Bugun...
04-10-2014 01:45:00 büyüt küçült

Bayramınız Kutlu Olsun

Kurban Bayramı vesilesiyle bu bayramın manası üzerine yazmak istedim.  Zira her bayramda kaçışan hayvanlarla başlayıp, eziyete dönen kurban merasimlerine tanık oldukça içim sızlar.  Ne gariptir, çocukluğumdan böyle kötü görüntüler yok aklımda, üstelik gözümün önünde pek çok kez kurban kesmişken yakınlarım. Dualarla, sevgiyle kesilirdi o kınalı koyunlar. Üzülürdüm, ağlardım yine de, ama bir vahşet değildi hatırladığım. Şimdi sanki çok mekanize oldu kurban kesimi ve işin hayırla, sevgiyle, inançla ilgisi azaldı.

 

Milliyet için, cinsiyet için, din için birbirimizi kurban etmeyi bıraktığımız zaman, belki o zaman hayvanlara da eziyet etmemeyi öğreniriz. Kurban Bayramı sebebiyle ortalıkta yaygınca dolaşan sözlerden biri de kurbanın paylaşmak olduğu. Acaba tek başına “paylaşma amacı” bu bayramın manasını karşılıyor mu? Paylaşmak için önce sahip olmak gerekmez mi? Ben bir şeyin sahibi olmalıyım ki başkalarıyla paylaşayım. Kurban kesmek borç ödemektir. Kurban eti,  bizim Yaradan’a olan borcumuzu ödemeye vesile olduğu için, kabul eden kişiye minnetle verilir.  “Al bunu ye” diye verilmez. İncelik buradadır.

 

Özünde kurban Yaradan’a yakınlaşma anlamındadır. Büyük çoğunluk fakirlere yardım için sevap olduğuna inanarak hayvan kesiyor, parçalara ayırıyor fakirlere dağıtıyor. Sevaplar çok güzel ve hayırlı işlerdir ama Yaradan’a yakınlaşmamız için ne denli yeterlidir? İbrahim peygamber Yaradan’ın emriyle oğlunu kurban edecekti.  İsmail’in kurban edilme emri bir semboldür. O bakımdan kurban ibadetinde söz konusu olan ruhun ve gönlün kurbanıdır. Bu ise Yaratıcının yolunda ondan başkasına muhabbet duygusunun kurban edilmesidir.  Bu teslimiyet ve rızanın, sabır ve şükrün imtihanıdır. Belki Allah'ın huzurunda bütün isteklerin, arzu ve emellerin kurban edilmesidir. Yaradan’a yakınlaşmayı dileyen her insan aradaki bütün engelleri çıkarmakla meşguldür. İbrahim peygamberin oğluna olan derin sevgisi ise çok büyük bir engeldi. Bu sevgide sahiplenmek vardı. İbrahim peygamberin oğlunu kurban etmesi yönündeki Allah emrini kabul etmiş olması, oğluna sahiplenme hisleriyle duyduğu sevgiyi kalbinden çıkarabilmiş olmasını, Allaha daha da yakınlaşmış olmasını gösteriyor. Sonrasını herkes bilir. İbrahim peygamberin emre amade olmasına ve gereğini yapmasına bir temsil olarak Allah’ın emriyle bir melek ona kurban edilmek üzere bir koyun getiriyor. Ve o koyunu keserek,  kalbindeki Allah sevgisini her türlü sevgiden daha çok yücelttiğinin göstergesi oluyor. Şüphesiz içinde acı ve derin bir hüzün de olmalı.

 

Bayram günleri sevgi sözlerini de çokça duyuyoruz. Herkes birbirine sevmeyi sevilmeyi tavsiye ediyor, diliyor. Kültürümüzde de sevginin yeri büyüktür, dinimizde de birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmadığımız belirtilir. Bu hadistir. Peygamber Efendimiz sevmekten çok bahsederdi. Biz hiç sevgi konuşmuyoruz. Öyle ki ayrıntılarla uğraşmaktan dinimizin özünü unuttuk. Örttün örtmedin, açtın açtırmadın, okula soktun, sokturmadın,  girerim girmezsin! Dinimiz bu mudur? Kafalarımızın içiyle,  hele hele gönüllerimizle meşgul olmanın vakti gelmedi mi? Bayram günleri neşeli, mutlu, gururlu günlerdir. Ancak o neşe ve mutluluğu hak etmemiz gerekmiyor mu? Toplum olarak bu mutluluğu hak ettiğimizden emin miyiz? Çünkü “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” hadisini tam olarak uygulamıyor, uygulayamıyoruz. Belki bu bayram, sevgi üzerine tekrar düşünmemize vesile olur, ne dersiniz? Hayırlı bayramlar...

 

Bu haber 3192 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam