⚡ Son Dakika

Biz salonda büyümedik!

Avni ERBOY Avni ERBOY 🕐 27 Nisan 2026 👁 82 okunma
Biz salonda büyümedik!

Bugünlere nasıl geldiğimizi merak edenler olduğuna göre, şunu belirtmek isteriz ki; biz salonlarda büyümedik!..
Gazeteciliği matbaada çıraklıktan, sporculuğu büyüklerimizin çantalarını taşımaktan, iş dünyasını çarşı, pazarda, sokak aralarında ve yazlık sinemada gazoz satarak, yöneticiliği de ustaların yanında gecemizi gündüzümüze katarak öğrendik!..
İş, spor derken okul yaşantımızı da bırakmadık ve o dönemde gidebileceğimiz en yüksek (üniversite) okula da iyi bir puanla girdiğimiz okulu da bitirdik. Sizin anlayacağınız tabiri caizse; tırnaklarımızla kazıya, kazıya geldik!..
Bunun dahası var mı?
Var…
Daha da başarılı olmak. 
Hizmete devam etmek. 
Güzel işlere imza atmak, topluma yararlı bireylere katkı sunmak. 
Çocukları doğru eğitmek, onları kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak.
Doğduğun, büyüdüğün, yaşadığın şehri inkâr etmemek, unutmamak, değerini bilerek katkı sunabilmek…
Sadece biz miyiz?
Şehrine, sevdalısı olduğu rengine, âşık olduğu tutkusuna ölümüne bağlı insanlar var ki;  onlarla gurur duymamak elde değil.
Cebini değil, kalbine sevgiyi doldurmayı yeğleyen, dostluğu ön planda tutan, mahalle kültürüyle büyüdüğünü asla unutmayıp “Bu benim borcum” diyenlere saygı duymamak onları inkâr etmek anlamına gelir.
Aksini düşünerek hareket edenlerin bu güzelliklerin içinde yer alması mümkün müdür?
Kesinlikle hayır!
Altay ve Altınordu’nun ligde kalmasının mutluluğunu, sevincini yaşayan kimler acaba?
İşte bu yukarıda tablosunu oluşturduğumuz sevdalılar.
Bunlardan birisi de hiç kuşkusuz ki; çok tanıdık…
Düşünün… Kulüpte başkanlık yapan bir marka isim, tribünlerde amigoluğu üstlenip, hançerelerini yırtarcasına takımını destekliyor, taraftarı coşturuyor... Futbolcuların kazanması için adeta kendini paralıyor… 
Bununla da yetinmeyip, yeni gönüllüler kazandırmak için, taraftar derneği kurup bir efsanenin yok olmaması savaşını veriyor. Gençlere mahalle kültürü, renk aşkı, takım sevdasını aşılıyor. 
Kim bu biliyor musunuz?
1939 yılından bu yana süre gelen, zevk ve keyifle içtiğiniz ürünün adını da taşıyan marka: İlyas Gönen…
İzmir Kuru Kahveciler, Kuru Yemişçiler ve Baharatçılar Esnaf Odası Başkanı. Bir zamanlar İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı teklif edildiğinde “Bu şehirde benden çok daha iyi yapacak binlerce insan var” deme cesaretini gösterip, mütevazı kimliğini öne koyan birisi.  
Her şeyden önemlisi de; adam gibi adam!..
Dün nasıl sokaklardaysa, bugün de öyle… Ne makamda gözü var, ne de mevkide. Tek düşüncesi hizmet… O nedenle de aşırı istekleri kıramadığından zaman zaman koltuğa kendi deyimiyle “Sadece esnafı bir adım daha öne götürmek için” geçiyor. Ama asla oturmuyor, yine sokakları arşınlıyor. Herkesin halini hatırını sorup, gönlünü alıyor. Kiminin kalbine sevgi, ihtiyacı olanların cebine de para koyuyor… 
Ne kadar hizmete, insanlığa düşkün olduğunu cümle alem biliyor… 
İlyas Gönen bugünlerde mutlu mu, mutlu.
Bunun sebebi de Altınordu’nun ligde kalması.
Ama Mehmet Seyit Özkan’a da kızgın. Onun sebebini de şöyle açıklıyor: “Maden bu takımına takviye yapacaktın da, neden son anda oyuncuları aldın. Baştan alsaydın da bunca kahır çekmeseydik! Öldük, öldük dirildik! Bize resmen cehennem azabı yaşattı…”
