Bugun...
12-12-2015 17:28:00 büyüt küçült

Salahattin Oytun İDEL

1 doğru kaç yanlışı götürür?

Karşıyaka’nın Malatya karşısında sahaya çıkan onbirine baktığımızda yine hocanın hatalı tercihleri göze çarpıyordu. Hoca’nın birkaç doğrusu dışında kadronun neden bu şekilde olduğunu anlamak güçtü. Bu doğruların en büyüğü Necati’yi uçta oynatma ısrarından vazgeçmiş olmasıydı. Neden Gökhan’ı ve Taha’yı oynatmadığı konusu elbette ki tartışılabilir. Riskler almaktan korkmayan bir hoca için tabii ki Taha da bir alternatif olacaktır ama ne yazık ki Kemal hocanın böyle bir yapısı olmadığını geldiği günden beri görüyoruz. Her ne şart altında olursa olsun Necati’nin uçta oynaması takımın forvetsiz oynaması demek. Özellikleri uçta oynamaya uygun olmayan bir futbolcuyu tek gol silahı yapmaktansa, eksikleri de olsa gerçek bir forvete güvenmek her zaman için daha faydalıdır.

Hoca’nın bir diğer doğrusu ise Ali Kemal’e sol kanatta şans vermesiydi. Ali Kemal’in kalitesini, yeterliliğini tartışmıyorum, belki hiçbir zaman büyük bir solbek olmayacak ama şu anki koşullar altında o da elde olanın en iyisi. Çağlar’ın yokluğunda sakat ve mevkisi solbek olmayan Mehmet Akgün’ü orada izlemek yerine, Ali Kemal’i izlemeyi tercih etmek gerekiyor.

Ne yazık ki bu doğrular hocanın yanlışlarını götürmüyor. Öncelikli olarak tartışılması gereken konu Mehmet Eren tercihi. Mehmet Eren sezon başından beri ne yapmıştır? Takıma ne gibi somut katkıları olmaktadır? Takımın hücum gücünü mü arttırmaktadır, yoksa defansif katkısı mı yüksektir? Hocanın gördüğü ve bizim göremediğimiz ne var bilemiyorum ama ben Mehmet Eren’e her baktığımda ununu eleyip eleğini asmış, içinde futbol oynama hırsı kalmamış, sahada yürüyen, emekliliği gelmiş bir futbolcu görüyorum. Hal böyleyken ısrarla onun kadroya alınması gerçekten çok ilginç. Üstelik alternatifsiz bir mevkide de oynamıyor. Engin Baytar kenarda otururken neden Mehmet Eren şans bulur, anlamakta zorlanıyorum.

Hocanın bu maçta ortasaha göbek ikilisini belirlerken ne düşündüğünü de anlamak güç. Tugay kenarda otururken ortasahada Zeki ve aslen bir stoper olan Djuric’in oynaması hangi mantıklı temele dayanan bir tercihtir? Djuric zorunluluk halinde ortasahada oynamaya uygun bir futbolcu, topu geriden iyi oyuna sokabiliyor ama maç öncesi nasıl bir zorunluluk ortaya çıktı da hoca bu kararı verdi bunu da camiayla paylaşırsa belki biz de bu tercihi anlamlandırabiliriz.

Karşıyaka’nın sistemi nedir?

Karşıyaka’nın sezon başından beri bir taktiği, sistemi, oyun mentalitesi yok. Tam anlamıyla “bam güm” futbol oynuyor. Herkes sahada bir şey denerken, futbolcular bile takım arkadaşlarının aklında ne olduğunu kestiremiyor. Sezon başında takım yeni kuruldu, zamanla oyuncular birbirine alışacak ve bir sistem oturacaktır diyorduk. Şimdi ise elimizde aylardır bir arada oynamasına rağmen hala birbirinin nereye koşu yapacağını bile bilmeyen, doğru pas atmayı beceremeyen, birbiriyle yardımlaşamayan bir futbolcu topluluğu var. Karşıyaka’nın hangi sistemi uygulamaya çalıştığı konusunda bir fikri olan varsa herkesi aydınlatması makbule geçecektir.

Bu hakemlerle bu lig BİTER

Sezon başından beri izlediğimiz her maçta Karşıyaka’nın lehine ve aleyhine hatalı onlarca karar var. Sadece Karşıyaka maçlarında değil, ligdeki diğer maçlarda ve Süper Lig’de de durum aynı. Bugün oynanan maçta hakem öyle bir penaltı çaldı ki, dakikalarca kimse anlam veremedi. Pozisyonu defalarca izlememe rağmen nerede penaltı olduğunu görebilmiş değilim. Hakemler maçları böyle yönetmeye devam ederse, bu lig gerçekten “bitecek”. Belki de yabancı oyuncu transferlerini tartışmayı bir kenara bırakıp yabancı hakem transferlerini konuşmanın vakti geldi de geçiyor.

Kötü kaleci, iyi adam

Haftaiçinde takımdan ayrılan Agayev’e de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Agayev’in ayrılışının ardından Ersin’in kaleyi devralması eminim kimseyi üzmemiştir. Agayev sezon başından beri asla kalesinde tam bir güven vermedi. Yaptığı basit zamanlama hatalarıyla rakiplerin her zaman kendilerini gole yakın hissetmelerini sağladı. Ben sezon başından beri Agayev’in 3’ten fazla “ekstra” bir kurtarışını sayamam. Kaleyi koruduğu maç sayısı ve yediği gol sayısı da ortada. Bu olumsuz tabloya rağmen giderken kulübe alacağını bırakması, karakterinin kaleciliğinden çok daha iyi olduğunu gösterdi.

Bu haber 3327 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam