Aşure Kardeşliğin Simgesidir
Muharrem ayı, dini öğretilerimizde saygı duyulması öğütlenen ve hürmete layık olarak nitelendirilen ve Hz. Peygamber’in hicretinin gerçekleştiği bir zaman dilimidir. Muharrem ayının onuncu günü, Aşure günüdür.
Hz. Adem’in tövbesinin kabulü, Hz. Nuh’un tufandan, Hz. İbrahim’in Nemrud’un ateşinden, Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden, Eyüp Peygamberin amansız hastalığından kurtulması gibi insanlık tarihi için önemli hadiselerin Muharrem ayı ve Aşure günüyle irtibatlandırılması, Muharrem ayına ve Aşure gününe atfedilen önemin bir göstergesidir.
Aylardan Muharrem olunca akıllara gelen diğer bir olay, Kerbelâ hadisesidir. Kerbelâ, Peygamberimizin sevgili torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın ciğerparesi Hz. Hüseyin'in ve aralarında bebeklerin, çocuk ve kadınların da bulunduğu yetmiş iki insanın, zulüm ve adaletsizliğe baş kaldırırken şehadete ulaştıkları yerin adıdır.
Kerbelâ hadisesi, kan ve gözyaşının, üzüntü ve kederin, acı ve ızdırabın sinelerde açtığı derin bir yaradır. Derin bir hüznün adıdır Kerbelâ. Kültürü, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun hepimizin ortak acısıdır.
Kerbelâ, haksızlığa karşı onurlu bir mücadelenin adıdır. Kerbelâ, haksızlığın karşısında kararlı bir duruşun, zulmün karşısında asil bir yürüyüşün sembolüdür.
Miladi 680 yılının Aşure gününde Kerbelâ'da şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşları daima hayırla ve rahmetle yâd edilecek, o mübarek canları şehit edenler ise tarih karşısında ve ortak vicdanlarda mahkum olmaya devam edecektir.
Muharrem ayı ve Aşure günü vesilesiyle başta Hz. Hüseyin Efendimiz olmak üzere tüm Kerbelâ şehitlerini saygı ve rahmetle anarken, bugün bize düşen hiçbir ayrım gözetmeksizin kardeşliğimizi yürekten hissetmek, kardeşliğimizden ödün vermemektir. Kardeşlik hukukumuza zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmaktır. Bugün bize düşen, hatır yıkıp gönül incitmeden, kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmeden, kimsenin canına, malına, ırz ve namusuna göz dikmeden, kötü söz söylemeden, haksızlık yapmadan, sevgi, saygı ve hoşgörü içinde kardeşçe yaşamaktır. Bugün bize düşen, gönül kapılarımızı ardına kadar birbirimize açmak, yüreklerimizi Sahrâ-i Kerbelâ'ya dönüştürmemektir.
Bugün bize düşen, önemli kültürel miraslarımızdan biri olan, birbirinden farklı tat ve lezzete sahip gıdaların bir araya gelmesiyle bambaşka bir tat ve lezzete dönüşen, birlik ve beraberliğin, kardeşlik ve bereketin sembolü aşure tatlısının hem lezzetinden hem öğretisinden kimseyi mahrum bırakmamaktır.
Bu vesileyle şehitlerin serdarı Hz. Hüseyin Efendimizi, Kerbelâ şehitlerini, vatanımız, bayrağımız ve mukaddesatımız için canını feda etmiş bütün şehitlerimizi, ebediyete göçmüş tüm gazilerimizi, Cumhuriyetimizin banisi büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun. Muharrem ayı ve Aşure günü vesilesiyle tutulan oruçlar, yapılan dua ve niyazlar en güzel şekliyle kabul olsun. Muharrem ayı ve Aşure günü birlik ve beraberliğimizin daha da güçlenmesine, insanlık aleminin barış ve huzuruna vesile olsun.