıkışıp kalırsınız. Üretemezsiniz.

Kemalist Yön’ü diğer Atatürkçü dernek ve hareketlerden ayıran temel özellikler nelerdir?

İdeolojik olarak değil ama yöntemsel farklılıklarımız var. Bu farklılığı en basit olarak sosyal medya hesaplarını incelediğinizde görürsünüz. Mesela bizim sosyal medya hesaplarımızda ülkedeki pek çok demokratik kitle örgütlerinden farklı olarak başkanımız bununla kahve içti. Burada bunu yedi. Şununla sohbet etti gibi paylaşımlar göremezsiniz. Farklı pek çok alanda üretim görürsünüz.

Bunun temel sebebi de Kemalist Yön'ün kitle değil kadro hareketi olmasıdır.

Bazen bir kurumda bir etkinliği planlamak aylar alırken Kemalist Yön'de aynı etkinlik bir kaç saatte planlanıp uygulamaya konulabilir. Daha dinamik bir yapımız var. Bunun da ana sebebi aramıza birini alırken nicelik kaygısıyla değil nitelik olarak bakmamızdır.

Sizce bugün Türkiye’de Kemalizm’in en büyük sorunu nedir? Halkın büyük kısmı kendini Atatürkçü/Kemalist olarak tanımlarken neden bu potansiyel örgütlü bir güce dönüşemiyor?

 

Bunun sebebi kendini Kemalist olarak tanımlayan kurumların atıl durumda olmasından kaynaklanıyor.

Bir yerde etkinlik yaparsanız insanlar gelir. Mesela her yıl düzenlenen Büyük Kemalizm Kurultayı’na yurdun dört bir yanından yüzlerce Kemalist çeşitli fedakârlıklar gösterip geliyor.

Bir dergi çıkardığınızda yine yurdun dört bir yanından binlerce insan talep gösteriyor. Üretim artarsa örgütlülük peşinden gelir.

Kendisini Kemalist olarak tanımlayan tüm kurumların süreklilik sağlayarak üretmeye ihtiyacı var.

Kemalizm’i nasıl tanımlıyorsunuz?

Her ideoloji de olduğu gibi doğal olarak Kemalizm ile ilgili de farklı değerlendirme ve bakışlar var.

Benim ise özetle Kemalizm’i akıl ve bilim çerçevesinde sürekli değişim olarak tanımlıyorum.

Kemalist Yön olarak sahada neler yapıyorsunuz? Kamplar, çalıştaylar, dergi ve yürüyüşler dışında somut olarak hangi çalışmaları öne çıkarmak istersiniz?

Yukarıda saydığınız gibi çok fazla sahada çalışma yürütüyoruz.

Mevcut başkanımız Mustafa Büyükkayın ve yönetimi başarılı işler yapıyor.

Saydıklarınız haricinde onlarca farklı konuda yine onlarca farklı isimle gerçekleştirilen dijital programları belirtebilirim.

Bunlar sadece geçici bir yayın değil bir dijital külliyat üretme noktasında da çok değerli.

Bunun haricinde aynı meslek grubundan arkadaşlarımızın bit araya gelip çalışma yürüttüğü meslek birimlerini keza çok önemsiyoruz.

2023’te Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi girişimine katıldınız. Farklı ideolojik çizgilerden insanlarla bir araya gelme kararınızı nasıl açıklarsınız?

Bugün Türkiye’de ciddi bir ahlak problemi var.

Bunun hemen her alanda bedelini ödüyoruz. En çok da siyasette yaşanan ahlaksızlığın bedelini ödüyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu durum ortadadır. Bu noktada bir şeyler yapılması gerekiyor ve ortak kaygılarda güç birliği yapmak gerekiyor.

THTM'de farklı düşünceler var ama laiklik, cumhuriyet, tam bağımsızlık ve en önemlisi ırkçı çizgideki siyasi partilerin "sol" olarak değerlendirilemeyeceği gibi ortak noktalar da var. THTM'nin kuruluş sürecinde bu yüzden yer aldık.

Geniş bir toplumsal muhalefetin gerekliliğinden bahsediyorsunuz. Bu muhalefetin kırmızı çizgileri neler olmalı? Hangi kesimlerle asla yan yana gelinmemeli?

Öncelikli olarak Türk Bayrağı ve Atatürk'le sorunu olan hiçbir grupla şartlar ne olursa olsun yan yana gelinmemeli ve belli çizgiler olmalıdır.

Evvela ilke gereklidir.

Bugün ülke siyasetinin en büyük problemi ilkesizliktir. İdeolojisiz, ilkesiz, ahlaksız olmanın sanki bir marifetmiş gibi gösterilmesidir. Geniş bir toplumsal muhalefet için evvela günlük olaylar karşısında yalpalamadan duruş gösterebilmek gelir.

Burada bu ülke için kaygı ve endişe duyan herkese sorumluluk düşmektedir. Herkes halkı dinlemeyen, düşüncelerini hiçe sayan siyasetçilere amasız tepkiyi gösterebilmelidir.

 

Sadece mevcut iktidarın değişmesinin yeterli olmadığını, Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine bağlı yeni bir düzen kurulması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu “yeni düzen” derken neyi kastediyorsunuz?

Akıl ve bilim ışığında yönetilen, üreten bir Türkiye kastediyoruz. Gerici ve bölücü grupların cirit atmadığı, demokrasi ve liyakatin hâkim olduğu bir düzen.

Gençlerimize özellikle ne söylemek istersiniz?

Her kuşak kendinden önceki kuşaktan ileri noktada oluyor. Bunu yaşça daha genç arkadaşlarımızla buluştuğumda net şekilde fark ediyorum. O yüzden gençlerden vereceğimiz değil alacağımız şeyler olduğunu düşünüyorum.

Kısa ve uzun vadede Kemalist Yön Hareketi’nin en somut hedefleri nelerdir?

Kısa vade de mevcut çalışmaların sürdürülebilirliğini sağlamak ve örgütlülüğü artırmak olarak belirtebiliriz.

Uzun vadede ise Çankaya'nın tepesine Kemalizm bayrağını asmaktır.

Son olarak ulusal kamuoyuna ve özellikle kendisini Kemalist olarak tanımlayanlara bir mesajınız var mı?

Örgütlenelim ve üretelim!

Sadece Kemalist Yön'de değil siyasi partilerde, derneklerde, sendika da ve her yerde bunu yapalım.

Yapmak zorundayız.

Kemalist bahanelerin arkasına sığınan değil örgütlü mücadeleye öncülük edendir.

Kendini Kemalist olarak tanımlayan her bir arkadaşımız bu mantıkla ilerlerse, işte o zaman makûs talihimizi yenmekte muvaffak oluruz.

Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →