Bir Fuarın Ardından Değil, İzinden…
İzmir'de eylül ayının başka bir anlamı vardır…
Yaz henüz bitmemiştir ama akşamları hafifçe serinlemeye başlamıştır…
Ve bir zamanlar bu günler geldiğinde İzmir'de hemen herkesin aklında aynı şey olurdu: Fuar açılıyor…
İzmir Enternasyonal Fuarı'nın hikâyesi aslında Cumhuriyet'in hikâyesiyle neredeyse yaşıttır…
Temelleri, 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün açılışını yaptığı İzmir İktisat Kongresi'nde düzenlenen sergiye kadar uzanır. Savaştan yeni çıkmış bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını kazanma ve dünyaya açılma iradesinin bir parçasıdır bu hikâye…
1927'de 9 Eylül Sergisi'ne dönüşen bu girişim, 1936'da Behçet Uz'un büyük çabalarıyla Kültürpark'ın kurulmasıyla bambaşka bir kimlik kazanır… İzmir Fuarı artık kendi evindedir.
Ama Fuar hiçbir zaman yalnızca bir ticaret fuarı olmadı. Belki de onu Türkiye için benzersiz yapan tam olarak buydu…
On yıllar boyunca her yıl 20 Ağustos'ta açılıp 20 Eylül'e kadar süren o bir ay, İzmir'in adeta ikinci bir hayat yaşadığı dönemdi…
Türkiye'nin dört bir yanından insanlar İzmir'e gelir, yabancı ülkelerin pavyonlarını gezer, daha önce hiç görmedikleri ürünlerle ve teknolojilerle orada tanışırlardı…
1971'de binlerce insan yürüyen merdiveni ilk kez Fuar'da gördü…
1973'te ABD'nin getirdiği Ay taşı sergilendi; Soğuk Savaş'ın iki büyük gücü ABD ve Sovyetler Birliği'nin pavyonları yan yana, dünyadaki uzay yarışını İzmir'e taşıdı…
Fuar aynı zamanda Türkiye'nin en büyük eğlence merkezlerinden biriydi…
Gazino kültürü, açık hava tiyatroları, konserler, lunapark, hayvanat bahçesi, Paraşüt Kulesi, minyatür tren…
Dönemin en büyük sanatçılarını izlemek için Türkiye'nin farklı şehirlerinden insanlar İzmir'e gelirdi. Zeki Müren'in 1967'de Manolya Bahçesi'nde sahne alması gibi geceler yalnız İzmir'in değil, Türkiye'nin eğlence tarihinin de parçası oldu…
Bu nedenle İzmir Fuarı bir nesil için yalnızca gezilecek bir yer değildi. Bir ay boyunca yaşanan bir şehir kültürüydü…
Çocuk için lunaparktı…
Genç için konserdi…
Esnaf için kazançtı…
Sanayici için dünyaya açılan kapıydı…
Anadolu'dan gelen ziyaretçi için belki de hayatında ilk kez başka ülkeleri, başka kültürleri bu kadar yakından görebildiği yerdi…
Benim çocukluğum da nice fuar anılarıyla doludur. Zeki Alasya, Metin Akpınar ve daha nice dev oyuncunun rol aldığı Devekuşu Kabare’yi ilk olarak ailecek orada izlemiştik mesela…
Veya içimde kalan ukte olarak ‘’korku tüneli’’ vardı. Annem-babam evlatlarına kıyamadığından izin vermek istemezlerken şanslarına zaten bir yaş sınırı engeli ortaya çıkmıştı da istemedikleri bir şey için ısrarcı da olamamıştım ben de böylelikle…
Çarpışan otolarla da ilk olarak fuarda tanışmıştım. Daha ilk tecrübemde arkadan çarpan bir arabanın tesiri ile oturduğum yerden dışarı uçma tehlikesi atlatmış olsam da çocuk olarak çok mutluydum…
Hayatımda ilk defa golf sahasını da (mini golf alanı) orada görmüştüm. Pak Bahadır ile de oradaki hayvanat bahçesinde tanışmıştım…
Yine hiç unutmam bir gün gittiğimiz Tanju Okan konserinde mikrofon arızası yaşanmıştı ve Tanju Okan o muhteşem sesiyle konserine mikrofonsuz olarak devam etmişti. Haliyle de bir alkış tufanı kopmuştu seyirciler arasında…
Tüm bu aktivitelerde de fuar için başka şehirlerden gelip de bizde yatılı olarak kalan misafirlerimiz olurdu mutlaka…
Sonra dünya değişti. Fuarcılık değişti. İhtisas fuarları çoğaldı, teknoloji sayesinde dünyayı görmek için artık bir pavyonun kapısından içeri girmeye gerek kalmadı. İzmir Enternasyonal Fuarı'nın süresi de giderek kısaldı; 2004 yılında on güne indirildi.
Bugün ise 95. İzmir Enternasyonal Fuarı, 5–13 Eylül 2026 tarihleri arasında dokuz gün boyunca Kültürpark'ta. Konserler, tiyatrolar, sergiler, çocuk ve gençlik etkinlikleri, sokak gösterileri ve farklı eğlence alanları yine var…
Ama kabul etmek gerekir ki eski Fuar ile bugünkü Fuar aynı şey değil…
Belki eski büyüklüğünde değil, belki artık Türkiye'nin dünyaya açılan tek penceresi de değil. Ama Kültürpark'ın kapılarından içeri girildiğinde, özellikle geçmişte o bir aylık Fuar günlerini yaşamış olanların zihninde hâlâ başka bir İzmir beliriyor…
Çünkü bazı kurumların değeri yalnız bugün ne olduklarıyla ölçülmez. İnsanların hafızasında ne bıraktıklarıyla da ölçülür…
Ve İzmir Enternasyonal Fuarı, bütün değişimine rağmen, yalnız İzmir'in değil Cumhuriyet Türkiye'sinin ortak hafızasında yer etmiş ender kurumlardan biri olmaya devam ediyor…
Sağlıcakla kalın!..