Enflasyon doğurganlığı vurdu!
Türkiye nüfusunun pandemiden sonra yükselişinin duraksamasında yüksek enflasyonun etkisi olduğunu düşünüyorum.
Geçinmekte zorlanan insanlar doğum mu yapar, çocuğunu evlendirebilir mi? Evlense aldığı asgari ücretle kirayı ödeyebilir mi?
2020 de Türkiye nüfusu 83.614.362 iken bir yıl sonra 2021 de 84.680.273 yani bir milyon artış yaşanmış. 2023 te 85.372.377 olan nüfus 2024’te 85.664.944 olmuş. Bir yılda 293 bine yakın artış göstermiş. 2025’te nüfusumuz 86.092.168 kişi olmuş yani son yılda da ancak 427 bin kişi artmış. Dikkatimi çeken ise kadın ve erkek nüfus artış oranlarının birbirine çok yakın olması.
2025 yılının Aile yılı ilan edilmesi ile birlikte gençlerin evlenmeleri, çocuk yapmaları için bir dizi teşvikler sunulmuştu. Sonuç; program enflasyona yenildi. 2026-2035 dönemi 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' ilan edildi. Ömrümüz yeterse izleyip göreceğiz.
Neslin gençleşmesini ben de çok önemsiyorum, ancak bütün bunlara karşı çocuk beslemenin, yetiştirmenin ve evlendirmenin maliyetinin bunu engellediğini düşünüyorum. Fahiş fiyatlandırmaların önüne geçilmedikçe, enflasyon düşürülmedikçe nüfusun artacağını düşünmüyorum.
Enflasyonu, piyasa dinamiklerinin yanı sıra ahlaki çöküşün tetiklediği bir olay olarak da görüyorum. Köşe dönmecilik ruhunun, bireysel zenginliğin ön planda tutulması enflasyon canavarının nefesini kesemiyor.
Türkiye’de yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyonun yüzde 14,64’e ulaştığı ve bu oranın birçok Avrupa ülkesinin yıllık enflasyonunu aştığı belirtiliyor.
Eskiden Avrupa’da dışarıda yemek çok pahalı, bu yüzden herkes yemeğini evde yapıyor deniyordu. Türkiye’de dışarda yemek yemek zengin işi oldu. Oldu da dönümlük açılan kebapçılar da dolup taşıyor. Üç kişilik bir aile alkolsüz bir yerde 2.500’den aşağı kalkamıyor. Küçük kebapçı esnafı kan ağlıyor. Bu nasıl bir denge anlayabilmiş değilim.
Dolmuşta 5 dakikalık, 20 dakikalık yolun da hatta indi bindi ücretinin 40 lira olmasını anlayabilmiş değilim.
Beyaz eşya üretici bir firmanın “Anneler Günü” için verdiği reklam filminde bir kadının, bir köpeğin annesi olarak yansıtılması tepki çekince yayımlanmadı. Doğurmasam da bir hayvanı evlat edinirim düşüncesi bana göre korkunç bir toplumsal çöküşün belirtisi.
Belediye başkanının biri 10 çocuk doğurana sıfır araba verecekmiş. Asgari ücretli değil 10 çocuk 2. Çocukta doğurmaktan pes eder.
Kemoterapi, immüterapi bedenimi çok zorluyor. Enfeksiyon riskine karşı insanlarla çok muhabbet edemiyorum. Çok güzel dostlar biriktirmişim, onlar benim yaşam sevincim. 50 yıldır halkıma hizmet ederken ne siyasette ne ticarette yer aldım. Birileri gibi el etek öpmedim, kişisel çıkarlar peşinde koşmadım. Dostlarımın manevi destekleri sayesinde yine halkıma hizmete döneceğim inşallah. Bu hastalığım döneminde en çok da siyasiler benden uzaklaştı. Hastalığım ölümcül olabilir ama bulaşıcı değil. Bunu bilmelerini isterim. Sonuçta yanıma gelen, telefonla görüşen dostlarım hepsi de birer seçmen. Onları dinliyorum.
Kafalar karışık. Bana göre CHP’li belediye başkanlarının son zamanlardaki durumu içler acısı. Aydın, Uşak, Afyon, şimdi de Antalya … Bunları geçeyim de Karşıyaka’da belediye meclisinde gelişen olaylar… Ne olacak bu ana muhalefetin sonu dedirtiyor. CHP Genel Merkezinin mutlaka buna müdahale etmesi gerekiyor. Yıldız başkanın samimiyetine inanan biriyim. Etrafındakilerden yakınanlar da etrafına kenetlenip yakındıklarından başkanı uzaklaştırsın derim. Benim işim siyaset değil ama kentime, ülkeme hizmet edene her zaman saygı duymuşumdur.
İktidarda olanın iktidarını sürdürmesi için iktidar olmak isteyenin de iktidar olması için seçmenin sorunları ile ilgilenmesi temel koşuldur. Hangi partiden olursa olsun eşinin bile oyunu alamayan birini söz sahibi yapmak partiye en büyük ihanettir.
Kim olursa olsun görevini kötüye kullanan, kamu zararına yol açanlar izlenmeli, mutlaka ve mutlaka adalete teslim edilmelidir.