reklam

Bugun...
08-09-2018 16:51:00 büyüt küçült

Avni ERBOY

Potanın gözü yaşlı…

İsmet Badem, basketbol tarihimizde bambaşka yeri olan önemli bir isimdi… Dünyada sadece basketbol haberi veren gazeteyi ilk çıkaran gazeteci olma onuruna erişti… Fanatik Basket’in yaşaması için büyük mücadele verdi… Yıllarca başarılıyla çıkardı.
Fanatik Basket Gazetesi’nin ekibinde olmaktan her zaman onur ve gurur duydum. Kapandığı güne kadar fahri olarak yazdığım köşe yazılarımı hiç aksatmadım…
Basketbolu çocuklara sevdirmek için yurt genelinde paneller düzenledi. Ege Bölgesindeki panelleri benim organize etmemi isterdi. Birlikte çok güzel günlerimiz geçti… Zaman zaman İzmir’e gelir ve ailece birlikte sohbet ederdik… Tercüman Gazetesi’nde çalıştığı günlerde İzmir Atatürk Spor Salonu’nda tanıştığımız bir basketbol maçından ölüm haberini aldığım güne kadar iletişimimizi koparmadık. En son kendisini Basketbol Adamları Derneği Basketbol Oskarları Ödül Törenine davet ettiğimde, davetiyesini yolladığım whatsapptan şu yazıyı yazmıştı:
“Muazzam adamsın. Dostum benim. Hala ideallerin ve sen dimdik ayaktasın. Kutlarım.”
18 Ağustos’taki bu yazısı veda yazısı oldu, benim için…
 Dosttu…
“Adam gibi adam” derler ya… Aynen öyle. Özü sözü bir!.. Sözünü de asla esirgemez. Kalbinden geldiği gibi konuşurdu. Mertçe, dobra dobra…
Ayvalık Küçükköy Belediyespor bayan basketbol takımı 2. Ligden 1. Lige çıktığında kaptanları ve İzmir bayan basketbolunun duayen isimlerinden Ebru Dere, “Avni ağabey, İsmet ağabeyi de al, gel. Küçükköy’de basketbol paneli yapalım. Hava gelsin köye” demişti. Bunun üzerine başkan Nedim Özdemir’in davetiyle Ayvalık’a gittik. Başkan Nedim Özdemir ile Küçükköy Belediyesi’ndeki (Sarımsaklı’yı da içine alan beldeydi. Şimdi mahalle oldu) makamında konuşurken, bir ara “Sen akıllı adamsın. Basketbolda büyümek istiyorsan, Avni Erboy’u genel menajer olarak al. Hem medyada sesiniz olur, hem de basketbolu iyi biliyor. Size büyük katkı sağlar” dedi. Başkan da ben de şaşırmıştım… Daha önce Tuborg Basketbol Takımında basın danışmanlığı, idari ve genel menajerlik görevlerinde bulunmuştum ama,  gazetecilik tek işim olmalıydı. Ancak basketbolu da çok seviyordum… Katkı vermek, yeni kulübe sağlam temel atmak her zaman hedeflerim arasındaydı. Makamda başlayan sohbet benim “Tamam 3 ay sizinle olurum. Sistemi kurar ve İzmir’e dönerim” dedim… Nitekim de o gün verdiğim sözü tutup, 3 ay kaldım.
İsmet ağabeye “neden beni ateşe attın?” dediğimde, “Bak. Bu takım yeni kurulmuş. İşi bilen yok. Sen olursan takımı kurar, sistemi oturtursun. En azından Türk Basketbolu yeni takım kazanır yoksa bunlar ligi bile çıkaramaz. Sen sistemi kur. İşini yap. Bozmasınlar uzun ömürlü olacaklar. Ama sistemi bozarlarsa onların bileceği iş…” cevabını vermişti.
İsmet ağabey, hiç beklenmedik anda bir fikir ortaya atar, gündem yaratır ve sonuca giderdi…
Fanatik Basket’in kapatılacak söylentilerinden sonra büyük mücadele veren ancak gazetenin kapanmasını engelleyemeyen İsmet Badem’i bu olay çok üzmüştü… Basketbola küsmedi ama bir ara verdi. Sonra yeniden aynı tutkuyla kalemine ve mikrofonuna sarıldı… Bu arada motor sevdası baş gösterdi.  Basketbol yazarlığı, yorumculuk, radyo ve TV’deki başarılı çalışmaları onu öylesine yıpratmıştı ki, sonunda kalbi dayanamadı…
Hastanede yatarken aradığımda, “Senin sınıfına girdik” dedi… Ben de bypass olup, 4 damarım değişmişti… Kısa bir sohbet ettik. “Aman ağabey kendine çok dikkat et… Motor sevdasından da vaz geç artık…” dedim. Telefonun diğer ucundan güldü…
Motor son dönemdeki en büyük sevdasıydı… Alternatif sporları sevdiğimden, gittiği yerlerdeki ilginç fotoğraflarını yollar www.kimseduymasin.com web haber sitemize koymamı isterdi.
Kalp problemini çözdü çözmesine de… Motor sevdasından vazgeçmedi. Geçemedi!..
Ve o sevda onu ölüme götürdü…
Acı haberi, sevdiği arkadaşım Ömer Soysal telefonla verdi. “Arabayla yoldayım, radyodan son dakika anons geçti. İsmet Badem ölmüş” dediğinde, inanamadım… Olduğum yere çöktüm…  Neden sonra, hemen telefona sarıldım… Oğlu Burçin’i aradım. Ulaşamadım… Sonra Yiğit acı haberi doğruladı: “Burçin ağabey , sosyal medyadan yazmış…”
Çanakkale Eceabat Seddülbahir Köyü’nü çok seviyordu. Hep, “Çanakkale Boğazının girişindeki yazlığıma doyamıyorum. Otur saatlerce manzarayı seyret…” derdi.
Bugün ALLAH nasip ederse orada olacağız… İsmet Ağabeyi son yolculuğuna uğurlayacağız… Nur içinde yat, koca adam… Sevgili Ağabeyim… Seni hiçbir zaman ne ben, ne ailem, ne de basketbol camiası unutmayacağız… 
 

Bu haber 447 defa okunmuştur.
reklam
MAKALE YORUMLARI
reklam
reklam
haber arşivi
reklam
reklam