⚡ Son Dakika

Bisiklet sevdası, gerçek aşkını buldurdu...

Avni Erboy Avni Erboy 🕐 15 Haziran 2026 👁 145 okunma
Bisiklet sevdası, gerçek aşkını buldurdu...

Bisiklet üzerinde geçen hayatı tercih eden spor aşığı birisinden söz edeceğim, sizlere…
Uzun yıllar önce Kemalpaşa’da tanıdığım, daha sonra İzmir Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nde şube müdürü, ardından da Karşıyaka İlçe Spor Müdürlüğü döneminde dostluğumuzun pekiştiği gerçek bir spor adamı…
Kim bu biliyor musunuz?
Kemal Lale’den başkası değil…
En son Karabağlar İlçe Spor Müdürü unvanını alan ve ardından da emekliliğini isteyerek tamamen spora ve doğaya yönelen Kemal Lale, sporun tüm branşlarıyla ilgilenmesinin yanında, önce tenis sonra da bisiklet sporunda uzmanlaştı.
Kortlarda şampiyonluklar elde ederek, yaş grubunda kürsünün rakipsiz ismi olan Kemal Lale, ardından da bisiklet sevdalısı olarak mucizelere imza atmaya başladı…
İzmir’den Anıtkabir’e bisikleti ile gitti. Burada, Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkan Kemal Lale, daha sonra yine bisikletiyle İzmir’den Samsun’a pedal basarak sosyal sorumluluk projesini tek başına gerçekleştirdi. 19 Mayıs’ta da Bandırma Vapuruna çıktı…
Üstelik bisiklet üzerinde yaşamını sürdürürken de; gerçek aşkını buldu. Hayatının kadını ile şimdi, iki tekerin üzerinde el ele, gönül gönüle, mutluluk reçetesi dağıtarak gezmeye devam ediyorlar…
Kemal Lale çok yönlü spor adamı.
Masa başı görevlerini istemediğinden, belki de sevmediğinden hep sahada oldu. Olması da İzmir sporunun yararınaydı. Onların sorunlarını yakından gördü, çektikleri sıkıntıları yaşadı. Böylelikle de yaşanan sorunları çözdü, kulüplere, sporculara destekleriyle katkı sağladı.  Sorunları çözünce de kulüpler onun döneminde derin bir nefes aldı.
Moral vererek onların hedefinin büyümesine yararı dokundu.
Neticede her şey parayla, pulla olacak değil… Bazen akıl, maddiyatın çok çok önüne geçebiliyor.
Günler hızla gelip geçerken, Kemal Lale kararını verdi. Artık emekli olmalıydı ve emeklilik dilekçesini müdürlüğe sundu sunmasına da; spordan asla kopamadı.
Aslında kopması da imkânsızdı…
Bostanlıspor’da bisiklet sporunun tescillenmesinde aktif rol oynadı, takım kurdu. Ardından da dağcılık ve doğa sporları şubesini faal hale getirdi. Geziler yaptı. Dağlarda ekibiyle dolaştı durdu…
Bir yandan tenis, diğer taraftan şube başkanlığını yaptığı bisiklet ve dağcılık da her geçen gün daha da hareketli hale gelen Kemal Lale, projeler üreterek önce İzmir’den Samsun’a, ardından İzmir’den Ankara’ya Anıt Anıtkabir’e bisikletinin üzerinde pedal çevirerek gitti…
Gel zaman, git zaman…
Günün birinde Nuray Hanım (Karakaya) ile bisiklet üzerinde tanıştı. Birlikte geziler başladı…
Bisiklet aşığı iki sevdalı yan yana bisiklet üzerinde sohbetlerini derinleştirdi, sonra yakınlaşma ve hayat arkadaşlığı derken, ikili mutlu bir çift olarak yine yollara koyuldu…
Evden çok, doğada, çadırlarda, yollarda olmayı yeğlediler…
Ve Gömeç’e yerleşince, bu tatil yöresi bir anda bisiklet sporuyla anılmaya başladı…
Kemal Lale ve Nuray Karakaya, ver elini Artvin diyerek, birlikte yola koyuldu… Hem de öyle böyle değil… Yükleri bu kez çok daha fazlaydı…
Gömeç’ten başlayan Türkiye Turu bu kez 2100 Kilometre sürecekti. Kaç gün, kaç gece… Bunu hiç hesaplamadılar… Çünkü evdeki hesap yollarda uymuyordu…
