ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. SERHAN ÇELİKHİSAR > Neden (Genelde) Babalar önce gider…

Neden (Genelde) Babalar önce gider…

Op.Dr. SERHAN ÇELİKHİSAR
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
962 kez okundu

İnsanoğlu, doğar, büyür, bir süre yaşar ve ölür... Öleceğini bile bile, yaşamın karşılaştırdıkları karşısında ise yeri gelir sevinir, yeri gelir üzülür, yeri gelir hayal kırıklığı yaşar, yeri gelir sürprizlerle karşılaşır ve o an hangi duygu hakimse onun üzerinde yarattığı tesirdir o an için ona ''her şey'' anlamına gelen... Düşünmez, belki saatler içersinde öleceğini ya da uzun yıllar sonra da olsa o nihai sonun kaçınılmazlığını... Allah, insanlara diğer canlılardan farklı olarak idrak yetisini ve sonunda ne olacağını bilme ayrıcalığını vermiştir. Ve sonuç itibariyle de yaşarız öleceğimizi bile bile, bunu çoğu kez aklımıza bile getirmeden, çoğu kez küçük sorunları büyüterek, çoğu zaman ne kadar lüzumsuz olduğunu akla getirmeksizin hırslarımızın bizi yönettiği şekilde... Buna paralel olan Özdemir Asaf'ın mısraları da mevcut. Asaf da; insanın bunu başarabilmesini öleceğini aklına getirmemesine bağlamış ve ''Kaybedeceğini bile bile mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an... Bozmadım.'' satırlarıyla ifade etmişti... Ölümden sonrasına dair olan ahiret inancıdır belki de, insanları ölüm karşısında bu kadar umursamaz ya da farklı bir bakış açısıyla yaklaşılırsa ''hazırlıklı'' yapan. Kimbilir, dinler aracılığıyla Allah tarafından kelamlarının insanlara iletilmesinin  bir nedeni de budur belki! İnsanoğlunda öleceğini bile bile yaşayabilmeye devam etme iradesini hakim kılmak için belki de...

Orhan Veli'nin ''kitabe-i seng-i mezar'' şiirinde geçen; ''ölüm Allah'ın emri, ayrılık olmasaydı'' sözü, aslında ölüm kavramına olan yaklaşımın, korkudan ziyade sevdiğinle bir daha birlikte olamamak açısından duyulan üzüntü olduğunu ne de güzel özetliyor! Hele ki söz konusu aile ise... Ailenden birinin ve bu birinin en yakınlarından biri olması durumu söz konusuysa hele, bu üzüntü de katlanarak artıyor. Tüm bunları bana yazdıran neden, çok yakın bir dostumun ve köpeğim Buddy'nin veteriner hekimi olması vesilesiyle tanışıp da sonradan aramızda güzel bir arkadaşlık kurulan bir diğer tanıdığımın iki gün arayla almış olduğum babalarının vefat haberleri aslında. Çok da az olmayan aralarla mütemadiyen vefat haberleri alıp duruyoruz zaten. Ancak bu kez üzerinde durup da beni düşündürdü aldığım son iki vefat haberi. Belki de kendi babamla ilgili duyduğum kaygılarım beni şu sıralar duygusallaştırdığından bilemiyorum...

Geriye dönük olarak, kaybettiğimiz eş dost, hısım akraba ve onların yakınlarına yönelik bir bakış atıp, yaşanan bu kayıpların hangi sırayla yaşandığını gördüğümde ezici bir üstünlükle aile babalarının önceden kaybedildiğini farkettim. Acaba bu durum sadece bilimsel anlamda östrojen hormonunun (kadınlarda daha yüksek seviyelerde bulunan ve bazı kadınsal döngülerin işleyişini sağlayan hormon) sahip olduğu koruyuculuk (özellikle kalp ve damar hastalıklarına karşı) sıfatından mı kaynaklanıyor, yoksa yaşanan hayat keşmekeşinde daha çok yıprananın evin babası olması gibi bir faktör de söz konusu olabilir mi!? Sosyal anlamda daha çok yıpranan tarafın erkek olduğunu iddia etmek de ne kadar akılcı, o da ayrı bir konu... Bunlar cevaplanması oldukça güç sorular... Bu konuda genel anlamda eğer istatistiki veri varsa, bunu her ne kadar bilmiyor olsam da kendi yakın çevremden gözlemlediğim bir gerçek, babaların daha erken bu dünyadan göç ettikleri...

Kadın; evini, eşini, çoluk çocuğunu çekip çevirendir. İster çalışan olsun, ister çalışmayan bu bir gerçek! Zaten babalar günü diye bir kavram yokken anneler günü diye bir kavram da bu yüzden vardı ve geçmişi de bundan dolayı çok daha eski belki de! (resmi olarak her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü anneler günü olarak 1914'de, yine resmi olarak her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü babalar günü olarak 1966'da ilan edildi). Kendi adıma benim de zaten babalar günü tanımlamam, sokak ağzıyla olacak ama, çocuk için biraz ''yancı'' konumunda ihtiyaç gideren olup da, babaya ithafen sanki zorunlu olarak, ayıp olmasın diye icat edilmiş bir gün şeklinde olmuştur hep... (bu arada ben de bir baba olmama rağmen bunu böyle söylüyorum). ''Cennet anaların ayakları altındadır'' diye bir hadis olup da babaların ayakları altında denmediğine göre zaten, bu saptamam bir gerçek kanaatimce.

İyi, hoş ve tüm bunların hepsi hem güzel hem de doğru da peki niye onca çileyi çeken, onca zorluğa göğüs geren, sorumluluğun en hasını en ağırını üstlenen kadınlar olduğu halde daha önceden yorulan, hastalanan (ansızın cereyan eden kazaların neden olduğu ölümleri hariç tutarak)  ve önceden kaybedilen hep babalar oluyor öyleyse?! Bunun cevabı acaba; kendilerine duyulan ihtiyacın daha az olmasında mı saklı?! Tanrı, acaba ''sana daha az ihtiyaç var, daha erken alayım yanıma'' mı diyor?! Sanırım bu da fazla acımasız bir yorum olur... Bir genelleme yapacak olursak, peki öyleyse neden babalar hep önce gider? İşte bu noktada verilebilecek tek cevap var galiba; takdir-i ilahi..!

Başkaca bir cevap bulamamış olsam da en azından bir tavsiyede bulunabilirim; anne ya da baba ya da bir başka sevdiceğin, her kim için ki yüreğinde sevgi varsa, sana verilmiş olan ilahi iradeyi kullan ve her faninin ölümü tadacağını bilsen bile hayatta olan sevdiklerinle sanki yaşamın ucunda ölüm yokmuşcasına, geçirdiğin anların tadını çıkar. Nihayetinde ölüm olduğu fikri aklına geldiği zamanlarda ise onlarla geçireceğin anların sayısını arttır...

Allah tüm yakınlarını kaybedenlere ''neden'' sorusuna cevap arattırmayacak şekilde sabırlar versin. Kaybettiklerimize de Allah rahmet eylesin... Anne-babaları, sevdikleri hayatta olanlar da onların değerini bilsin...

Sağlıcakla kalın...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)