⚡ Son Dakika

İzmir Aşkı

Nihat Yüksel Nihat Yüksel 🕐 15 Temmuz 2020
Ağustosta, akşamüstüleri, yarına doğru yol alan çöl kızılı bu güneş, bugünün ucundaki umuttur hareli yakamozlar katarak önüne Smyrna’nın tam ortasına vurur. Birazdan nazlı imbat çıkar, yaylı faytonlardan da hızlı uçar emektar vapurlara, kemerli yalılara, güneş kokulu cumbalara dolar inci küpeli kızların saçlarında, kıyametler kopar. Narin bir parmak hafiften dokunur tellere bir martı çığlık çığlık kanadını açar, Körfezdeki narin vapurlarda bir telaş mağrur ve görkemli şarkılar taşırlar yârin yorgun yüreğine Sevgili gelmemişse yine iskeleye ölüm senfonisi başlar demir grisi bulutlarda, hüzünlü davullar çalar Karşıyaka’da, zor sokaklarda. Beyaz dalgalı kordonunda esir olur hislerine, yürürsün bir özgürlük şarkısı dolanır diline Konak’a doğru Hasan Tahsin’i görürsün. Ne yana dönsen kokusunu alıp da Papatya yaprağında bulamadığın aşkı, Bir kahve fincanının içinde bulursun, Asansör’de, Dario Moreno sokağında, Deniz ve mehtapla. Tuzlu, serin sularda duyduğun o feryat Delicesine bir hayat pazarlığıdır aslında. Hazin bir sonla biter Göztepe’de, Kalleş bir oltanın ucunda. Sırtında deniz kokusu, Nazlı sularda haşarı çocuk Yağmurda uslu bir kadın, Tenhada tunçtan bir adam, Sabahı, akşamı, gecesi, Burası İzmir, bir dünya güzeli. Burası Mustafa Kemal sahnesi.

Ağustosta, akşamüstüleri, 
yarına doğru yol alan çöl kızılı bu güneş,
bugünün ucundaki umuttur
hareli yakamozlar katarak önüne
Smyrna’nın tam ortasına vurur.

Birazdan nazlı imbat çıkar, 
yaylı faytonlardan da hızlı uçar
emektar vapurlara, kemerli yalılara,  
güneş kokulu cumbalara dolar
inci küpeli kızların saçlarında, 
kıyametler kopar.

Narin bir parmak hafiften dokunur tellere 
bir martı çığlık çığlık kanadını açar, 
Körfezdeki narin vapurlarda bir telaş
mağrur ve görkemli şarkılar taşırlar
yârin yorgun yüreğine

Sevgili gelmemişse yine iskeleye
ölüm senfonisi başlar demir grisi bulutlarda,
hüzünlü davullar çalar 
Karşıyaka’da, 
zor sokaklarda. 

Beyaz dalgalı kordonunda 
esir olur hislerine, yürürsün
bir özgürlük şarkısı dolanır diline
Konak’a doğru 
Hasan Tahsin’i görürsün.

Ne yana dönsen kokusunu alıp da
Papatya yaprağında bulamadığın aşkı,
Bir kahve fincanının içinde bulursun,
Asansör’de, 
Dario Moreno sokağında,
Deniz ve mehtapla.

Tuzlu, serin sularda duyduğun o feryat
Delicesine bir hayat pazarlığıdır aslında.
Hazin bir sonla biter 
Göztepe’de, 
Kalleş bir oltanın ucunda. 

Sırtında deniz kokusu,
Nazlı sularda haşarı çocuk
Yağmurda uslu bir kadın,
Tenhada tunçtan bir adam, 
Sabahı, akşamı, gecesi,
Burası İzmir, bir dünya güzeli.
Burası Mustafa Kemal sahnesi.

Nihat Yüksel
Nihat Yüksel
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →