⚡ Son Dakika

Baba olmak zordur!

Op. Dr. Serhan Çelikhisar Op. Dr. Serhan Çelikhisar 🕐 23 Haziran 2026 👁 60 okunma
Baba olmak zordur!

Baba adam; güvenilir, hoşgörülü, babacan ve cömert kimseler için kullanılır.

Baba ocağı; bir ailenin, özellikle de babanın yaşadığı, doğup büyünülen ev veya yurt.

Baba yarısı; amca, dayı gibi babanın yerini tutabilen, ona çok benzeyen veya babanın yakın arkadaşı kişiler için kullanılır.

Baba yaslandığın dağdır; babanın aile için en büyük güven ve dayanak noktası olduğunu belirtir.

Baba olmak zordur vesselam. Tabii ki de ‘’cennet anaların ayakları altındadır’’ hadisinden anlaşılacağı üzere annenin hakkı yanında babanın durumu biraz daha yancı pozisyondadır ama baba kavramının da taşıdığı kendine has çok önemli özellikler vardır…

Yukarıda yazdığım bazı deyimlerden de görüleceği üzere temel olarak baba figürünün fonksiyonu evladını, ailesini sahiplenmek korumak ve güven vermektir. Ve genelde de bunları yaparken harcanılan çabalar ve fedakarlıklar görülmez ne yazık ki!

Babaya iltifat çok nadir yapılır veya takdir edilen sözleri baba çok nadir duyar. Çünkü adeta evin dertler karşısındaki dalgakıranıdır ve ailesi için yaptıklarından ne yakınır ne de karşılık bekler…

Yurdumuzda genel olarak karşılaşılan az konuşan, sert mizaçlı, konulara çok da dahil olmayan ama fedakar baba modeli yaygınken benim büyüdüğüm ailemde de, kendi kurduğum yuvamda da baba modeli (fedakarlık kısmı dışında) hiç de böyle değil…

Çocuğuyla arkadaş olan, evin her konusuna (sadece maddi konular değil yani) dahil olan (çocuğunun okulundaki durumlarından evinin ihtiyaçları, eşinin dertlerine kadar) ve her daim eve adım attığı anda günün yorgunluğu üzerinde olsa da neşeli olmaya gayret eden bir baba modeli örneği ile büyütüldüm, kızıma da böyle yapmaya çalıştım. Ancak;

An gelir babalara bazen kızılır. An gelir evin babasına artık bir şeyler anlatılmamaya başlanır. Baba aynı babadır ve ne olursa olsun aynı şekilde davranmaya ve güçlü durmaya mecburdur. Çünkü ailesinin kendilerini güvende hissetmesi en büyük sorumluluğudur. Yeri gelir yoğun iş temposu, yeri gelir ana-babasının sağlık sorunları, yeri gelir kendisinin sağlık sorunları, yeri gelir maddi açmazlar devreye girer ve babayı çok üzer, çok zora sokar ve bazen istemeden bunun aileye yansıması olup da kendisine kızılabilir. Ama o baba ailesinin alışkın olduğu aynı rutini korumak için her koşulda çabalamayı sürdürür…

Çünkü o evin babasıdır. Zaafiyet gösteremez, oturup ağlayamaz. Kızım bir gün bana demişti ki, ‘’baban öldüğünde bile ağlamadın, senin ağladığını ben hiç görmedim’’ diye… Oysa ki ben de bir evlat olarak ağlamıştım tabii ki de… Gizli gizli… Göstermeden…

Kaybettiğim babamdı çünkü. Kaç yaşında olursam olayım bana her daim kendimi güvende hissettiren ailemizin çınarıydı o ve koca yaşımda bile babamı kaybedince bir süre kendimi boşlukta hissetmiştim. İşte bu duyguların aynısını verebilmek için ben de kızıma ağladığımı göstermemiştim haliyle.

Velhasıl kelam ‘’baba olmak zordur’’… Zordur da bunu herkes her zaman da anlayamaz… Varsın anlaşılmasın… Zor olduğu kadar da keyiflidir… Çocuğunla arkadaş olup büyümesinin her anına şahit olmak, karının saygısını-sevgisini korumak her türlü zorluğa değer…

Gün gelir bunlar da kalmazsa, işte o zaman baba olmak gerçekten ama gerçekten çok daha zordur. Çünkü yine de sorumluluklarını yerine getirmeye kendini mecbur hissederken bir taraftan da kaybettiğin keyif aldığın motivasyonlarını görmezden gelmeye çabalaman gerekeceği için…

Babamı kaybettikten sonra ben büyüdüğümü anlamıştım. Büyümek güzel de bir babanın gölgesini her daim hissetmek daha da güzel. Babaları hayatta olanlar sahip çıksın, vefat edenlerin babalarına da rahmet olsun.

Bu gecikmeli bir babalar günü yazısı oldu ama anaya-babaya ayrılacak zamanın tek bir günü mü olur sanki! Şimdi içimden geldi, şimdi yazdım…

Sağlıcakla kalın!..

Op. Dr. Serhan Çelikhisar
Op. Dr. Serhan Çelikhisar
Köşe Yazarı
Tüm yazılarını gör →