İlyas Gönen lüks salonlarda büyümedi. 
Soyadını taşıdığı Gönen, Konya ilinin Beyşehir ilçesine bağlı bir mahalle. Beyşehir Gölü'ne ve ilçe merkezine yakın konumuyla bilinen bu yörenin havasını soluyup, gölün suyunu içti mi bilemiyorum ama bildiğim; her şeyini borçlu olduğu Altınpark’ın çocuğu… O döneminde Tilkilik, Namazgâh, Basmane’nin görkemli sokaklarında, Kemeraltı’nda az pabuç eskitmedi. 
“Şeytanlar” tezahüratları kulaklarında çınlarken, bu tarihi kulübünün renklerine âşık oldu, maçlarında üçlü çekerken sesleri kısıldı. 
O menfaatlerin değil, sevdanın peşinden de koşa koşa bugünlere geldi. Yönetimlerine girdi, başkanlığını üstlendi, amatör kümeye kadar düştü ama yılmadı, mücadelesini sürdürdü. Yeniden profesyonel liglerle tanışmasına vesile oldu. İyi gününde de, en kötü gününde de terk etmedi. Hep yanındaydı. Kucakladı… Gün geldi, cebindeki son kuruşunu harcadı. Malzemeciliğini bile üstlendi. Formalarını yıkadı, stada kadar taşıdı!..
Altınordu tarihse, İlyas Gönen de kulübün efsanesi… 
Altınordu’nun kuruluşu Cumhuriyetimizle yaşıt.  26 Aralık 1923 tarihinde temeli atılan kulübün kırmızı rengi; Kurtuluş Savaşı’nın isimsiz kahramanları şehit ve gazilerimizin kanından, lacivert rengi, sağlamlığı ve gücü temsilen çelikten aldı. 
Eczacıbaşı Süleyman Ferit, Ahmet Şerafettin, Kemal Kamil Aktaş, Edip Berkant, Eczacı Sermet, Numanzade Ali Rıza, Muallim Mehmet Rıza, Doktor Hacı Hasanzade Ethem, Katip Selami, Cerrah Necipzade Ali ve Eczacı Rıza tarafından İzmir'in en köklü ailelerinin bulunduğu Basmane-Tilkilik-Namazgâh semtlerinde gençlerinden Mustafa Balöz, Hüseyin Yurdakul ve Mehmet Hancıoğlu’nun girişimleri ve semt sakinlerinden Doktor Hacı Hasanzade Ethem Bey aracılığıyla, Ragıp Paşa Kıraathanesi'nde toplanan semtin diğer büyüklerine anlatılması ve onların da bu fikri benimsemesiyle temelleri atıldı. Altınordu’nun kurucu başkanı Süleyman Ferit Eczacıbaşı aynı zamanda isim babası. Eczacıbaşı’nın; “Ben de bir Türk ismi buldum, Yine büyük bir Türk İmparatorluğu olan Altınordu ismini kulübün adı yapalım” fikri hiç itirazsız kabul edildi. 
O günlerden bu döneme…
Neler yaşadı, neler… 
Altınordu kurtuldu. Elbette bir sevinç de Altay’ın 3. Ligde kalması oldu.
Düşünün, şampiyonluklarına alıştığımız, futbolumuzun en üst liginde 42 sezon mücadele eden, Türkiye Kupası'nı kazanan ikinci, Anadolu'dan ise kazanan ilk futbol kulübü olan Altay bugün ligden düşmediği için sahanın içini adeta bayram yerine çeviriyor…
Türkiye Kupası'nı 2 kez (1966-67, 1979-80) müzesine götüren, tarihinde 7 kez Türkiye Kupası finali oynayan siyah-beyazlılar, ayrıca TFF 1. Lig'de 3 kez ve TFF 2. Lig'de 1 kez şampiyonluk yaşadı. İzmir Futbol Ligi'nde ise 14 kez şampiyonluk elde etti. Türk Futbol Tarihinde deplasman yapan ilk takım unvanını kazandı. 
Bu kadar güzel bir tarihi geçmişe bugünkü tablo yakışıyor mu?
Altınordu ve Altay ligde kaldı ancak iki İzmir ekibi İzmir Çoruhlu ile Bornova 1877 amatör lige düştü. İzmir futbolu için bir yanımızda sevinç, diğer tarafımızda hüzün var… Gözlerimiz de şimdi Karşıyaka’nın play off maçlarında… Oradan da gelecek sevinç çığlıkları ile kulaklarımızdaki pasın silinmesini bekliyor ve temenni ediyoruz. 

Avni ERBOY
Avni ERBOY
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →