Hayat, istediğini değil; bedelini ödediğini verir
Hayatta bazı şeyleri çok isteriz…
Bir makamı, bir başarıyı, bir insanı, bir hayali, bir geleceği… Geceleri onunla uyur, sabahları onunla uyanırız. Kafamızda binlerce kez kurar, “Bir gün mutlaka olacak” deriz.
Ama hayatın bize öğrettiği acı bir gerçek vardır:
İstemek, tek başına hiçbir şeyi değiştirmez.
Çünkü hayat, dileklerin değil; çabanın, sabrın, cesaretin ve ödediğin bedellerin karşılığını verir.
Bir hedefin peşinden gerçekten yürümeye başladığınızda, yolun kolay olmadığını görürsünüz. İnsanlar sizi anlamayabilir. Bazıları sizinle alay edebilir. Bazıları “Boşuna uğraşıyorsun” diyebilir. Hatta en güvendiğiniz insanların bile bir noktada arkanızı dönüp gitmesine şahit olabilirsiniz.
İşte tam orada belli olur insanın ne kadar istediği…
Çünkü herkes güzel günleri ister.
Ama herkes o güzel günlere ulaşmak için zor günlere katlanmayı göze alamaz.
Başarı biraz da budur.
Kimsenin görmediği saatlerde çalışmak, kimsenin inanmadığı zamanlarda inanmaya devam etmek, defalarca düşüp yeniden ayağa kalkmak…
Ve en önemlisi, sonuç hemen gelmediğinde yolundan vazgeçmemek.
Bazen hayatta istediğimiz kapı açılmaz.
Ne kadar çalarsak çalalım…
Ne kadar beklersek bekleyelim…
Kapı açılmaz.
İşte insan burada büyük bir yanılgıya düşebilir: “Demek ki kaderimde yokmuş” diyerek vazgeçebilir.
Oysa belki de mesele kapının açılmaması değildir.
Belki de sen, o kapıyı açabilecek kadar mücadele etmedin.
Çünkü bazı kapılar anahtarla değil, ısrarla açılır.
Bazı hayaller para ile değil, emekle büyür.
Bazı başarılar şansla değil, sabırla kazanılır.
Ve bazı insanlar, hayatın sana sunduğu ilk engelde değil; o engelin karşısında ne yaptığınla kim olduğunu gösterir.
Bugün sahip olduğumuz birçok şeyin arkasında kimsenin bilmediği mücadeleler vardır.
Bir annenin geceleri çocuğu için ettiği dualar…
Bir babanın ailesi için sessizce katlandığı yorgunluk…
Bir gencin kimseye anlatmadan verdiği mücadele…
Bir sanatçının yıllarca sahne arkasında beklemesi…
Bir yazarın defalarca silip yeniden yazması…
Bir insanın defalarca kırıldığı halde hayaline sımsıkı sarılması…
Bunların hiçbiri tesadüf değildir.
Hayatın bazı sonuçları, görünmeyen emeklerin imzasıdır.
Bu yüzden bugün istediğiniz yerde değilseniz, kendinize hemen “Ben başarısızım” demeyin.
Belki henüz yolun başındasınız.
Belki biraz daha sabretmeniz gerekiyor.
Belki daha çok çalışmanız…
Belki bazı insanları geride bırakmanız…
Belki de en başta kendinize inanmanız gerekiyor.
Çünkü insanın en büyük rakibi çoğu zaman karşısındaki kişi değildir.
Kendi vazgeçişidir.
Unutmayın;
Kolay gelen şeyler çabuk unutulur.
Ama uğruna geceler harcadığınız, yalnız kaldığınız, mücadele ettiğiniz ve defalarca yeniden başladığınız şeyler hayatınızda başka bir anlam taşır.
Çünkü sonunda yalnızca bir hedefe ulaşmış olmazsınız.
Kendinizin kim olduğunu da keşfedersiniz.
Belki istediğiniz her şey gerçekleşmeyecek.
Belki bazı hayalleriniz yarım kalacak.
Belki bazı insanlar hayatınızdan çıkacak.
Ama verdiğiniz mücadele sizi değiştirecek.
Ve günün sonunda dönüp geriye baktığınızda şunu fark edeceksiniz:
Hayat bana her istediğimi vermedi… Ama uğruna gerçekten emek verdiğim hiçbir şey beni aynı insan olarak bırakmadı.
İşte asıl kazanmak budur.
Çünkü bazen mesele hedefe ulaşmak değil;
O hedefe yürürken kendini kaybetmemektir.