Ama yine de profesyonelce planlarını gün ve gün yaptılar…
Bostanlıspor Bisiklet ve Dağcılık Şubelerinin Başkanı Kemal Lale, hayat ve yol arkadaşı Nuray Karakaya ile 2100 kilometrelik “Bisiklet sırtında Gömeç’ten Artvin’e…” projesini gerçekleştirmek için şu anda yollardalar.
İnanın neredeler bilemiyorum!
Denizli üzerinden göller bölgesini gezerek Konya'ya ulaşıp, 1. Etabı tamamlayan çift, aldığımız haberlere göre; geçtikleri yörelerde inanılmaz bir sevgi gösterisi gördüler. Bunun sonucu morallerini yükselterek, yorgunluklarını köy kahvesinde acı bir kahve ile giderdiler.
Konya’dan sonra Kırıkkale’yi doğru yola çıkan ikili, Çorum üzerinden Amasya'ya ulaştı. Buraya kadar 1500 kilometre yol yapan Lale ve Karakaya, kâh bisiklet sevdalıları, kah köylüler tarafından ağırlandı.
İlginin doruk noktaya ulaşması elbette gözlerindeki mutluluğu okunur hale getirdi.
Bu konuda bisiklet üzerinde, evlerinden daha çok vakit geçiren Kemal Lale telefonda bakın ne dedi:
“Çok keyifli bir gezi oluyor. Bu yöreleri sadece yabancıların değil, Türklerin de bisikletleriyle gezebileceğini kanıtlamayı da amaçlıyoruz. Amaçladık da… Bu turumuzun bir nedeni de buydu. Her gittiğimiz yerde yabancı mısınız? diye soruyorlardı. Biz Türk olduğumuzu söylüyoruz. Zaten Türkçe cevap verince de şaşırıyorlar. Türkler de mi bisikletle geziyor diyorlar. İşte biz de bu imajı ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz. Türk bisikletçiler de dünyanın her yöresini kolayca aşabilirler. Sizin aracılığıyla bisiklet sevdalılarına sesleniyorum. Korkmadan ülkemizin güzelliklerini görmek için yurdumuzun dört bir yanına pedal basın. Yollar çok güvenli. Vatandaşlarımızın çok misafirperver.”   
Yaklaşık 600 kilometre daha yol yapacak olan Lale ile Karakaya, yolculuklarını dünyanın 10 riskli yolu arasında ilan edilen Bayburt’u Of’a bağlayan ve Rus Yolu olarak isimlendirilen yola girerek burasını bisikletleriyle aşacaklar. Ardından da Artvin’e ulaşacaklar. Tur burada noktalanacak ama şeref turunu yaylaları gezerek atacaklar.
Amaçlarının sadece bisiklet sırtında yol almak değil, geçtikleri yerin insanını, doğasını ve tarihini görerek, öğrenerek ve yaşamak olduğunu belirten Lale, yöre insanı ile sohbet ederek, konuşmak olduğunun altını da çiziyor.
Hissettiğim şudur ki; bizim insanımız bildiğimizden de candan ve misafirperver. İşte bu da bizim arkadaşlarımızı oldukça da mutlu ediyor.
Doğa ile iç içe olmak, gizli kalmış güzellikleri yerinde görmek ile mutlu olduklarını da ifade eden Lale ve hayat arkadaşı, mevsim gereği hava koşullarının kötü olduğu zamanlarda köy camisine sığınıp, köyün konuk evinde misafir edildiklerini aktardı. Bazen de çadır kuran ancak bunu gören vatandaşların ‘gece vakti çadırda kalınmaz. Bizim ev ne güne duruyor’ diyerek evlerine misafir ettiklerini de dile getiren Lale, “Anadolu’muzun güzel yürekli insanları çok fazla. Kimi zaman tarihe yolculuk ettik, milattan önceye gittik. Sagalasos, Alacahöyük gibi. Kimi zaman da doğa baharın bütün güzelliklerini sunup büyüledi bizi. Eğirdir, Beyşehir Amasya gibi…” derken yoldan asla korkulmamasını da dile getiriyor…
Görme ve işitme engelli Amerikalı pedagog ve aktivist Helen Keller’in dediği gibi: "Hayat ya cesur bir maceradır ya da hiçbir şeydir."
Size göre nedir?
Sevgili dostlar; yolunuz açık olsun…

 

Avni Erboy
Avni Erboy
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →