Bugun...
29-06-2014 12:30:00 büyüt küçült

SEVGİ: İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY

Kadına şiddet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet, yaşlıya şiddet, evde şiddet, sokakta şiddet. Bu örnekleri arttırabiliriz. Her yanımız şiddet dolu. Gazete haberlerini okurken ya da televizyon seyrederken bir eğitimci olarak sürekli kendime soruyorum, bu kadar merhametsizi nasıl yetiştirdik? Hangi okullardan, hangi sınıflardan, hangi öğretmenlerden geçtiler? Bütün bu şiddetin altında sevgisizlik, sevmeyi bilmemek yatıyor.

Amerika’da “Sevgi “ dersini üniversitelere ilk kez Leo Buscaglia sokmuştu. Güney California Üniversitesinde bu yeni seçmeli ders kredisiz olmasına rağmen her dönem doluyordu. Öğrencilerin yeterliliklerini geliştirmeleri kadar özgüvenlerini geliştirmeye ve değerlilik duygularını da yükseltmeye ihtiyaçları vardır. Bütün bu ihtiyaçların altında yatan ise sevgidir.

Peki sadece öğrencilerin mi? Yetişkinler ihtiyaçları ne durumda? Yaşla beraber kalplerde otomatik sevgiyle mi doluyor?  “Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Hiçbir kadın (veya erkek) iyi bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit giyinip, yediği için mutlu olmaz. Bir kadın ya da erkek önce sevgi ister, aşk ister”. Çevremizde sıkça duyduğumuz, sıkça okuduğumuz bu ve benzeri sözler, yetişkinlerin de sevgi ve aşk konusunda sıkıntılı olduğunu gösteriyor.

Halbuki kültürümüzde ve dinimizde sevgi çok büyük bir güçtür. Ulaşılacak en yüksek gayedir “ol”mak yolculuğunda.  Birbirini seven aşıkların yolunun sonunda kalplerine ilham olur ve yüreklerine razılık ulaşır. Hem aşık razıdır, hem de aşık olunan. Hazreti Mevlana “Ey aşık, hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye! Bil ki sevgilidendir özlemin özü. Odur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer.” demiş. 

Bir çocuğun mutlu olarak gençlik dönemine girebilmesi, sevecen biri olarak hayata atılabilmesi için çevresinden, özellikle anne, baba ve öğretmenlerinden yeterince sevgi ve ilgi görmüş olması gerekir. Aksi takdirde çocuk suç işleme potansiyeli olan bir genç veya topluma faydası dokunmayan içe kapanık biri olacaktır. Bu genç yetişkinliğe geçtiği zamanda sevgiye ve ilgiye olan açlığı devam eder. Fakat ihtiyaç duyulan bu sevgi, çocukluktakinden farklılık gösterir. Hiçbir insan ergenlikte sağlıklı ve normal bir yaşam sürebilmek için sevgi ve sempatiden daha önemli bir başka kaynağa ihtiyaç duymaz. Açıktan açığa çıkan isyankâr ve düşmanca davranışların gerisinde sevmek ve sevilmek konusunda doyurulmamış bir susuzluk, bir özlem vardır.

Sevgi de, korku da insan için doğal duygulardır ve kişinin motivasyonunu doğrudan etkiler. Ancak ilâhî kelâmdan hareketle insanın mayasının aşkla yoğrulduğunu söylersek, aşk ve sevginin insanı daha çok etkilediğini, bir başka ifadeyle insanı daha çok dönüştürdüğünü düşünebiliriz. Korku ise insan olarak sınırlarımızı hatırlatan bir kavramdır.  Sevginin dolaylı etkisi ise kişide pekiştirilmiş güven duygusu, yükselen başarı hissi ve olgunlaşmış kişilik olarak görülür.

Sevgi, Yaradan tarafından yeryüzünün en değerli varlığı insana bağışlanmış bir duygu, bir armağan. Sevgi belirtisi küçücük bir tebessümün ne denli güçlü olduğunu anlamak için, bir günü sadece tebessüm ederek geçirin. Çevrenizdeki her şeyin sihirli bir değnek değmişçesine değiştiğini göreceksiniz. Hayata sevgi penceresinden bakılınca olaylar yumuşuyor.

Severek yaşamak güzeldir, severek yaşamanın güzelliğini ve önemini farkedenler de güzeldir. İnsan olabilmenin ilk koşulu ise; yüreğinde sevgi taşıyabilmektir. Bu dünyada, sadece insan değil miyiz?  Öyleyse sevmeye zaman ayıralım ve kendimize ayna olacak insanı bulmaya çalışalım. 

Sevgilerimle…

Bu haber 4291 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam