Bugun...
01-06-2014 11:36:00 büyüt küçült

2023 YÜKSEKÖĞRETİM VİZYONU

Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı olan 2023 hepimizi heyecanlandıran bir milat.
Ülkemizin bu milada en iyi şekilde ulaşabilmesi için,  toplumumuzun her kesiminin her kurumumuzun samimi bir çaba içinde olması gerekiyor.
 İzmir Üniversitesi olarak biz, Türkiye'deki üniversitelerin dünyanın gelişmiş ülkelerindeki yükseköğretim kurumlarıyla rekabet eder bir yapıda olmaları için ciddi bir yarış içindeyiz. Türkiye'de dünya ile en iyi entegre olabilmiş sektörlerden biri yükseköğretimdir. Ancak, tabii ki rekabet standartlarını yükseltme ve Türkiye'yi bu alanda bir çekim merkezi yapabilme konusunda alacağımız çok yol var.
 Ülkemizde 184 üniversitede öğrenci sayısı Mart 2014 itibariyle 5,5 milyona ulaşmıştır. Öğretim elemanı sayısı ise 141,674'e ulaşırken, üniversitelerde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 21,25'e yükselmiştir. Yükseköğretimde okullaşma oranı ülkemizde net yüzde 40'dır. Uluslararası öğrenci sayısı ise 2011'de 31,170 iken, bu yıl 54,000 olmuştur.
 2023 hedefleri arasında dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında 10 Türk üniversitesinin de olması; İnsani Kalkınma İndeksinde ilk 20'ye girmek; en az 40 ülkeden 100 bin yabancı öğrenci çekmek; nitelikli yabancı öğretim üyesi oranını yüzde 10'a çıkarmak; 35 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 40'ını örgün eğitim mezunu yapmak gibi maddeler yer alıyor. 
Cumhuriyetin kuruluşunun 100'üncü yılı kapsamında yeniliğe koşan yükseköğretim dünyası, eksikliklerini gidermek ve yenilemek suretiyle kendini çok daha geliştirerek dünya çapında söz sahibi olmayı amaçlıyor. Bunun için,  üniversitelerin eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet anlayışı sadece yerel ve bölgesel düzeyde olmamalı, uluslararası boyutlarda da kabul edilebilir düzeyde olmalıdır. Bu da üniversitelerin akademik ve idari yapılanmalarında halen yürütülen merkeziyetçi yaklaşımın en kısa sürede terk edilmesi ile mümkün olabilir.
Türkiye, birçok konuda olduğu gibi, yükseköğretimin çağın gereklerine uygun yapılanmasında da maalesef çok zaman kaybetmiştir. Bunun başında politik yaklaşımların etkisi vardır. Toplumsal açıdan ortaya çıkan çeşitli olumsuz veya sosyolojik açıdan incitici olayların faturası da çoğu zaman üniversitelere çıkarılmaktadır. 1980 sonrasında ortaya konan merkeziyetçi yasal düzenlemelerle üniversiteler,  gerek akademik,  gerek idari açıdan kontrol altına alınmıştır. Bu tarihten sonra hemen her iktidar döneminde siyasiler üniversite özerkliğine saygı göstereceklerini ve merkeziyetçi yaklaşımdan uzaklaşacak yasal düzenlemeler yapacaklarını söylese de, üniversite özerkliğine saygılı bir sistemin oluşmasını sağlayamadılar.
Günümüzde "bilgi toplumu" ve "bilgi ekonomisi" değerler sisteminde iki önemli bileşen. Bireylerin öğrenim düzeylerindeki nicel ve nitel büyüklükler ekonomik durumlarını doğrudan belirliyor. Bu büyüklüklerin toplamı ise,  ülkelerin insan sermayesini oluşturuyor ki, bu da o ülkenin küresel sıralamada nerede olacağını gösteriyor. Bu durumda, bilginin yerinde üretilmesi ve bunun insan sermayesinin kalitesinin arttırılmasında kullanılmasından yükseköğretim kurumları sorumludur. Yükseköğretim kurumları, teknoloji kullanabilen mezunlar kadar teknoloji üretebilecek şekilde eğitilmiş mezunlar yetiştirmek, mezunların belli bir oranını akademisyen olabilecek altyapı ile donatmak, sanayinin uluslararası arenada rekabet edebilir hale dönüştürülmesinde yer alacak kişiler yetiştirmek durumundadır. Bunlara ek olarak, üniversiteler Cumhuriyetin temel ilkeleriyle uyumlu ve küreselleşmiş dünyada iyi vatandaşlar olarak hareket eden bireylerin yetiştiği ortamlar olması gerekmektedir. Kısacası, yükseköğretim kurumlarına Türkiye Cumhuriyeti'nin 2023 hedefleri doğrultusunda düşen görev, yukarıda sayılan sorumluluğu yerine getirecek şekilde yeniden yapılandırmaktır.
2001 yılında Türkiye, Bologna sürecine dahil olmuştur. Ancak, Türkiye süreç ile ilgili yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmiş midir? Üniversiteler üstlerine düşen sorumluluklarını ve görevleri hiçbir etki altında kalmadan yapabiliyorlar mı diye sorduğumuzda, maalesef bu sorulara evet cevabı vermekte zorlanıyoruz. 2023 hedeflerine ulaşma yolunda en önemli dikkat edilecek hususlardan biri de eğitim sistemimizin içeriği. Dünya ülkeleri ile uyumuna bakıldığında müfredatımızın işleyiş biçimi özelikle de Batı dünyasındaki üniversitelerden farklılık gösteriyor. Derslerin işleyiş biçimi ve ölçme sistemlerindeki dramatik farklılıklar sonucunda da akıl yürütmeyen, ezberleyen öğrenci kuşakları mezun etmek gibi ülkemizin aleyhine olan bir tablo ortaya çıkıyor. En kısa zamanda öğrenci çıktılarına daha fazla önem verilen bir yapı oluşturmak gerekmektedir.
Son olarak vurgulanması gereken, gelişen ekonomik şartlar ve hedeflenen eğitim vizyonu kapsamında iş dünyasının 2023 üniversitelerinden neler beklediğidir. Ne kadar iyi bir eğitime sahip olunursa olunsun, eğer genç, iş dünyasını tanımamış, yetenek ve becerilerini geliştirmemişse başarısız olması kaçınılmaz olacaktır. 21'inci yüzyıl iş dünyası çalışanlarını işe alırken, yeniliklere hızlı adapte olabilen ve aynı anda birçok farklı görevi bir arada başarı ile yürütebilen adaylar seçmeye dikkat ediyor.

Bu haber 4295 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam