Bugun...
02-10-2017 12:41:00 büyüt küçült

Op. Dr. Serhan ÇELİKHİSAR

Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

YİNE YENİ YENİDEN

     Yeni sezon, benzer maddi sıkıntılar ve yine sil baştan yepyeni bir takım..! Mayıs ayında bir yazımda Karşıyaka basketbol takımı için önerim tamamen yeni bir takım kurmak yerine J Covan Brown, Ponitka ve Summers üçlüsünün takımda tutulup koç olarak da Markoviç ile yola devam edilmesi yönündeydi. Hatırlarsanız geçen sezon FIBA şampiyonlar liginde çeyrek final, Türkiye kupasında yarı final oynayıp, Efes, Beşiktaş ve Banvit gibi takımlara karşı da ligde kazanılan maçlar olmuştu! Ne zaman ki yönetimsel sorunlar baş gösterdi, ondan sonra bir iniş başlayıp takım ligde play out kaldı. Dolayısıyla benim önerimin çok da mantıksız olmadığının somut örnekleri mevcut, ancak bu önerime paralel bir gelişme gerçekleşmedi... Umarım yanılırım, umarım bu yepyeni oluşum arzulanan hedefleri tutturabilir. Ancak Markoviç'in son FIBA şampiyonlar ligi şampiyonu Teneriffe'in başına geçmesi, Ponitka'nın da son şampiyonun kadrosuna dahil olması, Summers'ın Galatasaray gibi her daim hedefleri olan bir kulübe gitmesi ve Brown'ın da balkan ligi ve kendi liginde şampiyonluk yaşamış bir takım olan Hapoel Galil Gilboa isimli İsrail takımına transferi gibi gerçeklere bakarsak umarım bu yepyeni oluşum gelen gideni aratır dedirtecek bir hale dönüşmez. Neyse artık... Olan oldu! Biz önümüze bakalım...

     Karşıyaka 5 yabancı 2 yerli transferiyle (tabi ki de bunlar ödenemeyen maaşlar vs gibi nedenlerle sorun oluşturmaz da kadroda kalırlarsa) ve koç Trifunoviç'le hepimizde olumlu mu yoksa olumsuz mu olacağı yönünde merak uyandıran bir yapılanmaya gitti. Bakalım bu yeni oyuncular kimmiş;

     DOMINIC WATERS: 1 numara (guard). 1986 doğumlu. 1,85 boyunda. Belçika'da Verviers-Pepinster ve Liege Basket, İsrail'de Hapoel Holon, Slovenya'da Union Olympia, İtalya'da Cantu, İspanya'da Basquet Mansera, Almanya'da Oliver Würzburg, Yunanistan'da Aris,Kolossos Rodou ve Olympiakos takımlarında forma giymiş. Geçen sezon Cantu'da 14,6 sayı-2,6 rebaund-7,6 assist ortalamaları yakalayınca Olympiakos'a transfer olarak Yunan ekibiyle euroleague'de 21 maça çıkmış. Burada 4,1 sayı-0,7 rebaund-1,5 assist ortalamaları yakalayıp final oynadı (10,2 dk süre aldı).

Yazarın Yorumu: Top hakimiyeti iyi bir oyuncu. Kısa ve orta mesafe şutlarında oldukça yüzdeli oynuyor ve el üstü şut atmaktan çekinmeyen bir cesareti var. Ancak savunmada (gidenler arasında yer alan) Soner Şentürk gibi rakibe yapışıp, boğan, tabiri caizse kelepçe gibi bir savunma karakteri yok izlenimi edindim. Yanısıra takımı oynatmaktan çok bireysel oynamayı tercih eden bir yapısı var. Üç sayı çizgisinin gerisinden kariyerinde yakaladığı en yüksek yüzde %51,5 olup genel itibariyle %35-40 bandında oynuyor. Serbest atışlarda %80-90'lara varan yüzdesi ile yüksek bir ortalamaya sahip. İçeri penetreleri ve el üstü şut atması gibi meziyetleri özgüvenli ve cesur bir oyuncu olduğu izlenimi vermekle beraber kendi için değil takım için oynarsa fayda sağlayabilir.

     DJ KENNEDY: Kısa forvet, şutör guard. 1989 doğumlu. 1,98 boyunda. Amerikan kolej liginde St. John's da oynadıktan sonra Cleveland Cavaliers'te sezon sonu iki maçta da olsa oynayarak kısa soluklu bir NBA macerası yaşıyor. 2013-1014 sezonunda Fransız takımı Gravelines ile Avrupa'ya adım atıyor ancak burada pek fazla kalamayarak sezonu İsrail'de Hapoel Holon'da tamamlıyor. Bir sonraki sezon Rusya'da bir süre oynayıp Almanya'da MHP Ludwisburg'a geçiyor. Buradaki başarılı geçen sürenin ardından Rus takımı Enisey'e geçip vtb liginde boy gösteriyor (vtb ligi= 2008 yılında doğu avrupa ve kuzey avrupa ülkelerinin basketbol takımlarını tek bir lig altında toplama amacıyla kurulan vtb bank'ın sponsoru olduğu birleşik lig). Burada da başarılı olup Çin liginin yolunu tutuyor. Çin liginin bitmesinin ardından Ludwisburg'a geri dönüp sezonu orada tamamlıyor. Geçen sezon ortalamaları; 19,4 sayı-9,4 rebaund-4,9 assist.

Yazarın Yorumu: 2013'den beri Avrupa'da olmasına karşın 4 sezonda 6 farklı takımda oynayan oyuncunun (edindiğim bilgiye göre) bu durumunun nedeni agresif yapısı ve kişilik özelliklerinden dolayı gittiği yerlerde zaman zaman koçla, zaman zaman takım arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlardan kaynaklanıyormuş ki bu mizaç umarım Karşıyaka'ya da zarar vermez! Ancak bu agresif yapısı ve çok yönlülüğü de bir taraftan oyununun temelini oluşturuyor. Hızlı hücumu seviyor. 2 ve 3 numara oynayabiliyor. Atletik. Birebirde rahat adam geçebiliyor ve boşluğu yakaladı mı içeri penetreleri iyi. Eğer günündeyse üç sayılık şutlarında yüksek yüzdeler yakalayabiliyor. Rebaund'larda iyi yer tutuyor ve başarılı. Ancak savunması biraz zayıf gibi (sanırım Karşıyaka'nın en büyük sorunu da takım olarak savunma olacak gibi bu sezon). Oyun sonu, son saniyelerin adamı diyebilirim (her ne kadar Alba Fehervar'a karşı bu özelliğini kullanamadıysa da...) Oyun içersinde kendini unutturup iyi boşa kaçabiliyor ve kendisine yapılan savunmaya göre hücumda her iki elini de kullanabiliyor. Serbest atış yüzdesi %70-90 aralığında (bu sezon serbest atışlarda Karşıyaka -diğer oyunculara da bakınca- pek sorun yaşamayacak gibi...) Sonuç itibariyle transferler arasında öne çıkan bir karakter ve koç Trifunoviç şayet kendisini iyi idare edebilirse fayda sağlayacağına inanıyorum.

     SCOTT WOOD: Kısa forvet. 1990 doğumlu. 1,98 boyunda. 2013 yılında İspanya'da Ucam Murcia'da profesyonel kariyerine başlayıp burada 3 sezonda ortalama 35 maçta oynamış. Son sezonunda 8,5 sayı-2,1 rebaund-0,9 assist istatistiklerini elde etmiş. 2017'de ise D-league'de (NBA gelişim ligi) Santa Cruz Warrior'da oynayarak, burada 14 sayı-4,2 rebaund-1,2 assist ortalamalarını yakalamış. %43'lük ortalama ile D-league'de en yüksek üç sayı ortalamasını yakalamış. Yanısıra üç sayı yarışmasının da kazananı olmuş. Avrupa macerasındaki yüzdelerine bakılacak olursa; üç sayı %41- iki sayı %48- serbest atış %88 civarı...

Yazarın Yorumu: Tek kelimeyle tanımlamak gerekirse o bir şutör... DJ Kennedy ve Dominic Waters da bu konuda destekçileri olacak gibi! Ancak bu takımın şutörü belli..! Biraz da savunma olsa tadından yenmez... İzleyip görecez artık!

