Ağaç Ve Orman Sevgisi
Uzman kişiler ve kuruluşlar orman yangınlarının yüzde doksanının insan unsurundan kaynaklandığını belirtiyor. Yaprakları rüzgarla şarkı söylerken altında dinlendiğimiz, ürettiği oksijenle hayat bulduğumuz ağaçlar, küçük hatalar, hatta art niyet ve basit çıkarlar uğruna yok olup gidiyor. Yanan ormanlarımızla birlikte ülkemizin değerleri ve geleceği de yanıyor. Ekolojik dengeler alt üst oluyor.
Orman yangınları çok acıklı. Kuşların ötüşleri, canlıların kaçışları insana hüzün veriyor.
Yanan bir ormanda ağaçların feryatları, ağıtları içimizi yakıyor, yüreğimizi dağlıyor.
Uzmanların belirttiğine göre, her yıl iklim değişikliğinin etkisiyle daha fazla yükselen sıcaklıklar, düşük nem oranı gibi olumsuz şartlar, ormanları yangınlara daha çok maruz bırakıyor, mücadeleyi güçleştiriyor ve zarar görme riskini arttırıyor. Bunlar da her bir vatandaşımızın yangına karşı daha dikkatli ve sorumlu davranmasını gerektiriyor.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde, Ege'den yola çıkan bir sincabın daldan dala atlayarak Doğu Anadolu'ya gidebildiğini yazıyor. Atalarımız "Yaş kesen baş keser" diyerek kurumamış bir ağacı kesmenin, cana kıymakla eşdeğer büyük ve acımasız bir suç olduğunu söylüyor.
Ünlü şairimiz Mehmet Emin Yurdakul, bir şiirinde "Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz." diyor ve şöyle devam ediyor; “Hem dünyada en birinci borç değil mi her kula / Bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman / Eğer böyle olmasaydı, ne kalırdı oğula? / Mirasımı artır diye öğüt veren atadan? / Sakın kesme, her dalından bir güzel kuş ses versin / Sakın kesme, aziz vatan günden güne şenlensin.” Aşık Veysel; "Orman memleketin süsü / Hem ufağı, hem irisi / Her dalında bir kuş sesi / Ormandaki varlığa bak." diyor. Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk; "Ağaç, çiçek ve yeşillik medeniyet demektir." diyor.
Dini öğretilerimiz, doğanın korunmasını istiyor, elinde ağaç fidanı olanın kıyamet kopuyor olsa dahi mutlaka dikmesini tavsiye ediyor, ağaç dikip yetiştirmenin ve korumanın ibadet olduğunu belirtiyor. Bütün varlıklara şefkat ve merhameti, yaratılanı Yaratandan ötürü sevmeyi öğütlüyor. Çocuk sevgiyle büyüyor. Fidan sevgiyle koca bir ağaca dönüşüyor. Sevgiyle sulanan çiçek daha güzel oluyor. Sevgi, her şeyi güzelleştirdiği gibi hayatı da güzelleştiriyor.
Orman sevgiyle büyür ve sevgiyle korunabilir. Şüphesiz ki bu sevgiye sahip insanlar içinde Atatürk'ün yeri apayrıdır. Ağacın bir dalının bile kesilmesine rıza göstermeyen, iğde ağacının yol çalışması nedeniyle kesildiğini öğrenince çok üzülen ve gözyaşlarını tutamayan Atatürk, "Çevreyi korumak aklın gereğidir." diyor, "Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki görmeyenler bile yeşillikler arasında olduğunu anlasın" sözleriyle ağaç sevgisini ve yeşile olan tutkusunu dile getiriyor.
Diriltici yeşili kurutarak, ağacı keserek, ormana zarar vererek, masmavi göğü kirleterek, tabii çevreyi, ekolojik dengeyi bozarak hayatımızı karartmayalım. Yeşille, ağaçla ve ormanla, toprakla ve çevreyle dostça yaşayalım. Orman yangınlarına karşı bilinçli, duyarlı ve tedbirli olalım. Ormanlık alanlarda piknik amacıyla da olsa lütfen ateş yakmayalım. Yangına sebebiyet verecek atıkları ormanlara atmayalım, ormanlarda bırakmayalım. Küçücük bir hata ve ihmalin çok ağır sonuçları olabileceğini unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden kardeşlerimize kolaylıklar dileyelim. Ormanlarımız bize emanettir. Emanete sahip çıkmak ise hepimizin ortak görevidir. Yüce Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve felaketten korusun. Devletimiz payidar, milletimiz bahtiyar olsun. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, tüm şehit ve gazilerimizin ruhları şad olsun.