⚡ Son Dakika

Joya

Nihat Yüksel Nihat Yüksel 🕐 25 Şubat 2022
Islak merdivenlerde buldum kirpiğinden bir tel düşmüş saksıdaki sardunya da görmüş hafif aralıkmış penceren canım yağmur kokusu çeker benim bu yerde, zaman durur, gözlerin değer gözlerime avucumda bir kelebek gezinir ıslak sızılarım düşer esmer bir buluttan, sızan kokun geçiyor bak çarpa çarpa bir düğün kurmuşlar içime köşk kurmuş sevdanla içiyorum yokluğuna yokluğuna seni özlüyorum Joya sabahın zikzakları ondan mı bilmiyorum, gövdemde bir çöl iklimi dolaşıyor oralarda bir denizde, incili bir istiridye üşüyor Aaahh! Joya, seni sırılsıklam özlüyorum ve körkütük yıldızlar, düşüyor. *************************** sade ben mi tutkunum bu saatler ay’a beyaz güllerin vakti biliyorum kış bahçesinde en tenha bir köşede yarısı silik bir hüzün olur bu mevsim beyaz zambaklar güneşi bekler hüzünler bir gülüşünü… ellerin öyle narin ki, gülümse Joya gül ve tut beni, beni anlıyorsun değil mi Joya? tenin doluyor içime, sar beni ince yağmurlarla *********************** ………………………. en yüksek kanyonda güzelleşir yorulmaz, onbeş yıl süslenir orkideler aşk ile büyür içinde mırıltı salkımları yürüsen, beş nehirden daha gür akar saçların kış güllerinden taç yaptım, saklı kırçıllı bir yalnızlık gölgesinde yıldızlarda söylenen yasak bir şarkıdan atladım maviler arasında oynaşan dudak izlerin vardı dolunayda söz geçiremiyorum bahçe kuşlarına sisli yalnızlığıma alışan penceremdeler maviye düşkün bir acının peşindeler seni özlüyorum Joya öncesiz, sonrasız ve hesapsızca ************************** Aaah! Joya gözlerin ay’ın on beşi buğday başaklarının gamzeleri değiyor içine kırlangıçlar kaçışıyor, bu göç havası hırçın bir göç havası biliyorum Joya sakin olmalı bugün melankolik med-cezirler gibi sakin olmalı ama biliyor musun? Joya gözlerinin en bakir koyunda, tılsımlı bir gezegenden toygaran bir baltık atı koşuyor çağırayım, üzülmüşsün, ağlamışsın yaralı bir ceylanın gülüşünde üşümüşsün ben seni tam bu vakitte öpmeliyim Joya bu vakitte sevmeli insan ben seni sevmeyi bir mumun ardında bekleyen rüzgardan öğrendim seke seke günahlardan çıktım da geldim güller ekili bulutların altında masum bir masaldan esen küçücük bir mutluluktan öğrendim seni özlemeyi, seni özlüyorum Joya.

Islak merdivenlerde buldum

kirpiğinden bir tel düşmüş

saksıdaki sardunya da görmüş

hafif aralıkmış penceren

canım yağmur kokusu çeker benim bu yerde,

zaman durur, gözlerin değer gözlerime

avucumda bir kelebek gezinir

ıslak sızılarım düşer esmer bir buluttan,

sızan kokun geçiyor bak çarpa çarpa

bir düğün kurmuşlar içime  

köşk kurmuş sevdanla içiyorum

yokluğuna yokluğuna

seni özlüyorum Joya

sabahın zikzakları ondan mı bilmiyorum,

gövdemde bir çöl iklimi dolaşıyor

oralarda bir denizde, incili bir istiridye üşüyor

Aaahh! Joya, seni sırılsıklam özlüyorum

ve körkütük yıldızlar, düşüyor.

***************************

sade ben mi tutkunum bu saatler ay’a

beyaz güllerin vakti biliyorum

kış bahçesinde en tenha bir köşede  

yarısı silik bir hüzün olur bu mevsim

beyaz zambaklar güneşi bekler

hüzünler bir gülüşünü…   

ellerin öyle narin ki, gülümse Joya

gül ve tut beni,

beni anlıyorsun değil mi Joya?

tenin doluyor içime,

sar beni ince yağmurlarla  

***********************

……………………….  

en yüksek kanyonda güzelleşir

yorulmaz, onbeş yıl süslenir orkideler

aşk ile büyür içinde mırıltı salkımları

yürüsen, beş nehirden daha gür akar saçların

kış güllerinden taç yaptım,  saklı

kırçıllı bir yalnızlık gölgesinde

yıldızlarda söylenen yasak bir şarkıdan atladım

maviler arasında oynaşan

dudak izlerin vardı dolunayda

söz geçiremiyorum bahçe kuşlarına

sisli yalnızlığıma alışan penceremdeler

maviye düşkün bir acının peşindeler

seni özlüyorum Joya

öncesiz, sonrasız ve hesapsızca

**************************

 

Aaah! Joya gözlerin ay’ın on beşi

buğday başaklarının gamzeleri değiyor içine

kırlangıçlar kaçışıyor, bu göç havası

hırçın bir göç havası

biliyorum Joya sakin olmalı

bugün melankolik med-cezirler gibi sakin olmalı

ama biliyor musun? Joya

gözlerinin en bakir koyunda,

tılsımlı bir gezegenden toygaran bir baltık atı koşuyor

çağırayım,

üzülmüşsün, ağlamışsın

yaralı bir ceylanın gülüşünde üşümüşsün

ben seni tam bu vakitte öpmeliyim Joya

bu vakitte sevmeli insan

ben seni sevmeyi

bir mumun ardında bekleyen rüzgardan öğrendim

seke seke günahlardan çıktım da geldim

güller ekili bulutların altında

masum bir masaldan esen

küçücük bir mutluluktan öğrendim  

seni özlemeyi,

seni özlüyorum Joya.

Nihat Yüksel
Nihat Yüksel
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →