⚡ Son Dakika

Hasan Dağı’nda Tutulan Söz

Çiğdem Çimen Çiğdem Çimen 🕐 18 Eylül 2026 👁 207 okunma
Hasan Dağı’nda Tutulan Söz

Maçka’dan Aksaray’a uzanan bir dostluk, Hasan Dağı’nın zirvesinde tutulan bir söz ve Anadolu’nun kadim vefa kültürü…

Bazı sözler vardır; zaman geçse de unutulmaz. Bazı dostluklar vardır; mesafeler, yıllar hatta ölüm bile onları sona erdiremez. Hasan Dağı’nın zirvesine uzanan bu hikâye de işte böyle bir dostluğun ve tutulmuş bir sözün hikâyesi.

Bir önceki yazımda, sevgili İsmail Şahinbaş’ın Aksaray’daki Hasan Dağı zirvesine doğru ilerlerken Aşık Veysel’in “Hayalini hatır ettim” dizelerinden süzülen bir duyguyla, merhum sanatçı Volkan Konak’a verilen yarım kalmış bir sözün peşine düştüğünden söz etmiştim.

Bu kez o hikâyenin asıl vesilesi olan isme, Alper Balcı’ya kulak vermek istedim.

Kırşehir Çiğdem Haber Sitesi’nde yer alan haberden edindiğimiz bilgiler üzerine kendisine ulaştım. Sağ olsun, mütevazılığı ve samimiyetiyle “Hayalini Hatır Ettim: Volkan Konak” adlı yapımın perde arkasını; Volkan Konak’la Maçka’dan Aksaray’a uzanan dostluklarını ve Hasan Dağı’na birlikte çıkma hayallerini anlattı.

2014 yılında Maçka Kaymakamlığı’ndan Ürgüp Kaymakamlığı’na atanan, daha sonra Vali Yardımcılığı görevinde bulunan Alper Balcı’nın Volkan Konak’la iki ortak hayali varmış: Sıcak hava balonuna binmek ve Hasan Dağı’na çıkmak.

Balcı o günleri şöyle anlatıyor:

“İkisinin de hazırlığını yaptığım gün iletişim kurduk. On senenin sonunda hayalimizi gerçekleştirecektik. O gece rahmetli oldu. Kıbrıs konseri sonrası Kırşehir’e gelecekti. Beraber Neşet Ertaş’ın mezarını ziyaret edecektik. Abdalları alıp önce Nevşehir’e gidecektik, balona binecektik. Sonra da Hasan Dağı’na çıkacaktık. Ancak mezarında buluştuk.”

İnsanın boğazında düğümlenen bir cümle…

Çünkü bazı buluşmalar gerçekleşemez. Bazı hayaller yarım kalır. Fakat gerçek dostluk, yarım kalan hayalin peşini bırakmaz.

Balcı’nın anlattıkları, bunun en güçlü örneklerinden biri:

“On sene onunla beraber Hasan Dağı’nın yanından çok geçtik. Arabayı durdururdu ve sürekli ‘Bu Hasan Dağı’nda beni çeken bir şey var’ derdi. Hep bu cümleyi derdi. Hasan Dağı’na beraber çıkamadık. Ancak ben vermiş olduğum sözü tuttum.”

Ve tuttu.

Arkadaşlarıyla birlikte Hasan Dağı’nın zirvesine çıktılar.

“Volkan Konak’a vermiş olduğumuz sözü tuttuk. Onun hayalini hatırladık burada. Ruhu şad olsun.”

İşte bütün hikâye, belki de bu birkaç cümlede saklı.

Bu, yalnızca bir dağ tırmanışı değildi. Anadolu’nun bağrında verilmiş bir sözün yerine getirilmesiydi.

Kırşehir’in bozlakla yoğrulmuş kültürü, Neşet Ertaş’ın mirası, Veli Ertaş’ın yaşattığı Abdal geleneği, Aşık Veysel’in hayale ve hatıraya yüklediği anlam ve Kapadokya’nın gökyüzüne uzanan balonları… Hepsi bu yolculuğun hafızasında buluştu.

Anadolu zaten biraz da bunun adı değil midir?

Söz vermek, hatırlamak, sahip çıkmak ve yarım kalanı tamamlamak…

Yunus Emre, “Dağlar nice yüksek ise, yol anın üstünden geçer” der.

Hasan Dağı yüksekti. Yol da yükseğe çıktı. Fakat bu hikâyede asıl yükseklik, zirvenin metrelerinde değil, vefanın kendisindeydi.

Alper Balcı’nın yaptığı da tam olarak buydu: On yıllık bir dostlukta verilen sözü, ölümün ötesine taşımak.

Belki de Yunus’un “Yol yoldaşıyla yoldadır” sözünün bugüne düşen karşılığıydı bu.

Üstelik bu hikâyenin içinde yalnızca bir dostluğun değil, bir kültürel hafızanın da izi var. Neşet Ertaş’ın, Aşık Veysel’in, Abdalların ve Anadolu’nun gönül insanlarının mirası, Hasan Dağı’nın zirvesinde yeniden hatırlandı.

Bu nedenle İsmail Şahinbaş’ın bu çalışmadaki varlığı da ayrıca anlamlı.

Kırşehir’in bozlak ve Abdal geleneğine gönül vermiş, Neşet Ertaş’ın mirasını yaşatmaya çalışan İsmail Bey, bu yolculuğun yalnızca tanığı değil, aynı zamanda taşıyıcısı oldu. Kırşehir’den doğan kültürel bir birikimin Hasan Dağı’nın zirvesine taşınmasına katkı sundu.

Böyle hikâyelere bugün her zamankinden fazla ihtiyacımız var.

Çünkü sözün değerini, vefanın anlamını ve geçmişten devraldığımız kültürel mirasa sahip çıkmanın sorumluluğunu yeniden hatırlamamız gerekiyor.

Alper Balcı’ya bu nedenle bir kez daha teşekkür etmek gerek.

O, yalnızca bir sözü yerine getirmedi. Bir sanatçının yarım kalan hayalini, bir dostluğun hatırasını ve Anadolu’nun vefa duygusunu zirveye taşıdı.

Hasan Dağı’nın zirvesinde esen rüzgâr, belki artık yarım kalmış bir hayalin hüznünü değil, tutulmuş bir sözün huzurunu taşıyor.

Volkan Konak’ın ruhu şad olsun.

Ve bu vefa yolculuğuna omuz veren Alper Balcı’ya, İsmail Şahinbaş’a ve emeği geçen herkese gönülden teşekkürler.

Çünkü bazı sözler tutulmak için verilir.
Bazı dostluklar ise ölüm ile bitmez.

Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →