Hayır demek neden bu kadar zor?
Bazen birine hayır diyebilmek için bile önce onun ne hissedeceğini düşünüyoruz. Kırılır mı, üzülür mü, yanlış anlar mı, benden uzaklaşır mı diye düşünüp duruyoruz.
Sonra bir bakıyoruz, karşımızdakini üzmemek için kendimizi üzmüşüz.
Onu kırmamak için kendi kalbimizi kırmışız.
Onu kaybetmemek için kendimizden biraz daha vermişiz.
Ben bunu hayatımın bir yerinde çok fazla yaptığımı fark ettim.
Bir şeyi anlatırken bile karşı taraf beni doğru anlasın diye o kadar çok anlatıyoruz ki… Yanlış anlaşılmayalım, kimse üzülmesin, kimse kırılmasın derken bazen kendi duygularımızı bile ikinci plana atıyoruz.
Ve insan bir süre sonra gerçekten yoruluyor.
Çünkü herkesin ne hissettiğini düşünürken, kendi içinde ne olduğunu duyamamaya başlıyor.
“Ben nasılım?” diye sormayı unutuyoruz.
Neye kırıldım?
Ne beni yoruyor?
Neyi artık taşımak istemiyorum?
Nerede kendim olmaktan uzaklaşıyorum?
Bazen cevaplar aslında çok net oluyor. Sadece o cevabı kabul etmek zor geliyor.
Çünkü hayır dediğimizde karşımızdaki insanın üzüleceğinden, bizi yanlış anlayacağından, sevgisinin azalacağından korkuyoruz.
Oysa her şeye evet diyerek kendimizi koruyamıyoruz.
Bazen hayır demek sevgisizlik değil.
Bencillik hiç değil.
Bazen sadece kendine verdiğin bir söz.
“Ben de varım.”
“Benim de duygularım önemli.”
“Benim de yorulmaya hakkım var.”
“Ben artık kendimi anlatmak için kendimi tüketmek istemiyorum.”
Hayatta bazı insanlara, bazı durumlara, bazı alışkanlıklara ve bazen kendi eski halimize bile hayır dememiz gerekiyor.
Çünkü bazı şeylere nokta koymak vazgeçmek değildir.
Bazen kendine dönmektir.
Artık ikna etmek istememektir.
Kendini kanıtlamak istememektir.
Herkes seni anlasın diye kendini anlatıp durmamaktır.
Sadece huzur istemektir.
Ben artık şunu öğreniyorum; herkes beni anlamak zorunda değil. Herkes benim neden böyle hissettiğimi bilmek zorunda da değil.
Ben kendimi biliyorsam, içimde ne yaşadığımı biliyorsam, bazen uzun uzun anlatmak yerine sessiz kalmak da bir cevap.
Belki de büyümek biraz da bu…
Her şeyi düzeltmeye çalışmamak.
Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek için peşinden koşmamak.
Herkes mutlu olsun diye kendini mutsuzluğun dibine sıkıştırmamak.
Çünkü hayat çok kısa.
Kalbimizi sürekli yoran şeylerin içinde kalacak kadar da uzun değil.
Bazen bir hayır, yıllardır söyleyemediğin bir cümlenin en sade hali.
Ve bazen koyduğun o nokta, bir son değil.
Kendine yeniden döndüğün yer.
Belki de mesele yeni bir sayfa açmak değil…
Artık aynı sayfada kendini eksiltmeden devam edebilmek.
Belki de hayır demeyi değil, hayır derken kendimizi suçlamamayı öğrenmemiz gerekir.