     JARROD JONES: Uzun forvet. 1990 doğumlu. 2,06 boyunda. Amerika doğumlu, Macar uyruklu. Kariyerinde Fransız takımı Vichy, Ukrayna takımı B.C. Kiev, Macaristan'da Alba Fehervar,Atomerömü ve Szolnoki Olaj takımları olan oyuncu aynı zamanda Macar milli takımında da oynuyor. 2015-2016 sezonunda Szolnoki Olaj'da 5 eurocup maçına çıkan oyuncunun 4,2 sayı-4 rebaund istatistikleri mevcut olup sonrasında VL Pesaro'dayken ise 29 maça çıkmış olup burada da 33,3 dk süre alma-19,2 sayı-10,1 rebaund-1,8 assist-1,5 top çalma istatistiklerini elde etmiş ve sezon sonunda Çin'in Guizhou takımına transfer olmuş. Ardından da Karşıyaka...

Yazarın Yorumu: Ayakları hızlı ve atletik bir oyuncu. Rebaundlarda başarılı. Serbest atış yüzdesi bir pivot için oldukça iyi... Hücum ederken orta mesafe şutlarıyla sonuca gitmeyi seviyor ancak ondan uzun forvet olarak değil de pivot olarak faydalanılacaksa, birilerinin ona ''heey pota altına, pota altına'' şeklinde sürekli uyarıda bulunması gerekebilir! Bu takımda hala ve ciddi bir pivot sorunu var gibi... Özellikle de üç saniye koridorunu dolduracak yapıda bir pivot ihtiyacı gün gibi aşikar! Jarrod Jones faydalı olabilir ama tek başına pota altı için yeterli olabilir mi?! Umarım...

     DUSTIN HOGUE: Uzun forvet-pivot. 1992 doğumlu. 1,98 boyunda. Avrupa'da ilk takımı Yunanistan'da Nea Kifisia (2015-2016). Buradaki ortalamaları 30 dk süre-12,8 sayı- 8,3 rebaund- 1,3 assist... 2016-2017'de İtalya'da Dolomiti Energia Trentino'da 44 maça çıkmış ve 10,7 sayı-7,0 rebaund-1,2 assist ortalamalarını elde etmiş.

Yazarın Yorumu: Yine bir başka atlet daha... Rebaund ve savunma özellikleri ağır basıyor. Savunmada devamlı uyanık, ani reaksiyon verebilen ve elleri daima havada olan bir oyuncu. Yıllarca basketbol maçlarını kendisinden dinlediğimiz spiker Avni Küpeli'nin basketbol terminolojisine kattığı tabirle ''pas arası yapma'' becerisi oldukça üst seviyede bir oyuncu. Yanısıra, boyu 1,98 olmasına karşın pivot olarak da oynayabiliyor (acaba bu durumda ''koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler'' mi demek lazım!)... Yalnız; pozisyona göre hızlı ve doğru karar alma yetisi olan, yani basketbol zekası olan bir oyuncu izlenimi veriyor. Top onda değilken yaptığı kat'larla kendine pozisyon yaratabiliyor. Şutlarına gelince; serbest atışlar orta-zayıf, üç sayılık atışlar ise sürpriz olacak gibi çünkü kolej liginde %43'lük ortalamayı yakalarken Avrupa'da ise üç sayı yüzdesi berbat. İki sayı yüzdesi de %50 civarında ve fena değil. Bakalım Karşıyakamızda ne yapacak! Savunması zayıf olan bir takımda en azından savunmaya getireceği enerji ile katkı vereceğini düşünüyorum. Buna bir de yüzdeli şutlarını eklemesi ise pastanın kreması olacaktır...

     BERK UĞURLU: Oyun kurucu, guard. 1996 doğumlu. 1,92 boyunda. Fenerbahçe altyapısından yetişip 2012'de de yine Fenerbahçe'de profesyonel kariyerine başlıyor. Burada geçen sezon 20 lig maçında 8,7 dakika süre ortalamasıyla oynuyor ve 2,5 sayı-0,8 rebaund-1,8 assist istatistiklerine ulaşabiliyor. Euroleague'de de 6 maçta ortalama 4,8 dk süre alarak oynuyor ve 0,3 sayı-0,2 rebaund-0,3 assist istatistiklerini elde ediyor. Altyapı milli takımlarında 3 avrupa şampiyonluğu ve bir de all star yetenek yarışması birinciliği var. Fenerbahçe ile de 3 lig şampiyonluğu, 1 cumhurbaşkanlığı kupası ve 1 euroleague şampiyonluğu yaşadı.

