Bugun...
12-03-2015 10:10:00 büyüt küçült

Tuğçe TUĞSAVUL BAYSOY

Gezi günlüğüne devam...

Uzun zamandır bir gezi dizisi yazmak istiyordum, Selanik'le başlamışken bu hafta da devam etmek istedim. Bugün biraz Floransa. Geçtiğimiz Temmuz'da 3 günlük bir Floransa tecrübem oldu. Toskana bölgesinin idare merkezi olan Floransa ne kadar turistik olursa olsun asla özünden bir şey kaybetmemiş bir kent. Aslında bu İtalya'nın genel özelliği. Evler, iş yerleri, tarihi binalar, müzeler hepsi o kadar tarih kokuyor ki… Biz Türklerin klasik ''helal olsun adamlara'' dediği bir şey de bu işte. Tadı damağımdan gitmeyen yemeklerin başında kesinlikle Gnocchi. Bu müthiş İtalyan yemeği eğer yolunuz düşerse mutlaka tatmanız gerekenlerin başında geliyor. Bu yemek patates ve un içerdiği için diyetinize oldukça sağlam bir kazık attırıyor hanımlar.

Ev yapımı şaraplara gelince, ülkemizde alkole uygulanan vergi bir kez daha yüzünüze çarpıyor çünkü yerel restoranlarda litrelik ev yapımı şarapları 10 Euro gibi fiyatlara içebiliyorsunuz. Tatlı olarak finali tiramisu (kelime anlamı; beni neşelendir, beni yukarı çek) ile yapın ve Türkiye’de yediğimizin tiramisu değil, benzeri lezzette olan bir tatlı olduğunu görün. Gerçek tiramisu kasede sunulan ve kaşıkla yenilen bir tatlı mesela. Kendimden geçtim ve eşim sadece bir kaşık alabildi.

Gezilecek çok yer var. Biz elimizden geldiğince 3 güne sığdırmaya çalıştık. Kentin en önemli meydanlarından olan Piazza della Signoria (Signoria Meydanı) etrafında birçok anıt ve heykel bulunmakta. Neptün Çeşmesi ve hatta Michelangelo'nun ünlü eseri David'in bir kopyası da bu meydanda. Aslı ise Accademia Müzesi’nde koruma altında ve bu meydana çok yakın. En önemli müzelerden biri ise yine yürüme mesafesinde olan Uffizi Galerisi, Arno Nehri’nin paralelinde, İtalyan rönesansına örnek eserleri bulabileceğiniz bu müzeyi mutlaka görmelisiniz. Arno Nehri demişken, Vecchio Köprüsü’nden geçmeden olmaz. Bu köprü 2.Dünya Savaşı’ndan hasar almadan çıkan tek köprü olmakla birlikte, söylentiye göre halkı zenginler ve fakirler olarak ayıran bir köprüymüş. Fakirler alt kısmından yürüsün zenginler ise üst taraftan deniyormuş. Günümüzde oldukça turistik. Kafeler, dükkanlar, hediyelik eşya satan tezgahlar bulmak mümkün. Buradan geçip Boboli bahçelerine gitmeyi çok istemiştim ancak hava şartları izin vermedi. Zamansız yaz yağmurları hep bizimleydi. Kentteki en meşhur kilise Santa Maria del Fiore ancak ben ikinci popüler kilise olan Santa Maria Novella'ya gittim. Floransa Havaalanı Amerigo Vespucci, ancak biz uçuşumuzu Pisa'ya gerçekleştirmiştik. Zaten iki şehir arası otobüsle 1 saat. Son günümüzü Pisa'da geçirdik. Kalmaya hiç gerek olmadığını önceden birinin bana söylemiş olmasını dilerdim. Hepimizin bildiği Eğik Pisa Kulesi dışında ölü bir şehirle karşılaştım. Turların neden Pisa'da konaklama yapmadığını da anlamış oldum. Akşam yemeğinde müthiş peynirler, ev yapımı şarap, Gnocchi ve Dünya kupası maçı olmasaydı çok üzülürdüm.

Eğer İtalya'ya yolunuz düşerse, Pisa Havaalanı Galileo Galilei'ye olan uçak biletlerine bakmanızı tavsiye ederim. Biletler çok daha uygun fiyatlı ve araba kiralayarak çok rahat bir gezi yapabilirsiniz. Yakın şehirlere otobüs veya trenle ulaşmanızda mümkün. Eğer turla gidecek olursanız kendinize boş vakit ayırıp yerel restoranları keşfetmenizi tavsiye ederim. Artık internete erişim çok kolay ve birçok forum sitesinden yardım alabilirsiniz. Yeni yerler görmek, yeni tatlar keşfetmek gerçekten çok özel ve inanın sandığınız kadar zor değil. Ufkumuzu açmak, tarihi görüp geleceğe bakmak, fiziksel olarak yorulsak bile ruhsal anlamda dinlenmek uzun bir süre bizi motive eden bir şey. Kendinize zaman ayırın. Benden bu kadar, hoşçakalın.

Bu haber 3038 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam