Karşıyaka'da bir tuğla, bir çivi, bir salon…
Sporseverlerin aklında sadece futbol olduğunu, herhalde benden daha iyi biliyorsunuz. Kim olursanız olun, konu spordan açılınca sorulan ilk soru “Hangi ligdesiniz?” den başka bir şey değil. Ülkemizde sporun futbol olarak bilindiği de bir gerçek!
Bunu inkâr etmemek, karşıt görüşte de inatçı olmamak gerekli…
Aslında bilenler biliyor da, genelde halk arasında sporun karşılığı futbol oyunu…
Bir spor adamı olarak, üstelik çeşitli branşları bulunan bir amatör spor kulübünün başkanlığını yaptığım için, bu sorunun muhatabı olduğumdan böyle emin yazıyorum.
Sohbet sırasında konu bizim kulübe geldi mi, hemen soruyu yapıştırıyorlar: “Hangi ligde?”
Artık alıştığımızdan espriyle ile karşı cevap veriyoruz: “Süper…”
O zaman da sorunun muhatabı şaşırıyor.
“Nasıl yani?” der gibi şaşkın şaşkın bakmıyor mu?
Konuşmasına fırsat verir miyiz? Vermiyoruz elbette.
Boşu boşuna da hangi branştan bahsettiğini öğrenmeye çalışıyoruz. Elbette onun olmazsa olmazı futbol.
Bizim kulüpte futbolun yanı sıra Türkiye şampiyonlukları kazanan sporcularımızın yer aldığı oryantiring, muaythai, kick boks ve boks; ayrıca tenis, atletizm, basketbol, masa tenisi, aikido vb. branşlarının bulunduğunu söyleyince elbette ağzını bıçak bile açmıyor!
Karşıyaka Spor Kulübü de sadece futbol kulübü değil. Ünü sınırları aşan basketbol, altyapısıyla ünlü kadın voleybol, şampiyonları yetiştiren tenis, yelken sporcularını içinde barındıran bir spor kulübü, Karşıyaka…
Üstelik tarihi, köklü bir camia.
Semtini sevenlerin bir araya gelerek sahip çıktığı, hiçbir zaman içinde sahipsiz bırakılmayacak semt aşkıyla inanılmaz sevgi selinde büyüyen topluluk. Öyle ki, şehriyle iç içe girmiş. Ayrılmaz bir bütün…
Son dönemlerde ekonomik kriz içinde. Ama bunu aşacak güçlü yürekler meydana çıkarak, “sahipsiz bırakmayacağız” diye kolları sıvadılar. Buna Don Kişotluk denir mi? Bilemiyorum.
Ama gerçek şu ki, durum iç açıcı değil. Ama kahramanlar sahnede…
Kılıç kuşandılar. Bekliyoruz. Bu savaşın sonundan kazanarak çıkarlarsa alkışlayacağız. Aslında alkışı öncelikle kazandılar. Yüreklerini koydular. Bu bile önemli…
Elbette finişin “mutlu son” olması çok önemli.
Karşıyakalıların özellikle futboldaki tek özlemi, eski Türk filmlerindeki gibi mutlu bir son görmek. Bu nedir, tek kelimeyle şampiyonluk…
Lige kötü başlamak, iki maçta beş puan kaybetmek şampiyonluğa oynayan bir ekip için kesinlikle zarar yazar. Telafisi olmaz mı? Mutlaka olacak. Öncelikle rakiplerinin puan kaybetmesi ve zirvede yer alacak rakiplerini hem içeride hem de dışarıda yenmek…
Yoksa… O sene yine bu sene olmayabilir.
İşte bu da Kaf Kaf’ı üzer…
Neyse…
Futboldan basketbola taşınalım. Bakalım potada bu yıl neler yaşanacak?
Yepyeni bir takım. Sıkıntılı sezon sonrasında yenilenen teknik ekip ve oyuncularla salonda nasıl bir tablo çizilecek?
Biz asıl konuya gelelim…
Voleybol.
Bu şubeye gelen yöneticilerin “tesis yapma” isteğini her zaman alkışlarım. Sportif başarıdan çok, kalıcı eseri önceliklerine almaları nedeniyle, bizim de avuç içlerini kızartıncaya kadar birbirine vurarak en güçlü sesi çıkarmamız gerekmiyor mu?
Şöyle hafızamızı tazelememiz gerekirse, Serkan Ergüven başkanlığındaki Karşıyaka Voleybol Şubesi kulübün kendi imkanlarıyla ilk spor salonunu yaptırarak adını tarihe yazdırdı.
Karşıyaka Stadı'nın yıkılmasıyla voleybol şubesinin salonsuz kaldığı ve antrenman yapacak yer bulmakta zorlandığı dönemde, Serkan Ergüven başkanlığındaki voleybol yönetiminin başlattığı "Bir parke de sen koy" projesinin başarılı olması bile diğer branşları tesisleşme konusunda cesaretlendiremedi. Üstelik devlet kentin en pahalı bölgesinde yer vermesine karşın yapamadı. Ellerinden alındı, ikinci kez verildi. Artık sabır taşını çatlatmadan yapın bir şeyler. Voleybol şubesinin gençlerini örnek alın, sevgili camia büyükleri…
Voleyboldan camiaya ilk kendi tesisini kazandıran ekipte, voleybol şube başkanı Serkan Ergüven’in liderliğinde kimlerin olduğu hiç önemli değil. Neticede hepsi gerçek Karşıyakalıydı…
Bu yeter, artar bile…
Aradan geçen 6 yılda nice gençler yetişti bu salonda. A Takımı’na kadar yükselenler, milli takıma gidip de ay-yıldızlı formamızı giyenler oldu. Ama olmayan tek şey, sportif başarıydı. A Takım bir türlü üst lige çıkamadı…
Varsın olsun. Her şey sportif başarı değil. Önemli olan kalıcı eserler…
İşte bunlardan birisi salondu. Şimdi de ikincisi geliyor… Temeli atıldı.
Karşıyaka voleybol şubesinin açıkladığı mesaj şöyle: “Asıl heyecanımız şimdi başlıyor! Karşıyaka Spor Kulübü voleybolunun geleceği için çok önemli bir adım atıyoruz. Çiğli Selçuk Yaşar Tesisleri’mizde ikinci voleybol salonumuzun temelini atıyoruz! Bu sadece yeni bir salon değil; Karşıyaka’nın geleceğine atılan güçlü bir adım. Daha fazla çocuğumuza spor yapma ve Karşıyaka formasını taşıma fırsatı sunacağız. Ama bu projeyi hep birlikte gerçekleştireceğiz.”
Bu mesaj şampiyonluğa değil, şampiyonluklara bedel…
Kutlarım emeği geçenleri…
Yöneticilik bu işte!
ABD’nin eski başkanı Ronald Reagan’ın "En büyük lider, en büyük işleri yapan kişi olmak zorunda değildir. En büyük lider, insanları en büyük işleri yapmaya yönlendiren kişidir" sözündeki lider kimdir biliyor musunuz?
Yüreğinde Kaf Kaf aşkı olan, bir tuğla taşıyan, bir çivi çakan, bir avuç harç atarak salonu yapan herkes…