Yazarın Yorumu: 21 yaşında ve yetenekli. Yalnız oynadığı pozisyon itibariyle özellikle üç sayılık atışlar konusunda saatlerce ekstra antrenmanlar yapmak zorunda ki üç sayılık atış yüzdesini iyi bir oyuncu seviyesine yükseltebilsin. Obradoviç'in sattırmayıp kiralık gönderilmesine onay vermesi de zaten ileriye dönük iyi şeyler olabilir beklentisinden kaynaklanıyor bence. Yalnız bir de şu açıdan bakılacak olursa; Cedi Osman, Furkan Korkmaz ve Kenan Sipahi gibi alt yapılardan dönemdaşları olanlar hangi seviyede, Berk hangi seviyede..! Herkesin gelişim süreci paralellik göstermeyebilir belki ama bu durum da Berk'in çok daha fazla çalışması gerektiğine işaret eden bir gerçek! Takımda Egemen Güven ve Mert Celep gibi alt yapılardan (milli takım arkadaşları)  arkadaşlarının olması kendisinin Karşıyaka'ya adaptasyonunu kolaylaştıracaktır. Ayrıca Dominic Waters'ın oyun kurmak yerine bireysel oyunu tercih ettiği zamanlarda devreye girebilecek başka birisi daha olması anlamında da olumlu bir transfer. En çok kendisi için; iyi oynaması ve kendini geliştirmesi şart olan bir oyuncu konumunda olması, Karşıyaka için de faydalı şeyler yapmasına vesile olacaktır diye düşünüyorum!

     METİN TÜREN: Uzun forvet. 1994 doğumlu. 2,06 boyunda. 2011-2012 sezonunda Darüşşafaka ikinci ligde iken profesyonel kariyerine Darüşşafaka'da başlıyor ve daha ilk maçında 29 sayı, 8 rebaund ile dikkat çekiyor. 2016-2017'de Okben Ulubay ile takas karşılığında Yeşil Giresun'a transfer oluyor ve oradan da Karşıyaka'ya geliyor. Geçen sezon Yeşil Giresun'da 23 maç forma giyip ortalama 13,57 dakika süre alarak 2,43 sayı- 2,52 rebaund- 0,74 assist istatistiklerini elde edebiliyor... 2011 yılında genç milli takımla Avrupa'da bronz ve 2014'de de ümit milli takımla Avrupa'da altın madalya kazanıyor.

Yazarın Yorumu: Bu takıma pivot gibi pivot lazım. Bunu geçen seneden beri tekrarlıyorum. Metin iyi niyetli, çalışkan ve genç bir oyuncu. Kısa ve orta mesafe şutları da fena değil. Ancak Egemen Güven, Jarrod Jones ve hatta belki Dustin Hogue'ın yanında, yetenek veya fiziksel anlamda bir fark yaratabilecek transfer olduğunu söylemek çok güç maalesef... Yine temennim o ki; beni yanıltsın!

     Bireysel özellikleri ve istatistiki verileriyle yeni transferler bunlar, ancak bireysel olarak yapılan değerlendirmeler, bu bireylerin bir araya gelerek oluşturacağı takımın yapabilecekleri hakkında net bir fikir asla veremez! Takım olmak apayrı bir kavramdır. İşte bu noktada da görev koç Trifunoviç'e düşüyor... Bu oyunculardan hızlı hücum eden, savaşan, son saniyeye kadar vazgeçmeyen ve rakiplerin oyununu kabullenmeyip kendi oyununu rakibe kabul ettiren bir takım oluşturulabilirse neden başarılı olunmasın ki! Ama yazımın başında da belirttiğim gibi; her yeni başlangıç, yapılan her sil baştan yenilenme tekrardan takım olabilme sürecinin başına dönülmesi ve takım olunup olunamayacağının da bir sürpriz halini alması anlamını taşır... Söz konusu basketbolsa Karşıyaka için olmaz diye bir şey de yoktur. Her şeyin çok güzel olması dileklerimle...

     Sağlıcakla kalın...

    

 

 

 

 

Bu haber 834 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam