Bugun...
19-03-2015 19:05:00 büyüt küçült

Tuğçe TUĞSAVUL BAYSOY

100. Yıl

Tuttuğumuz takımların 100. yıllarını nasıl coşkuyla kutlarız, ne şarkılar bestelenir, kulüpler ve taraftarlar bir bütün olur o sene. 100. yılında o takım mutlaka şampiyon olmalıdır.

Dün 18 Mart'tı. Çanakkale Zaferi'nin 100. yılıydı. Evet, bir zafer kutlanıyor ama öyle bir zafer ki bu, dönmeyi hiç düşünmeden savaşa gidenlerin zaferi, gencecik çocukların, biz kendi topraklarımızda özgürce yaşayabilelim diye kendilerini feda edişi, en büyük silahlarının inançları olduğu, kimsenin kazanabileceklerine ihtimal vermediği ama onların bildiği ve kazandığı zaferdi. Bu minnet borcu nasıl ödenir?

Nasıl ödenirden ziyade nasıl ödenmez biliyor musunuz? Böyle ödenmez işte. Meydan okumak; dünyayı arkana alıp Anadolu'ya meydan okumak değil, Anadolu'yu arkana alıp dünyaya meydan okumaktır. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Winston Churchill’in (Britanyalı devlet adamı, Çanakkale Savaşı'nda Bahriye Nazırı idi) savaştan sonra söylediklerini yazmak istiyorum.

“Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm. Oldukça mutluydum, umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir diyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak için, askeri, parayı, cephaneyi, her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük, mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız, Mustafa Kemal'i. Bağrımda İngiliz gururu olmasa, Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim. ''

Yiğidi sadece öldürüyorsunuz, bir kere hakkını verseniz, nankörlüğünüzü, pişkinliğinizi, kendinizi beğenmişliğinizi bir kenara bırakıp minnet denen, saygı denen, hatta en önemlisi ve en uzağınızda olan sevgi denen duyguyla tanışsanız keşke.

Bayrağı için, toprağı için savaşan tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun, tüm gazilerimizden Allah razı olsun ve sen Mustafa Kemal Atatürk, sen bizim başımıza gelen en güzel şeysin.

Bu haber 3159 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam