⚡ Son Dakika

Gönül Sohbet İster

İsa Gürler İsa Gürler 🕐 25 Temmuz 2026 👁 317 okunma
Gönül Sohbet İster

Sohbet, aralarında sevgi ve muhabbet olanların birlikte yaptıkları konuşmalardır. Kalpteki sevgi anlamına gelen muhabbetin geleneksel kültürümüzdeki ifade biçimi sohbettir. Çay, kahve eşliğinde her türlü çekişme, çatışma ve endişeden uzak, tamamen rahat bir şekilde, ortam ve şartların belirlediği, önceden planlanmamış konular etrafında karşılıklı olarak fikirleri, üzüntü ve kederleri, sevinç ve mutlulukları paylaşmak, dertleşmek, birbirinden bir şeyler öğrenmek, böylece hoşça zaman geçirmek anlamına gelir.Burada seviye, statü, çıkar, toplumdaki konum önemli değildir. Burada insanları bir araya getiren sadece sevgidir. Böyle bir ortamda tatlı şaka ve nükteler, hatıralar sohbete renk katar.

Zamanımızda ne yazık ki insanoğlu kendi dünyasına hapsoldu. Bireyselleşti ve yalnızlaştı. Bencilleşti ve kendinden başkasını düşünemez oldu. Gönüller birbirinden uzaklaştı. Arkadaşlık, dostluk ve komşuluk ilişkileri azaldı. İnsanlar hâl hatır sormayı birbirinden esirger oldu. Dijital dünya insanoğluna pek çok imkân sundu. Ancak insan, sanal alemin cazibesine kapıldı. Gerçek hayatla bağı koptukça kalabalıklar içinde yalnızlaştı. Dünyanın diğer ucundaki insanlarla iletişim kurarken arkadaş ve dostlarıyla hasbihal etmeyi unuttu. Dostluğun, sohbet ve muhabbetin sıcak ortamını yakalayamaz oldu. Sevinç ve mutlulukların paylaşıldıkça artacağı, dert ve sıkıntıların paylaşıldıkça azalacağı gerçeğinin farkına varamaz oldu.

Halbuki sohbet ve muhabbet, insanî ihtiyaçlardan biridir. Sevenlerin bir araya gelişiyle oluşan bir meclistir. Sevgiyi ve insanî ilişkileri güçlendiren, insanın yalnızlığını gideren bir değerdir. Şairin; "Gönül ne kahve ister ne kahvehane / Gönül sohbet ister, kahve bahane" dediği gibi...

İnsanın hayatta karşılaşabileceği acı ve sıkıntılı zamanları vardır. Teselli bulacağı, içini dökeceği bir yakın, samimi bir dost arar. İnsanın sevinçli ve mutlu anları vardır; paylaşacağı insanlara ihtiyaç duyar. Çünkü öyle anlar vardır ki sıkıntısını bir dostuna veya yakınına açamadığında adeta patlayacak noktaya gelebilir insan. Sevinç ve mutluluğunu paylaşamayınca, sevinç ve mutluluğunun anlamsızlaşacağını düşünebilir. Üzüntü, acı ve kederleri, sıkıntıları azaltan ya da gideren; sevinç, neşe ve mutlulukları arttıran da paylaşılmasıdır.

Sevgi ve paylaşmak iç içe bir kavramdır. Onun sözünü etmekten çok yaşamak gerekir. Öyküde anlatıldığı gibi; Bektaşi büyüklerden bilge bir zata bir gün sormuşlar: "Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bilge kişi: "Bakın göstereyim," demiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırmış. Yemek sofrasına oturduktan sonra sıcak çorbalar gelmiş. Arkasından da bir metre boyunda kaşıklar. Bilge kişi: "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz," demiş. Misafirler:"Peki" demişler ve başlamışlar. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götürememişler ağızlarına. En sonunda beceremeyip aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine Bilge kişi: "Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri çağırayım yemeğe," demiş. Aydın yüzlü, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar gelip oturmuş sofraya.  Bilge kişi: "Buyurun," deyince, her biri uzun boylu kaşığı çorbaya daldırıp karşısındaki arkadaşına uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. Bilge kişi demiş ki; "İşte, kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim arkadaşını düşünür de doyurursa o da arkadaşı tarafından doyurulacaktır."

İsa Gürler
İsa Gürler
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →